Ana Sayfa / Makaleler / Kalite Öyküleri / “Mastitise süt analizi ile meydan okuyun!”

“Mastitise süt analizi ile meydan okuyun!”

Süt analiz laboratuvarlarında mastitis hastalığının tespiti uzun yıllardır somatik hücre sayımı yöntemi ile yapılabilmektedir. FOSS Hayvan Hastalıkları Uzmanı Dr. Daniel Schwarz mastitis ile ilgili çalışmalarda istenilen noktaya henüz gelinemediğini ve hala yüksek miktarda sütün mastitis nedeniyle işlenemediğini söylüyor. Schwarz, mastitis ile etkin mücadele konusunda Süt Dünyası’na önemli açıklamalarda bulundu.

Somatik hücre sayım yöntemi uzun zamandır mastitis tespitinde başarılı bir şekilde uygulanmakta. FOSS tarafından geliştirilen Fossomatic cihazı da bu alanda kullanılan otomatik sistemlerin başında geliyor. Bilim insanları ve araştırmacılar neden hala mastitis sorunuyla ilgili yeni çalışmalar yapma ihtiyacı duyuyor?

Evet, 70’li yılların son döneminde, daha etkin bir sürü yönetimini sağlamak amacıyla, her bir süt hayvanından elde edilen sütün somatik hücre sayımı yapılmaya başlanmış ve sonrasında birçok ülkede mastitis vakalarında ciddi oranda azalma gözlenmişti. Böylece somatik hücre sayısı mililtrede 500 binden 200 bin adete kadar düşürülmüştü.

Fakat mastitis çok kompleks bir hastalık olduğu gibi çevresel ve mevsimsel etkiler ile yemleme koşulları gibi birçok faktöre bağlı olarak gelişmektedir. Bununla birlikte mastitise yol açan patojenler de sürekli bir evrim içerisinde olduğundan daha etkin mastitis yönetim programlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Zaman içerisinde süt sığırlarının metabolizması da değişim göstererek çok daha yüksek miktarlarda süt verimi sağlanmıştır. Bu nedenle araştırmacılar sürekli olarak bu değişimleri gözlemlemek ve mastitis yönetim programlarını gerekli şekilde güncellemek zorunda kalmaktadırlar.

“MASTİTİS NEDENİYLE İNEK BAŞINA 500 KİLO SÜT KAYBI YAŞANMAKTADIR”

Mastitis hastalığının bugün ulaşmış olduğu noktayla ilgili bize biraz bilgi verir misiniz. Bu hastalık nedeniyle ne kadar süt çöpe gitmektedir?

Süt sığırları doğumu takip eden süreçte yüksek oranda risk altındadır. Süt verimi yüksek olan sığırlarda enerji ihtiyacının alınan enerji miktarından daha yüksek olması halinde, hayvan metobolizmasında stresli bir yapı oluşmakta ve bu durum hayvanı hastalıklara ve bir takım düzensizliklere açık hale getirmektedir.

Çok iyi tasarlanmış ve uygulanmış mastitis yönetim programlarına rağmen; ortalama olarak her 100 hayvandan 50’sinde klinik ve subklinik mastitis vakaları görülmekte, aşağı yukarı her saniye bir hayvan mastitis hastalığından etkilenmektedir.

Süt kaybı, enfeksiyon kapmış hayvanların süt verimindeki düşüşünden veya hayvanın sağıma uygun olmamasından kaynaklanabilmektedir.

Laktasyonun başlangıç döneminde gözlenen mastitis vakaları sonucu süt kaybı, laktasyon dönemi toplamında 500 kiloya ulaşabilmektedir. Hastalığa karşı antibiyotik gibi medikal bir uygulama durumunda ise hasta hayvandan sağılan süt veya bu sütten elde edilecek ürünler tüketime uygun olmamaktadır.

Bu durumda süt üretim kaybı 100-300 kilo arasında olmaktadır. Hastalıktan kaynaklı bütün harcamaları (Medikal uygulama, veteriner ücreti, sağım yapılamaması ve sağılan sütün atılması) göz önüne alırsak tek bir mastitis vakası süt üreticisine 100 ile 950 avro arasında bir ekonomik kayba yol açmaktadır. Somatik hücre analizinin düzenli olarak yapılması ile mastitis kaynaklı bu kayıpların önüne geçilebilmektedir.

Mastitis hem sektörel açıdan hem de bireysel olarak süt üreticisi açısından maliyetli bir hastalık olarak ön plana çıkmaktadır. Veteriner harcamaları, antibiyotik kullanımı, süt veriminde azalma, süt kalitesindeki düşüş, düşük fiyatlandırma bu kaybın en belirgin noktalarıdır.

Somatik hücreler bakterilerin sebep olduğu doku tahribatları ve enfeksiyonlarla savaşmak amacıyla meme salgı bezlerinden vücuda yayılan beyaz kan hücreleridir (lökosit).

Enfeksiyon kapmamış hayvan memesinde somatik hücre sayısı çok düşük kalmaktadır. Fakat memede herhangi bir enfeksiyon veya tahribat belirmesi durumunda, vücut hasarlı bölgeler için yüksek sayılarda somatik hücre salgılamakta ve bu bölgeye göndermektedir. Bu yüzden somatik hücre sayısı meme sağlığı ve süt kalitesi açısından önemli bir parametredir. Mastitis klinik boyutta ( SCC >1 Milyon ) veya sub-klinik boyutta ( 200,000 < SCC < 1 Milyon) olabilmektedir.

Peki, süt analiz laboratuvarları damızlık sığırların gelişimi için neden daha etkin bir mastitisle mücadele programı geliştiremiyorlar?

Çiğ süt analiz laboratuvarları sürekli mevcut müşterilerine sundukları hizmetleri geliştirmenin yollarını aramaktadır. Dünya genelinde, mevcut sürü yönetimi metodlarından yola çıkarak, mastitis etmeni olarak kabul edilen patojenlerin tespitine yönelik yeni yöntemler geliştirilmektedir. FOSS da, süt üreticisi için daha uygulanabilir sürü yönetimlerinin hayata geçirilmesini amaçlayan yeni çözümler üzerinde fikir alışverişinde bulunarak, süt analiz laboratuvarlarıyla sürekli irtibat halindedir. Mastitis doğal olarak listenin en başında yer almaktadır ve gereken önem verilmektedir.

“MASTİTİS TESTİNDE EN ETKİLİ YÖNTEM SOMATİK HÜCRE SAYIMIDIR”

Laboratuvarlar daha etkili ve sağlıklı analiz sonuçları elde etmek için ne gibi yöntemler kullanıyorlar?

PCR (Polymerase Chain Reaction) testi ile 16 farklı mastitis etmeni patojen organizma analiz edilebilmektedir. PCR analizi 5 saat içerisinde tamamlanabilmekte fakat sonuçların değerlendirilmesi zor olmaktadır. Örneğin kontaminasyon veya numune bulaşması sonucu oluşan yanlış pozitif sonuçlar olabilmektedir. Ayrıca PCR testi süt üreticisi açısından maliyetlidir (hayvan başına yaklaşık 15-20 avro).

Diğer bir test; bir glikoprotein olan lactoferrin testidir. Lactoferrin memeli hayvanların bağışıklık sisteminde yer alan bir bileşendir ve sütte doğal olarak bulunur. Bu parametre FOSS Milkoscan serisi gibi FTIR (Fourier Transform Infrared Technology) sistemi aracılığıyla tespit edilebilmektedir ve analiz maliyeti son derece düşüktür.

Veya maliyet açısından biraz daha yüksek olan ve uzmanlık gerektiren ELISA (Enzyme-Linked Immunosorbent Assay ) yöntemi de kullanılabilir. Ancak, lactoferrin konsantrasyonundaki değişimlerin çoğunlukla klinik mastitis durumlarında tespit edilebildiğini ortaya koyan çalışmalar yapılmıştır. Laktoferrin değerinin mastitis görüntüleme açısından bir parametre olarak kabul edilebilirliği, bilimsel çevrelerde tartışılmaktadır. Lactoferrinin bu noktada önemi halen belirsizliğini korumaktadır.

Üçüncü olarak; bağışıklık sisteminde farklı fonksiyonlara sahip bir (Lipo-) protein olan Milk Amyloid A (MMA), mastitis tespitinde referans alınan madddelerden biri olarak belirlenmiştir. Bu protein sadece amaca yönelik olarak geliştirilmiş, analiz maliyeti kısmen yüksek ve uzman kullanıcı gerektiren ELİSA kullanımıyla tespit edilebilmektedir. Ayrıca MMA analizinin önemi daha çok doğum sonrası süreçte kolostrum sütünün analizinde görülmektedir, daha farklı sürü yönetim uygulamaları açısından da öneminin tespit edilmesine ihtiyaç vardır.

Sonuç olarak; doğru bir şekilde ve bir program dahilinde yapılan somatik hücre sayımı, mastitis görüntüleme için en etkili yöntem olarak varlığını sürdürmektedir. Ancak mastitisin daha detaylı şekilde görüntülenmesine (Örneğin, hastalığın başlangıç anında tespitine) ihtiyaç vardır

“MASTİTİS BAŞLADIĞI ANDA TESPİT EDİLİRSE KAYIPLAR ÖNLENEBİLİR”

Mastitisin etkisini azaltmak için ne yapmak gerekiyor. Süt üreticisinin neye ihtiyacı vardır?

Sağlıklı bir sürü yönetimi uygulamak isteyen süt üreticisi doğru bilgilere ihtiyaç duymaktadır. Bugün mastitis ile mücadele, somatik hücre sayısı yüksek olan numunelerin sağıldığı hayvanlara, çoğunlukla antibiyotik tedavisi uygulanarak yapılmaktadır. Fakat, önleyici ölçümler sonucunda ancak daha büyük başarılar elde edilebilir. Mesela hayvanda mastitis başlangıcının gerçekleştiğini anında tespit etme şansımız olursa ve medikal uygulamaya gerek bırakmayan bir tedavi uygulanabilirse, süt endüstrisi açısından sıradışı bir gelişme olur.

Diyelim ki bugün mastitis vakalarının oranını yüzde 10 daha aşağıya çekmeyi başardık. Bunun global süt üretiminde ne gibi bir etkisi olurdu?

Sürüdeki hayvan sayısını veya hayvan başı ortalama süt üretimini artırmadan elde edilen süt miktarı direkt olarak artacağı için yem ve su gibi değerli kaynakların daha etkin kullanımı ile sonuçlanırdı. Ayrıca, mastitise müdahele olarak antibiyotik kullanımı da azaltılmış olurdu. Ayrıca önem arzeden diğer bir konu, insanlar için antimikrobiyel direnç küresel bir tehdit oluştururken, süt fiyatlarının değerinin korunmasıyla mücadele eden çiftçiler için, süt üretiminin artırılması olumlu bir gelişme olurdu.

Peki çözüm nedir?

Araştırmalar gösteriyor ki, 1980’li yıllarda FOSS tarafından tanıtımı yapılan toplam somatik hücre sayımı yanında, somatik hücrelerin belirli hücre popülasyonları şeklinde sınıflandırılması ile çok değerli bilgilere ulaşmamız mümkün olabilir. Bilimsel çalışmalar göstermektedir ki, böyle bir sınıflandırma sonucunda, sadece somatik hücre sayımından yola çıkılarak yapılan değerlendirmelere kıyasla hayvandaki meme sağlığı hakkında çok daha detaylı bir veriye ulaşmak mümkün olmaktadır.

“TOPLAM BAKTERİ VE SOMATİK HÜCRE SAYIMINI TEK CİHAZLA AYNI ANDA YAPIYORUZ”

Süt analiz laboratuvarlarına başta somatik hücre sayımı olmak üzere sütün mikrobiyal kalitesinin ölçümü ile ilgili ne gibi çözümler sunmaktasınız?

FOSS sistemleri bildiğiniz gibi dünya genelinde gerek kimyasal gerek mikrobiyal özelliklerin tespit edilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Sütün mikrobiyal kalitesi söz konusu olduğunda değerlendirmeye alınması gereken iki ana parametre karşımıza çıkmakta: Toplam bakteri sayısı ve somatik hücre sayısı. Bu alanda FOSS’u öne çıkaran nokta; ilgili kurumlar tarafından onaylanmış olan Flow Cytometry yönteminin ilk defa FOSS tarafından geliştirilmiş olmasıdır.

Bugüne kadar sütün mikrobiyal kalitesinin tespitine yönelik, FOSS olarak BactoScan (Toplam bakteri sayımı) ve Fossomatic (Somatik hücre sayımı) sistemlerini geliştirdik. Uzun yıllardır süt analiz laboratuvarlarında kullanılmakta olan bu sistemler saatte 600 numuneye kadar çıkan yüksek kapasitelerde çalışmakta.

Yaptığımız saha çalışmaları sonucunda, özellikle süt üretim noktalarından bize ulaşan talepleri de değerlendirerek yeni ve kompakt bir sistem geliştirdik. Hem toplam bakteri hem de somatik hücre sayımının tek bir numuneyle aynı anda gerçekleşebileceği bir sistem üzerinde çalıştık ve böylece BacSomatic sistemi ortaya çıktı.

Özellikle süt toplama merkezlerinin yoğun ilgi gösterdiği BacSomatic sistemi ile sütün mikrobiyal kalitesini artırmayı amaçlayan süt işletmeleri de ilgilenmektedir. Tezgah üstü bir cihaz olan BacSomatic laboratuvarınızda çok alan kaplamıyor. Ve işletmeye ulaşan numunelerin mikrobiyal kalitesini kısa sürede tespit etmenizi sağlıyor. Flow Cytometry prensibiyle bütün hücreleri ve bakterileri tek tek sayarak size net bir rakam sunmaktadır, kesinlikle bir tahminleme yapmamaktadır.

Sadece somatik hücre analiz modülü de tercih edilebilmekte fakat süt işletmeleri çoğunlukla hem somatik hücre hem de toplam bakteri sayımını yapabilecekleri bir sistem arayışına girmekteler.

 

Kapasite olarak somatik hücre analizi için saatte 40 numune, toplam bakteri analizi için ise saatte 15 numune kapasitesine sahiptir. Kullanıcının çiğ süt numunesini cihaza yerleştirmesi yeterli olmaktadır, sistem tamamen otomatik olarak faaliyete geçmekte ve analiz sonucunu ekrana yansıttığı gibi hafızasına da kaydetmektedir. Mikrobiyoloji laboratuvarında çalışma koşullarının ve sağlık riskinin ne kadar yüksek olduğu gerçeği dışında laboratuvar analizlerinin yüksek maliyeti de göz önüne alınınca, BacSomatic’in bu denli yoğun ilgi görmesine şaşırmamak gerekiyor.

Ayrıca bu yıl satışa sunduğumuz Fossomatic 7 sistemi ile somatik hücrelerin sayımı ile birlikte sınıflandırmasını (somatik hücre profili) yapan bir teknoloji geliştirerek mastitis hastalıklarına daha geniş bir pencereden bakma olanağı sağladık.

“SOMATİK HÜCRE SAYIMI YETMEZ, TÜRLERİNİN DE ORTAYA KONMASI GEREKİR”

Somatik hücre profili nedir, nasıl bir çalışma prensibi vardır?

Somatik hücre profili; sütte bulunan bağışıklık hücrelerinin lenfositler, makrofajlar ve polimorfonükleer nötrofiller olarak sınıflara ayrılmasıdır. Bu üç hücre popülasyonu, memedeki bağışıklık tepkilerinin oluşmasında önemli rol oynar. Özetleyecek olursak; lenfositler bağışıklık tepkilerinin harekete geçirilmesini veya bastırılmasını düzenler. Makrofajlar aktif fagosit hücrelerdir ve onlar da bağışıklık sisteminin tepkileri üzerinde düzenleyici etkiye sahiptirler. Polimorfonükleer nötrofillerin (PMN) büyük bir kısmı mastitisin başlangıç sürecinde ortamda egemen hale gelen bakterilere karşı savaşırlar.

Bu üç hücre grubunun farklı fonksiyonlara sahip olmaları sonucu lökositlerin dağılımı normal süt ile mastitisli süt arasında farklılık gösterir. Spesifik olarak, bu üç hücre grubu içerisinde PMN hücrelerinin oranı, mastitis durumunda %95’e kadar ulaşabilmektedir. Herhangi bir iltihaplanma belirtisi göstermeyen hayvan memesinde tam tersi bir şekilde, toplam somatik hücre sayısı düşüktür ve ortamda makrofajlar ve lenfositler baskın haldedir.

Toplam somatik hücre sayısı ile birlikte somatik hücre gruplarının karakteristik özelliklerinin biliniyor olması, hastalığa karşı çok daha etkin bir yönetim sergileyebilmek adına daha detaylı bir veriye sahip olmamız anlamına gelmektedir.

Sizce hayvancılık endüstrisi ne zaman mastitisi gerçek anlamda azaltma gücüne sahip olacaktır?

Bence önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde büyük gelişmeler olacak, fakat bu bir çok ortak çalışmanın sonucu olarak gerçekleşecek. Bir sonraki aşamada, elde edilen verilen anlamlı bilgilere dönüştürülerek süt üreticisi sürü yönetimi açısından net kararlar almasını mümkün hale getirmektir.

Hastalık son derece kompleks bir yapıya sahip olduğu gibi çalışmalar da aynı şekilde kalabalık bir grup (Veterinerler, üniversiteler, damızlık sığır yetiştirici birlikleri) arasında ortak bir platformda yürütülmelidir.

Bizim vizyonumuz mümkün olan en yüksek veri seviyesine ulaştıracak analitik çözümler sunmaktır.

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Ayrıca kontrol et

Kalite yatırımı ile ürünlerin raf ömrü uzadı

Tekafos’un desteği ile hazırladığımız Kalite Öykülerinde bu sayıda YÖRSAN’ın öyküsü yer alıyor. Kaliteye yapılan yatırımın başarıyı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.