Ana Sayfa / Makaleler / Bilimsel / Kefirin yüksek tansiyon ve kalp sağlığına etkileri

Kefirin yüksek tansiyon ve kalp sağlığına etkileri

Kefir, içinde simbiyotik olarak birlikte yaşamlarını sürdüren çok çeşitli laktik asit bakterileri ve mayaların bulunduğu kefir danelerinin sütü fermente etmesiyle üretilir. Kefir, içerdiği karmaşık simbiyotik biyokütle ve bileşenler ile sağlıküzerinde pek çok yararlı etkiye sahiptir.

Bilgenur Üçgül, Zeynep B. Güzel-Seydim

Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, 32260, Isparta, zeynepseydim@sdu.edu.tr

1. GİRİŞ

Biyoaktif bileşikler, gıdalarda farklı yapılarda ve değişen miktarlarda bulunan, düzenli tüketimleriyle olumlu sağlık etkileri tespit edilmiş bileşenlerdir. Süt proteinlerinin, proteolitik aktivitesi yüksek enzimlerle hidrolize olması sonucunda, kazein ve serum proteinlerinin yapı taşlarını oluşturan bileşenler daha küçük fragmentler olarak açığa çıkmaktadır; bunların sağlık etkileri tespit edildiği için “biyoaktif peptitler”olarak isimlendirilmiştir.

Laktik asit bakterileri (LAB) çeşitli fermente süt ürünleri için starter olarak kullanılırlar; proteolitik aktivitesine bağlı olarak hücre dışı enzimatik aktiviteleriyle süt proteininden biyoaktif yararlı peptitleri serbest hale getirebilmektedirler. LAB’ın amino asit sentez yeteneği sınırlı olduğundan optimal gelişme gösterebilmesi için dış azot kaynaklarını kullanması gerekir. Bu sebepten dolayı LAB genellikle sütte gelişirken kazeinden esansiyel amino asit sağlayabilmek için karmaşık proteolitik sistemleri kullanır.

Bu özelleşmiş proteolitik sistem:

  • Hücre zarı ile ilişkili proteinaz (cell envelope-associated, CEP)
  • Peptiti amino aside indirgeyen pek çok hücre içi peptitaz
  • Peptit alımına izin veren bir taşıma sistemini içerir.

Özellikle süt fermantasyon prosesinde CEP sistemin anahtar enzimidir, çünkü kazein degradasyonunun ilk aşamasını ve LAB’ın sütte gelişerek fermantasyonun tamamlanmasını sağlar. CEP sistemi, kazeini oligopeptitlere indirger ve bu oligopeptitler de hücre içine girdikten sonra hücre içi peptidazlar tarafından serbest amino asitlere kadar hidrolize olurlar. Bunun yanı sıra bazı CEP’ler fermantasyon sırasında biyoaktif peptitlerin açığa çıkmasını da sağlar (Mozzi ve ark., 2010; Pederson ve ark., 1999).

Bir peptitin potansiyel biyolojik etkisinin uygulanması büyük ölçüde hedef organa ulaşana kadar bozulmamış kalma yeteneğine bağlıdır (Segura-Campo ve ark., 2011). Yapılan çalışmalar özellikle süt proteini kaynaklı biyoaktif peptitlerin insanlarda çeşitli hastalıklara karşı koruyucu ve önleyici bileşenler olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur (Nongonierma ve ark., 2015). Biyoaktif peptitlerin hem lokal gastrointestinal etkilerinden, hem de sindirim sonucunda bağırsak tarafından emilerek kan dolaşımına geçişi Şekil 1’de sunulmuştur (Mozzi ve ark., 2010).

Bu yayında, önemli bir fermente süt ürünü olan kefirde biyoaktif peptitlerin oluşumu ve sağlık etkileriyle ilgili güncel bilimsel makalelerdeki önemli bilgilerin derlenmesi amaçlanmıştır.

2. KEFİR FERMANTASYONUNDA OLUŞAN BİYOAKTİF PEPTİTLER

Kefir, içinde simbiyotik olarak birlikte yaşamlarını sürdüren çok çeşitli laktik asit bakterileri ve mayaların bulunduğu kefir danelerinin sütü fermente etmesiyle üretilir. Binlerce yıl önce Kafkaslar tarafından kullanılan kefir danelerinin süte ilavesiile elde edilen hafif asidik, lezzetli, hafif köpüklü, ferahlatıcı fermente bir süt ürünüdür (Güzel-Seydim ve Kök Taş, 2019; Yüksekdağ ve ark., 2003; Dallas ve ark., 2015). Kefir, içerdiği karmaşık simbiyotik biyokütle ve bileşenler ile sağlıküzerinde pek çok yararlı etkiye sahiptir.

Kefirin insan sağlığına yararları arasında antimikrobiyel ve antikarsinojenik özellikleri, gastrointestinal sistemi düzenlemesi, kolesterolün düşmesine yardımcı olması, laktoz intolerans üzerinde etkili olması,bağışıklık sistemini desteklemesi ve bağırsak sağlığı için gerekli probiyotik ve prebiyotiklere sahip olması sayılabilir (Güzel-Seydim ve ark., 2011). Ayrıca yapılan güncel çalışmalarda kefirdane mikroflorasının proteolitik aktivitesi sonucunda kefirde biyoaktif yararlı peptitler belirlenmiştir (Kabadjova-Hristova ve ark., 2014; Amorim ve ark., 2019).

Kefir danelerini oluşturan mikroorganizmaların laktozfermentasyonu iyi bilinmesine rağmen süt proteinlerinihidrolize etme yetenekleri son yıllarda araştırılmayabaşlanmıştır. Yapılan çalışmalar kefir mikroorganizmalarının süt proteinlerini ve peptitleri hidrolize edebildiğini göstermiştir. Dallas ve ark. (2015) yaptığı çalışmalarda sütte ısıl işlemleinaktif hale gelmeyen proteazların da fermentasyon süresince bu mikroorganizmalarla birlikte proteinleri parçaladıklarını göstermiştir. Fakat sütten gelen proteazların aktivitesi kefir mikroorganizmalarının aktivitesi ile karşılaştırıldığında minimal olarak bulunmuştur.

Çalışma ayrıca kefir mikroorganizmalarının proteolitik etkilerinin mevcut proteine özgü olduğunu ve bütün proteinlere aynı şekilde etki edemediklerini göstermektedir. (a) ve ß kazeini kullanabilen kefir mikrobiyotası fermentasyon süresi uzatılsa dahi ß-laktoglobulini hidrolize etmemiştir. Bunun sebebinin ß-laktoglobulin moleküler yapısının iki disülfit bağı içermesinden dolayı proteolizi zorlaştırmasından kaynaklı olduğu düşünülmüştür (Dallas ve ark., 2015; Ferreira ve ark., 2009). Açığa çıkan biyoaktif peptitlerin yanı sıra proteinin parçalanmasıyla sindirilebilirliğin arttığını ve gastrointestinal sistemde sindirilmesinin kolaylaştığını, bu sebepten dolayı daha rahat tüketilebildiğini göstermektedir (Dallas ve ark., 2015).

Şekil 1. Fermantasyon ve/veya sindirim yoluyla proteinlerden ayrılan peptitler ve sağlık etkileri (Mozzi ve ark., 2010)

Suş bazında gerçekleştirilen bir araştırmada, 276 Lactobacillus spp. suşundan alınan örneklerden 49 koloninin proteinaz enzimi ürettiği belirtilmiştir. Ayrıca 276 suşun hepsinin de kazeini hidrolize ettiğini, fakat kazeini hidroliz etkinliğinin suştan suşa farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (Kabadjova-Hristova ve ark., 2014).

Amorim ve ark. (2019) biyolojik olarak aktif peptidleri ileri analitik yöntemlerle tanımlamıştır. Yüksek çözünürlüklü kütle spektrometresi gibi peptidomik tekniklerin kullanılması, süt ürünlerinin sağlık yararları hakkındaki bilgilerin aydınlatılmasına destek olmaktadır. Kefir daneleri ile fermantasyonun süt kompozisyonunu nasıl etkilediğini değerlendirmek için iki kütle spektrometresi tekniğini birleştiren proteomik bir çalışma yapılmıştır. MALDI TOF ve Q-Exactive LC-MS/ MS cihazları kullanılmıştır. MALDI-TOF analizinde, fermantasyondan sonra muhtemelen yüksek moleküler kütlelere sahip süt proteininin endojen proteolizi nedeniyle yeni iyonların ortaya çıktığı görülmüştür.

Sinyallerin çoğu, fermente edilmemiş süt için 800-1900m/z ve kefir için 700-2500m/z olarak tespit edilmiştir. Fermantasyondan sonra bu kütle aralığının dışındaki bazı sinyalleri not etmek mümkündür. Her iki grup 110 peptidi paylaşırken, 49 peptit fermentasyondan önce, 624 peptit ise fermentasyondan sonra tanımlanmıştır. Peynir altı suyu proteinleri, proteazların küresel yapısı ile açıklanan kazeinlerle karşılaştırıldığında proteazların hidrolitik aktivitesine karşı daha dirençlidir (Amorim ve ark., 2019).

Bir başka çalışma kazein, kazein hidrolizat ve peptit fraksiyonlarının in vitro biyoaktivitesi ve biyoyararlanımı inceleyerek kazein hidrolizatının kazein ile karşılaştırıldığında biyoyararlanımı arttırdığını ortaya koymuştur. Ayrıca peptitlerin amino asit bileşimi, peptitlerin sindirim enzimlerine ve bağırsak peptitazlarına direncini etkilediği de belirtilmiştir. Daha çok bazik amino asit içeren fraksiyonlar daha yüksek antioksidan aktiviteye sahip olsa da, asidik fraksiyonlar daha yüksek biyoyararlanıma sahip olarak belirtilmiştir (Wang ve ark., 2015).

Kefirin sağlığı iyileştirici etkilerinin biyoaktif peptitlerden kaynaklandığı düşünülerek kefirin gastrointestinal sindirim sırasında durumunu değerlendirmek için, peptit profilindeki değişiklikleri oral, gastrik ve ince bağırsak boyunca izlendiği bir başka çalışma da birçok biyoaktif peptitin, simüle edilmiş sindirim yoluyla salındığını göstermektedir. En belirgin şekilde, anjiyotensin-dönüştüren enzim inhibitörü ß-kazein 203-209’un konsantrasyonu, oral, gastrik ve bağırsak sindiriminden sonra yaklaşık 10.000 kat arttığı belirtilmektedir (Liu ve ark., 2017).

Kefirdeki biyoaktif peptitlerle ilgili yapılan çalışmalardan bir diğeri ise kefir mikroorganizmalarının proteolitik aktivitesiyle açığa çıkan peptitlerin tanımlanmasıdır. Çalışmada kefir içinde bulunan 257 peptit tespit edilmiş ve bu peptitlerin 236 tanesinin sadece kefire özgü olduğu belirtilmiştir. Çalışma ayrıca kefir peptitlerinin çoğunluğunun çiğ sütün içerisinde endojen olarak mevcut olmadığını, ancak mikrobiyota proteazları ile süt kazeinlerinden salındığı ve bu nedenle kefire özgü olduğunu göstermiştir. Ayrıca peptit profilinin önemli bir bölümünün kefire özgü olduğu ve üretim parametrelerinden bağımsız olduğu tespit edilmiştir.

Başlangıç kültürünün peptit oluşumu üzerinde önemli bir etkisi olabileceğinden, iki farklı kefir çeşidi üretilerek analizler yürütülmüştür. Bir ürün için, ısıl işlem görmüş yağsız süt, ticari bir kefir starter kültürü karışımıyla mayalanırken, diğer numunede kefir daneleri kullanılmıştır. Diğer tüm üretim parametreleri her iki çeşit için aynı tutularak mikrobiyolojik bileşim karakterize edilmiştir (Ebner ve ark., 2015). Örneklerdeki proteolitik aktivite değerlendirilerek sonuçlar ticari starter kültürle üretilen kefirin proteolitik etkinliğinin, kefir daneleri tarafından üretilen örneklere kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.

Dane ile yapılan kefirlerin mikrobiyotası çok daha çeşitli ve bakterilerin yanı sıra mayalarca da zengin olduğu için daha yüksek proteolitik aktivite olması olağandır; ancak bu araştırmada kullanılan dane mayanın mikrobiyal aktivitesinin nispeten zayıf olma ihtimali düşünülmüştür; dane maya içerikleri kaynağa göre önemli farklılık gösterebilmektedir. Bununla birlikte, kefir örneklerinde tanımlanmış olan peptitlerin sadece 21’i daha önce çiğ sütün bileşenleri olarak tanımlanırken, 236 peptitin kefire özgü olduğu belirtilmiştir.

Çalışma sonucunda ß-kazeinin kefir mikroflorası tarafından kullanıma daha uygun olduğu düşünülmüştür. Bu çalışma, peynir altı suyu proteinlerinden ayrılan peptit olmadığını göstermiştir. Bu durum, küresel yapılarından dolayı proteazlara karşı daha dirençli olmaları ile açıklanabilmektedir. Kazeinler ise kısmen yüksek prolin içeriğinden kaynaklanan esneklikleri nedeniyle mikroorganizmalar için daha erişilebilir durumda bulunmaktadırlar (Ebner ve ark., 2015). Açığa çıkan peptitlerden kazesidin 17’nin antimikrobiyal, ACE inhibe edici, immünomodüler, antioksidan ve antitrombotik aktivitelere sahip olduğu ve kefir içinde yüksek oranlarda bulunduğu tespit edilmiştir.

VYPFPGPIPN (ß-kazein) olarak adlandırılan bir başka peptit de ACE önleyici, antioksidan ve opioid aktivitesini gösteren başka bir çok işlevli peptittir (Ebner ve ark., 2015).

3. KEFİRİN YÜKSEK TANSİYON VE KALP SAĞLIĞINA ETKİSİ

Spontan yüksek tansiyonlu fareler (Spontane Hipertansif Fareler, SHR) üzerinde kefirin etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, SHR’de kefirin yüksek tansiyon ve endotel disfonksiyonu üzerine yararlı etkilerini tespit etmektir. Beklendiği gibi, spontan yüksek tansiyonlu sıçanlar, Wistar sıçanlarına kıyasla yüksek ortalama arter basıncı seviyeleri sergilemiştir. 7, 15 ve 30 gün boyunca kefir uygulamasının yüksek kan basıncı üzerinde önemli bir etkisi olmamasına karşın, 60 gün boyunca uygulandığında bu parametrede önemli bir düşüş gözlemlenmiştir. SHR, Wistar farelerine kıyasla iyi düzeyde dinlenmiş kalp hızı sergilemiştir. Kefirin 7, 15 ve 30 gün boyunca SHR’ye uygulanması bu parametreyi etkilememiştir, 60 gün sonunda SHR grubunun kalp hızında da olumlu yönde önemli bir düşüşe neden olmuştur (Friques ve ark., 2015).

SHR üzerinde yapılan denemeler 60 günlük dane kullanılarak elde edilmiş kefir tedavisinin ardından farelerdeki endotel yapısının kısmen restore edilerek endotel fonksiyonunun geliştirildiği ve ortalama arter basıncının (MAP) düşürüldüğü gözlemlenmiştir (Friques ve ark., 2015). Bu çalışma biyoaktif fermente süt ürünlerinin düzenli tüketiminin, hipertansiyon ve hiperglisemi riski ile ters bir ilişki de dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalıkların gelişmesine karşı koruyucu bir etkiye sahip olabileceğini göstermiştir. Kefirin kan basıncını ve iskemi-reperfüzyon hasarını azalttığı gösterilmiştir, bu fermente süt içeceğinin çeşitli kardiyovasküler koşulların tıbbi tedavisinde faydalı olabileceğini düşündürmektedir. Bu yararlı etkiler, kefir danelerindeki yakın simbiyotik ilişkiyi paylaşan ve biyojenik elementlerin üretimini sağlayan bakterilerin ve mayaların varlığı ile açıklanmıştır.

Kefir danesinden üretilen kefir tüketiminin, iki ay tüketimiyle test hayvanlarında yüksek kan basıncını ve taşikardiyi düşürdüğü, 60 günde optimal yararlı etkilere ulaştığı gözlemlenmiştir (Friques ve ark., 2015). Arteriyel hipertansiyon çok faktörlü bir hastalık olmasına rağmen endotel disfonksiyonunun, hipertansiyon ve diğer kardiyovasküler hastalıklar için değerli bir biyolojik belirleyici olduğu ve bu nedenle yüksek tansiyonlu sıçanlarda kortirin aort halkaları üzerindeki etkilerinin önemini vurgulayan önemli bir araştırmadır. Kefirin, yüksek tansiyonlu sıçanlarda damarlardaki endotel disfonksiyonunu azaltabildiğine dair ilk kanıtı sağlamaktadır. SHR’deki damarlardaki endotel disfonksiyonu azaltılarak intravasküler nitrik oksit (NO) mevcudiyetini geri yükler.

Ek olarak kefir muhtemelen EPC (endotiyal progenitor hucreler)alımı ile vaskülatürün yeniden endotelleşmesinde rol oynar ve endotel mimarisinin (kısmi) onarımına katkıda bulunabilir (Friques ve ark., 2015). Bu çalışmanın yeniliği, karakterisitik probiyotikleri içeren kefirin 60 gün boyunca günlük olarak tüketiminin, vasküler endotel fonksiyonunda önemli bir iyileşmeye neden olduğunun gösterilmesidir. Veriler, kefirin bu yararlı etkisine yönelik ana mekanizmanın vasküler endotel mimarisinde onarımı ve NO biyoyararlanımının arttırılması ve endotel progenitor hucre (EPC) guclenmesiyle eşzamanlı katkısıyla oksidatif stresin azaldığını açıkça göstermektedir. Yapılan araştırmada kefir örneklerinin mikrobiyolojik analizleri içeceğin ana fonksiyonel bileşeni olan kefiran üreten spesifik Lactobacillus kefiranofaciens türlerini içeren çeşitli faydalı bakteri ve mayaların varlığı ortaya konulmuştur.

Fareler üzerinde yapılan denemelerin yanı sıra bir de 2K1C renovasküler hipertansiyon modeli üzerinde kefir tüketiminin etkileri gözlemlenmiştir. Yapılmış çalışmalarda 2K1C, iki hafta sonra kan basıncında kademeli ve kronik bir artışa yol açtığı görülmektedir. 2K1C modeli ile renovasküler hipertansiyon, steninotik böbrek tarafından renin salınmasının ve bunun sonucunda ACE’nin daha yüksek aktivitesine bağlı olarak Angiotensin II (Ang II) üretiminin artmasının bir sonucudur (Amorim ve ark., 2019). Böbreklerdeki yerel ACE, Ang I’i vazokonstriktör, yani damar büzücü özellikli Ang II’ye dönüştürmektedir (Amorim ve ark., 2019).

ACE’nin inhibisyonu, kan basıncının düşmesine neden olur ve hipertansiyon tedavisinde önemli bir terapötik hedeftir. Yapılan çalışmada insanlardaki renal arter daralmasını mimik etmek için renovasküler 2K1C hipertansiyon modeli kullanılarak sonuçlar araştırılmış ve probiyotik kefir mikroorganizmaları tarafından fermente edilen inek sütünün anti-hipertansif etkilere sahip olduğunu ve in vivo olarak ACE aktivitesini inhibe edebildiğini göstermiştir (Amorim ve ark., 2019).

4. SONUÇ

Önemli bir fermente süt ürünü olan kefirde proteolitik aktivite sonucu açığa çıkan biyoaktif peptitler güncel araştırmalarda aydınlatılmıştır. Günümüzde yüksek tansiyon gibi sık görülen hastalıkların tedavilerinde ilaçların içinde kullanılan biyoaktif peptitler kefir gibi fermente süt ürünlerinin içinde doğal olarak bulunmaktadırlar. İlaçların yan etkileri göz ardı edilemezken doğal yollarla alınan peptitler herhangi bir rahatsızlığa sebep olmamaktadır. Bu yollarla alınan biyoaktif peptitlerin lokal veya sindirim sonucu kana geçerek sağladıkları pek çok yarar söz konusudur ve olumlu etkileri günümüzde kullanılan ilaçlara alternatif olabilecek kadar fazladır.

Bu sonuçlar, hipertansiyon gibi hastalıkları tedavi etmek için yeni ilaçların belirlenmesinde gelecekteki araştırmalara yol açabilecektir. İleride yapılacak yeni çalışmalar bir taraftan diğer peptitleri ve görevlerini aydınlatırken diğer taraftan da gelecekte bu doğal biyoaktif bileşenlerin çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli nutrasötikler olabileceğini, hatta çeşitli yan etkileri olan ilaçlara alternatif olarak kullanılabilme potansiyeli bulunmaktadır.

5. KAYNAKLAR

Amorim, F.G., Coitinho, L.B., Dias, A.T., Friques, A.G.F., Monteiro, B.L., Rezende, L.C.D., Pereira, T.d.M., Campagnaro, B.P., Pauw, E.D., Vasquez, E.C., Quinton, L., 2019, Identification Of New Bioactive Peptites From Kefir Milk Through Proteopeptitomics: Bioprospection of Antihypertensive Molecules, Food Chemistry 282 (2019) 109–119, Brazil, Belgium.

Dallas D. C., Citerne F., Tian T., Silva V. L.M., Kalanetra K. M., Frese S. A., Robinson R. C., Mills D. A., Barile D., 2015, Peptitomic Analysis Reveals Proteolytic Activity of Kefir Microorganisms on Bovine Milk Proteins, Food Chemistry 197 (2016) 273–284, USA.

Ebner J., Arslan A. A., Fedorova M., Hoffmann R., Küçükçetin A., Pischetsrieder M., 2015, Peptite Profiling of Bovine Kefir Reveals 236 Unique Peptites Released From Caseins During its Production by Starter Culture or Kefir Grains, Journal of Proteomics 117(2015) 41 – 57, Germany, Türkiye.

Ferreira I. M. P. L. V. O. ,Pinho O., Monteiro O., Faria S., Cruz S., Perreira A., Roque A. C., Tavares P., 2009, Short communication: Effect of Kefir Grains on Proteolysis of Major Milk Proteins, J. Dairy Sci. 93 :27–31, Portugal.

Friques A. G. F., Arpini C. M., Kalil I. C., Gava A. L., Leal M. A., Porto M. L., NogueiraB. V., Dias A. T., Andrade T. U., Pereira T. M. C., Meyrelles S. S., Vasquez E. C., Campagnaro B. P., 2015, Chronic Administration of The Probiotic Kefir Improves The Endothelial Function in Spontaneously Hypertensive Rats, Journal of Translational Medicine 2015 13:390, DOI 10.1186/s12967-015-0759-7, Brazil.

Güzel-Seydim Z. B., Kök-Taş T., Greene A. K., Seydim A. C., 2011, Review: Functional Properties of Kefir, Critical Reviews in Food Science and Nutrition, 51:261–268 (2011), USA, Türkiye.

Güzel-Seydim, Z.B., Kök Taş, T., 2019., Kefir, Fermente Gıdalar Kitabı, Ed. Ertan Anlı, Pınar Şanlıbaba, 256-271, Türkiye.

Kabadjova-Hristova P., Bakalova S., Gocheva B., Moncheva P., 2014, Evidence for Proteolytic Activity of Lactobacilli Isolated from Kefir Grains, ISSN: 1310-2818 (Print) 1314-3530, Bulgaria.

Mozzi F., Raya R. R., Vignolo G. M., 2010, Biotechnology of Lactic Acid Bacteria Novel Application, Blackwell Publishing, ISBN 978-0-8138-1583-1, Iowa, USA.

Nongonierma A. B., FitzGerald R. J., 2015, The Scientific Evidence For the Role of Milk Protein-Derived Bioactive Peptites in Humans: A Review, Journal of Functional Foods 17 (2015) 640–656, Ireland.

Pederson J. A., Mileski G. J., Weimer B. C., Steele J. L., 1999, Genetic Characterization of a Cell Envelope-Associated Proteinase from Lactobacillus helveticus CNRZ32, Journal of Bacteriology, Aug. 1999, p. 4592–4597 (181), (15), USA.

Segura-Campos M., Chel-Guerrero L., Betancur-Ancona D., Hernandez-Escalante V. M., 2011, Bioavailability of Bioactive Peptites, Food Reviews International, 27:3, 213-226, Mexico.

Wang C., Wang B., Li B., 2015, Bioavailability of Peptites From Casein Hydrolysate in Vitro: Amino Acid Compositions of Peptites Affect The Antioxidant Efficacy And Resistance To Intestinal Peptitases, Food Research International 81 (2016) 188–196, China.

Wiesel P., Mazzolai L., Nussberger J., Pedrazzini T., 1997, Two-Kidney, One Clip and One-Kidney, One Clip Hypertension in Mice, Hypertension. 1997;29:1025–1030.

Yüksekdağ Z., Beyatlı Y., 2003, Kefir Mikroflorası ile Laktik Asit Bakterilerinin Metabolik, Antimikrobiyal ve Genetik Özellikleri, Orlab On-Line Mikrobiyoloji Dergisi, 01(02), 49-69, Ankara, Türkiye.

Paylaş

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Ayrıca kontrol et

Peynir altı suyu (PAS)

Peynire işlenen sütün yaklaşık %80-90’ı peynir altı suyu (PAS) olarak açığa çıkar ve sütün besleyici …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.