Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Destekler / Büyükbaş hayvancılığın sorunları ve çözüm önerileri-1

Büyükbaş hayvancılığın sorunları ve çözüm önerileri-1

Deneyimlerim ışığında, büyükbaş hayvancılık sektörünün sorunlarına yönelik çözüm önerileri paylaşmak istiyorum.

1. Tarım ve Hayvancılık Envanterinin Bulunmaması

Ülkemizde reel verilere dayalı güncellenmiş bir tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik ENVANTER bulunmamaktadır.

Ülke tarım ve hayvancılığının üretim, tüketim, ithalat ve ihracatına yönelik sahada çalışılarak hazırlanmış bir envanterinin hazırlanması ve her yıl bunun güncellenerek üreticilerin, sanayicilerin tüketicilerin ve sivil toplum kuruluşlarının kullanımına sunulması gerektiği görüşündeyim.

Ülkemiz hayvancılığının gerçek envanterinin çıkarılması sonucunda; tüm paydaşlar ve yararlanıcıların ortak çalışmalarında bu verilerden yararlanılması gerekmektedir. Envanter çalışması aşağıdaki ana başlıklarda tüm ürünlerde uygulanmalıdır.

2. Hayvan Hastalıkları ve Buzağı Ölümlerinin Çok Yüksek Olması

Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde daha 1 yaşına gelmeden kaybedilen yaklaşık 750 bin buzağının gerek et gerek süt gerekse damızlık düve kayıpları açısından yaklaşık 536 milyon dolara yakın bir ekonomik kayba neden olduğu tahmin edilmektedir. Tüm bunlara ilaveten 2017 yılında ithal edilen 1,2 milyar dolarlık canlı hayvan ve 85 milyon dolarlık et ithalatını da hesaba katarsak kaybedilen 750 bin buzağının önemi daha da ortaya çıkmaktadır.

Bir anaç büyükbaşın işletme açısından yıllık getirisinin büyük bölümünü yavru verimi oluşturmaktadır. Ancak ülkemizde halihazırda buzağı ölümleri oranının yıllık yüzde 14-18 aralığında olduğu düşünülmekte olup, bu oran kabaca yüzde 15 olarak ifade edilmektedir. Genç hayvan varlığı bir işletme açısından önemli bir ekonomik parametre olup, ülkemizde bu denli yüksek olan buzağı ölüm oranları göz önüne alındığında işletmelerin net kâr oranlarında, yalnızca buzağı ölümlerinden kaynaklanan ekonomik kaybın yüzde 50 olduğu öngörülmektedir.

Buradan hareketle sürülerde doğan buzağıların yaşama kabiliyeti kazanması yönünde yapılacak iyileştirici faaliyetler işletmeler açısından karlılık oranlarında ciddi artışlara sebep olacak ve sürü idaresi açısından da stratejik hayvan ayıklama olanağı sağlayarak güçlü bir hayvancılık faaliyeti yürütülmesine imkân tanıyacaktır.

Bu husus özellikle kırsalda ekonomik varlığını devam ettirme gayretinde olan küçük aile işletmeleri için büyük önem arz etmekte, varlık yokluk meselesi niteliği taşımaktadır. Ayrıca bahsi geçen işletmeler için daha bilinçli bir hayvancılık modelinin uygulanması gelir artışı sağlamasının yanı sıra, kırsaldaki iş gücünden yararlanmayı da mümkün kılacaktır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından yayınlanmış olan 2017 istatistik verilerine göre ülkemiz sığır varlığı yaklaşık 16 milyon olarak ifade edilmiştir. Bu hayvan varlığının ülke genelinde büyük bir bölümü yukarıda Tablo 1’ de görüleceği üzere küçük ve orta ölçekli işletmelerde olup buzağı ölümleri de en çok bu ölçekteki işletmelerde görülmektedir.

Tablo: Türkiye’de İşletme Büyüklüğüne Göre Hayvan Sayılarını Gösteren Tablo

Büyükbaş Hayvan Sayısına Göre İşletme Büyüklüğü (Baş)Büyükbaş Hayvanı Olan İşletme (%)Büyükbaş Hayvan Oranı (%)Büyükbaş Hayvan Sayısı (Baş)
1-444,57,91.264.000
5-922,210,51.680.000
10-191716,42.624.000
20-4911,824,83.968.000
50-1493,920,93.344.000
150-2990,45,1816.000
300+0,214,42.304.000
Toplam10010016.000.000

Buzağı kayıplarına neden olan bir diğer faktör ise özellikle et verim yönlü sığır ırklarında güç doğumların meydana gelmesidir. Güç doğum ile doğan buzağıların normal doğum ile doğan buzağılara göre, doğum sonrası dönemde ölüm oranlarının daha yüksek olduğu bildirilmektedir.

Daha önce de bahsi geçtiği üzere gerek biyolojik ajanlardan kaynaklanan (bakteri, virüs, parazit vb) gerekse fiziksel travmalar ya da metabolik bozukluklardan kaynaklanan buzağı kayıpları ciddi bir milli servet, iş gücü, gıda kaynağı ve hayvancılık açısından yatırım kaybına sebep olmaktadır.

Hayvancılık faaliyetinin sürdürülebilmesi, gelişmesi, hayvansal ürün veriminde artış ve dolayısıyla karlılık oranlarının yükselmesi ancak doğru bir sürü yönetimiyle mümkün olup bunun birincil koşulu buzağı sağ kalım oranlarının yükseltilmesidir.

Buzağı ölümlerinin dünya standartlarının altına çekilebilmesi için tüm paydaşların birlikte uygulayacakları bir proje hazırlanmalıdır. Bu proje Tarım ve Orman Bakanlığının yönetim gözetim ve denetiminde özel sektör veterinerlerinin de katılımıyla öncelikle pilot proje olarak yapılmalı ve sonuçlarının müspet olması halinde derhal ülke genelinde yayılmalıdır. Bu konuda uygulayıcı kurum ve kuruluşların tespitinde tüm paydaş ve faydalanıcıların görüş ve önerilerinin toplanması gerekmektedir.

3. Bölgesel Farklılıklara Göre Yetiştirme Planı Bulunmaması

Ülkemiz konum olarak farklı coğrafya, nüfus ve iklim koşullarına sahip bölgelerden oluşmaktadır. Bütün bu hususların dikkate alınacağı ve liyakat sahibi ve saha deneyimi olan gruplar kurarak hangi bölgelerde hangi tür ve ırkların yetiştirileceği konusu irdelenmelidir.

Örneğin, meteoroloji değerleri vede ülkemizde mera varlıkları ve özellikleri bölgelere göre farklılıklar oluşturduğundan ırk seçimi planı yapılmalıdır. Doğu Anadolu illerimizde kombine ve etçi ırklara öncelik verilmelidir. Belirlenen ırklar üzerinden teşvik ve destekler sağlanmalıdır.

Bunun dışında, kaba yem üretimi de önemli bir sorundur. Mevcut meralar ile mera olarak kazanılabilecek tüm alanları hayvan yetiştiriciliğine tahsis etmeliyiz. Coğrafya ve iklim özelliklerini dikkate alarak yem bitkileri ve beslenme alanında uzman kişilerce hangi bölgelerde hangi tür yem bitkilerinin yetiştirileceğinin tespit edilmesi ve bu yönde yetiştiricilerin eğitim, teşvik ve benzeri diğer yöntemlerle yönlendirilmesi gerekmektedir.

Özellikle soya ve benzeri yağlı tohumlar tarımı yapılabilecek alanların belirlenerek yerli yem bitkisi üretimini artırmamız büyük önem taşımaktadır. Yağlı tohumlar üretimi sadece büyükbaş hayvancılık için değil, kanatlı hayvan ve balık yetiştiriciliği için de çok daha büyük öneme sahiptir.

4. Bağımsız ve Tarafsız Üretici Örgütlenmesinin Olmaması

Üretici Birlikleri maalesef kuruluşlarından bugüne kadar aidat toplama ve ticari faaliyetler dışında fonksiyonel olarak asli görevleri olan yetiştiricilerin yanında olamamıştır. Onların sorunları yerine kendi koltukları için lobi faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Hemen hemen hiçbir platformda yetiştiricinin haklarını gereği gibi savunmamışlardır.

Oysaki üretici birlikleri dünyada bir ekonomik örgütlenme olup, üyelerinin girdi maliyetlerini aşağı çekmek ve de ürünlerini iç ve dış pazarlarda satış ve pazarlamasını yapmak için çok aktif olarak çalışırlar. Bu itibarla sektörde kurulmuş tüm STK’lar yeniden dizayn edilmelidir.

Özellikle devletimizin sağladığı destek ödemelerinin birlikler üzerinden olması, birlikleri ciddi bir gaflete ve rahatlığa sürüklemiştir. Destek alabilmek için birliklere mahkum olan yetiştirici, birliğe üye olmasından dolayı, hemen hemen hiçbir menfaat elde edememiş ve sadece ödediği aidatla gelirinin bir kısmı adeta çalınmıştır.

Ayrıca, birliklerin sayısının fazla olması koordinasyonu da engellemektedir. Tüm birliklerin lağvedilerek gerçek üreticileri hakkıyla temsil edecek sınırlı sayıda ve tek bir çatı altında oluşturulacak birliklerin, yapılacak düzenlemelerle daha fonksiyonel olacağı değerlendirilmektedir.

Bu hususta yurt dışındaki örnekler ele alınabilir. Birliklere üyelik zorunlu olmaktan çıkarılmalı, isteğe bağlı üyelik sistemi getirilmelidir. Böylece yetiştirici lehine çalışan birlikler varlıklarını sürdürmelidir.

(Gelecek sayıda konuya devam edeceğiz.)

Paylaş

>> Bekir Erenoğlu

Ekonomist, Erenoğlu Danışmanlık Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü. Tarım Bakanlığında Dünya Bankası, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) ile yürütülen projelerde görev aldı. Başbakanlık ve TBMM'de müşavirlik görevlerinde bulundu. 2005’ten beri Erenoğlu Danışmalık'ta yönetici ortak olarak çalışıyor.

Ayrıca kontrol et

Yeni bir teşvik ve destek sistemi oluşturulmalı

Tarım sektörüne sağlanan devlet desteğinin son yıllarda giderek arttığı ve destek alanlarının çeşitlendirildiği görülmektedir. Bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.