Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Başyazı / Yem üretiminde ve hayvan beslemede yapılan yanlışlar

Yem üretiminde ve hayvan beslemede yapılan yanlışlar

Ülkemizde faaliyet gösteren yem fabrikaları asla denetlenmez. Üretilen yemlerin paketlerindeki beyan kağıdında protein dışında yemi tanımlayacak hiçbir gerçek bilgi halen bulunmamaktadır. Yem firmalarının yemi formüle etme kriterleri sadece maliyettir. Protein kaynağı olarak o dönemde hangisi ucuz ise o kullanılır ve kullanılması gereken gerçek protein kaynağı olan soya küspesi çoğu zaman hiç kullanılmaz.

Ayçiçeği küspesi, pamuk küspesi, DDGS (Damıtma Sanayii Yan Ürünleri), bunları destekleyen kepek grupları ile birleştirilerek beyan edilen protein değeri yakalanır. Hayvanın temel ihtiyacı olan ve sütteki en önemli besin maddesi protein bu kadar göz ardı edilir. En iyi sindirilen protein kaynağı soya küspesi iken yem firmaları tarafından maliyeti nedeniyle pek tercih edilmez.

Enerji kaynağı olarak genellikle nişasta yerine yağ ve değirmen yan ürünleri olan kepek seçilir. Yemden kazancı belirleyen en önemli kriter kepek gruplarının kullanım miktarıdır. İyi bir yem formülünde dane oranı en az yüzde 60-70 arasında olan formüllerdir. 1 ton yeme en az 400 ile 600 kg arasında kepek grubu sıkıştırılarak yemin üretim maliyeti düşürülür ve geri kalan kısmına da diğer hammaddeler eklenir.

Büyükbaş hayvan beslemesinde en önemli nişasta kaynağı olan mısırın 200-300 kg arasında kullanılması gerekirken 1 ton yemde en fazla 120 kg koyan firma görebildim. Enerji kaynağı olarak kullanılacak yağlardan bitkisel kaynaklı by-pass yağlar yerine genellikle asit yağ gibi maya atığı kullanılmaktadır.

Hayvan beslemede asıl olarak beslenen hayvan değil işkembe (rumen) içerisinde faaliyet gösteren bakterilerdir. Yağın gereğinden fazla kullanılması sonucunda işkembe içerisindeki hammaddelerin üzeri yağ ile kaplanır ve bu bakterilerin işlevleri düşerek yemden yararlanma değeri düşürülmüş olur.

Yem katkıları arasında vitamin mineral karışımları konusu ise tam bir faciadır. Ne yazık ki ülkemizde mikro elementlerin analizini yapan bir laboratuvar bulunmamaktadır. Bugün sadece Konya’da faaliyet gösteren 1.000’e yakın yem katkı (premix) firması bulunmaktadır ve bunların kâr marjları yüzde 500’ün altına düşmez. Her türlü sahtekarlık bu noktadadır ve hayvana ne yedirdiğinizi imkânı yok bilemezsiniz.

Taşıyıcı madde olarak mermer tozu kullanarak içeriğinde başka ürünlerin ismi yazılarak üretici kandırılmaktadır. Bir öcü gibi korkulan üre yaygın olarak kullanılmakta ve bazı durumlarda mecburi bir ürün halini almaktadır. Karaciğere yapılan fazla üre baskısı karaciğerde büyümeye ve yağlanmaya sebebiyet vererek tüm sistemlerin aksamasına yol açar. Bu da hayvanda verim düşüşüne, sonunda ani ölüme giden süreci tetikler. Üreme sistemine giden üre ise ortamın asitlik değerini arttırarak döl verimliliğini düşürür. Hayvan gebe ise yavrunun rahim duvarına tutunma gücünü azaltır ve yavru atıklarının gerçekleşmesine sebebiyet verir.

Atılan tohumun tutmamasına yani embriyonik ölümleri tetikler. İşte sadece bir üründe bile amaçları hayvancılığa katkı sağlamak dışında ceplerini doldurmak isteyen yem katkı firmaları KAPLI ÜRE denilen bir ürün geliştirdiklerini beyan edip ciddi maliyetlere satmaktadır. Oysa, ağzınıza aldığınızda dilinizin yandığını fark edebilir ve kaplama teknolojisini sorgulayabilirsiniz.

Vitamin ve mineral karışımlarına gelince. Sahada karşılaştığım sadece iki firmayı ele alalım. Beyan kağıtlarında içerikler birebir aynı fakat fiyatları çok farklı. Ürünü kullanıyorsunuz ancak hangi hayvanda nasıl bir etki yapacağının cevabını bulamıyorsunuz.

Alması gereken proteini vermeyin, nişasta yerine yağ kullanın, hammaddelerin besin değerliliklerini göz ardı ederek sadece beyan edilen değerleri en ucuza sağlayın sonra da kalkıp bu yem katkılara umut bağlayın. İşte Türkiye’de hayvancılığın sürüklendiği durum.

Damızlık süt sığırcılığı işletmelerinde yıllarca Hayvan Besleme Sorumlusu olarak çalışan bir zooteknistin feryadını okudunuz.

Paylaş

>> İbrahim Gümüş

Gazeteci-Yazar, Süt Dünyası Dergisi Genel Yayın Yönetmeni. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde Gazetecilik eğitimi aldı. Ulusal gazete ve TV'lerde muhabir, editör ve yönetici olarak çalıştı. Kurumlara ve markalara iletişim danışmanlığı yaptı. Halen Creavizyon İletişim Danışmanlığı ve Süt Dünyası Dergisinde yönetici olarak görev yapıyor.

Ayrıca kontrol et

Yeni dönemde et ve süt politikası nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma hayatına 1974’te Coşkun Sucukları’nda başladı. Elif Et’te de uzun yıllar …

Bir yorum

  1. Osman ŞENTÜRK

    Hocam selamun aleykum fabrikasyon yemler yerine sut ve besi ciflilikleri kendi sistemini kursa arpa çimlendirme ortamları hazırlayıp veya yeşil yem üniteleri kurup 365 gün ekilebilen yeşil arpa yedirse fabrikasyon yemlerden aldığı verimi alamazmi veya bunu malların yemsinde sakınca varmı bende damızlık düve sütçülük yapmayı düşünüyorum ama niyetim bu yanilirmiyim sizce teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.