Ana Sayfa / Haberler / Gündem / 300 koyunda gizlenen gerçek

300 koyunda gizlenen gerçek

Kırmızı et arz açığını kapatmak için hayvancılığın kurtuluş reçetesi olarak sunulan 300 Koyun Projesi koyunculuğu “ölçek büyütme” adıyla tehlikeye atıyor. Aile işletmelerinin yaygın olduğu küçükbaş hayvancılıkta taşeronlaşmayı beraberinde getirecek olan bu proje ile koyunculuk yapan köylülerin topraklarında tutunması zorlaşacak.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), 300 koyun projesine başvuruların TİGEM’in internet sitesinden alınacağını duyurarak başvuru şartlarının neler olduğunu açıkladı. Proje kapsamında Ziraat Bankası aracılığıyla sözleşme imzalayacak yetiştiricilere 300 başa kadar koyunu ücreti karşılığında satılacak. Ayrıca bakım, besleme ve hayvan sağlığı masrafları ile üretim sürecinde, yetiştiriciye bakım ücreti ve sigorta bedeli avans olarak verilecek. TİGEM sözleşme imzalayacağı yetiştiricilere kendi işletmelerinde eğitim imkanı da sağlayacak.

Projesi kapsamında doğacak kuzuların alımı garanti edilecek ve taban alım fiyatı önceden belirlenecek.Kuzular sütten kesildikten sonra alınacak, masrafları düşülüp hak edişi üreticiye ödenecek. Üretilen yün ve süt ise yetiştiricinin olacak.

300 KOYUN KİMLERE, NASIL VERİLECEK?

Projeden yararlanmak isteyenlerde;

  • Üretim yapacağı yerin (mera alanı),
  • Kaba yem üretebilirliği,
  • Hayvan varlığı,
  • Cinsiyet ve yaşı (Genç çiftçi olması önemli),
  • Hayvan barınağına sahip olması,
  • Halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterler aranıyor.

Başvurular bu kriterler göz önüne alınarak değerlendirilecek. 300 Koyun Projesi için başvuru işlemleri TİGEM’in internet sitesi üzerinden gerçekleştiriliyor. En az 1666 üreticinin dahil edileceği projede üretici başına toplam 300 başa kadar küçükbaş hayvan (koyun) verilmesi hedefleniyor. Proje ile toplam 500 bin koyunun dağıtılması planlanıyor.

300 KOYUN BİR KÖYE DÖNÜŞ PROJESİ Mİ?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ilk gündeme getirdiğinde projeye “Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol” adını vermişti. Fakıbaba bu kapsamda her çiftçi aileye 300 tane damızlık koyun verileceğini ve asgari ücret ödenerek sigortasının yapılacağını, bütün bunların karşılığında arazisinin tapusunun ipotek olarak alınacağını açıklamıştı. Ayrıca yem, ilaç ve veterinerlik ihtiyacı varsa karşılanacağını da kaydetmişti.

Hayvancılığı şaha kaldıracağı, kırmızı et arz açığını bitireceği ve köye geri dönüşü sağlayacağı ileri sürülen projenin tanıtım toplantısı Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. “Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımız ile Buluşuyor” adlı programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile 20 Şubat 2018’de yapılan bu toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan proje ile hayvancılıkta yeni bir dönemin başlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın proje ile ilgili açıklamaları şöyle:

“Nitekim tarım ve hayvancılık alanında yeni bir dönemin kapılarını aralayacağını düşündüğüm bir projeyi bugün hayata geçiriyoruz. Ülkemizde hayvan yetiştiriciliğini geliştirmek, damızlık koyun ve sığır sayısını artırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılamasına önemli katkı sağlamak üzere inşallah bugün önemli bir adım atıyoruz”.

Proje ile Tarım Kredi Kooperatifleri üyesi yetiştiricilere, TİGEM aracılığıyla Ziraat Bankası’ndan kredi kullandırılarak 300 başa kadar damızlık koyun ve yem verileceğini kaydeden Cumhurbaşkanı, yetiştiricilere kullandırılacak kredinin borcunun ilk 2 yılının geri ödemesiz, 7 yılda ödeneceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca her köyün bir işletme mantığı ile bitki üretimine de farklı bir vizyon kazandırdıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, sığır yetiştiriciliğini geliştirmek, damızlık sağır sayısını artırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Ziraat Bankası kanalıyla yetiştiricilere hayvan ve yem temini için yüzde 10 sübvansiyonlu kredi sağladıklarını açıkladı.

Bu kapsamda Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla damızlık düve verdiklerini, bu düvelerin koyunlarda olduğu gibi veterinerlik, aşı ve küpe hizmetlerini bedelsiz karşıladıkarını belirtti.

NEDEN 300 KOYUN PROJESİ?

2018 Yılı Hükümet Programının “Hayvancılık” başlıklı bölümünde, enflasyon üzerinde önemli baskı oluşturan kırmızı et fiyatlarında yaşanan yükselişin önüne geçilmesinde kırmızı et arzının arttırılması gerektiği tespiti yapılıyor. Büyükbaş hayvana bir alternatif kaynak olarak görülen küçükbaş hayvan varlığında artış yaşanmamasının önemli sorun olarak görüldüğü programda kırmızı et arz açığını kapatmak için alınan tedbirler şu şekilde sıralanıyor:

“2011-2016 döneminde damızlık, besilik ve kasaplık olmak üzere yaklaşık 1,9 milyon büyükbaş hayvan ithal edilmiştir. Kırmızı et fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir nedeniyle fiyatlarda istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, 27/06/2017 tarihli ve

2017/10440 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile canlı büyükbaş hayvan ithalatında gümrük vergisi oranı yüzde 135’ten yüzde 26’ya düşürülmüş ve karkas et ithalatında ise yüzde 100 ile yüzde 225 arasında bulunan gümrük vergisi oranları yüzde 40 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, 31/12/2016 tarihli ve 2016/9664 sayılı BKK ile 2017 yılı sonuna kadar geçerli olmak üzere Et ve Süt Kurumuna (ESK) 500 bin baş besilik sığır ithalatı yetkisi verilmiştir.”

Hayvancılık sektöründe kırmızı et üretiminin artırılmasına yönelik önemli dönüşüm ihtiyacı bulunduğu 2018 Yılı Programında şu şekilde ifade ediliyor:

“Hayvan varlığının artırılması amacıyla kısa vadeli çözüm olan ithalat yerine yurt içinde üretimin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi önemli görülmektedir. Aynı zamanda, hayvancılık işletmelerinin büyütülmesi ve uzmanlaşması yönünde destek modellerinin uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, et arzının artırılmasına yönelik, et verimi yüksek olan ırkların geliştirilmesi ve etçi tip sığır yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ile sütçü işletmelerde mümkün olabildiğince kombine verim yönlü ırklara öncelik verilmesi önemli görülmektedir.”

HEDEF: ET İHTİYACINI YERLİ ÜRETİMLE KARŞILAMAK

2018 Yılı Programında 300 Koyun Projesine dayanak oluşturan şu tespite yer veriliyor:

“Sığır etine ikame olabilecek koyun ve keçi arzının artırılması ve kamu politikalarının bu çerçevede oluşturulması öncelikler arasında görülmektedir.”

Grafik – Türkiye ve Dünyada Küçükbaş Hayvan Varlığı Değişimi

2018 Yılı Programına göre büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta damızlık materyal üretimi ile yetiştiricilik yapan işletmelerin ölçeğinin büyütülmesine yönelik uygulamalar etkinleştirilecek. Hayvancılıkta etçi tip sığır ve koyun yetiştiriciliğinin geliştirilmesine ağırlık verilecek, bölgesel programların uygulanmasına devam edilecek (Kalkınma Planı p.771 / Tedbir 291).

Bu çerçevede ülkemizin canlı damızlık hayvan ihtiyacının yerli üretimle karşılanması için büyükbaş hayvancılıkta başlatılan destekleme politikasının küçükbaş hayvancılığa da yaygınlaştırılması, ithalata bağımlı olunan damızlık ve besilik canlı hayvanda ülke kaynaklarının geliştirilmesi yoluyla küçükbaş öncelikli olmak üzere hayvancılık işletmelerinin kapasitelerinin yükseltilmesi öngörülüyor.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA BÜYÜK YATIRIMCILAR DESTEKLENECEK

Kalkınma Bakanlığınca hazırlanan Orta Vadeli (2018-2020) Programda projeye dair ipuçları şu ifadelerle yer alıyor:

  • Canlı hayvan üretimi artırılarak ithalat gereği azaltılacaktır.
  • Hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, damızlık materyal üretimi ile yetiştiricilik yapan işletmelerin ölçeği büyütülecektir.
  • Küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecektir.

MÜSİAD RAPORU’NDA 300 KOYUNA DAİR İPUÇLARI

Sözleşmeli koyunculuk projesi MÜSİAD’ın 2017 yılı sonunda açıkladığı Hayvancılıkta Kakınma Raporu’nda ise şu ifadelerle önerildi.

“Türkiye’de damızlık küçükbaş hayvan yetiştiren özel işletmeler maalesef yok, mevcut TİGEM işletmeleri de ihtiyaca cevap verememektedir. Özel sektöre damızlık hayvan işletmeleri kurulması ile ilgili destekler verilmeli bu işletmelerin ürettikleri damızlıklar da devlet alım garantisinde olmalı.

Özellikle Türkiye’de küçükbaş hayvancılık meraya dayalı yapıldığı için koyunculukta sütten çok et üretimi hedeflenmeli ilk etapta et üretimine yönelik koyun ırkların yetiştirildiği damızlıkçı işletmeler teşvik edilmeli.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hayvancılık Sektör Kurulu Raporunda da, “Üreticiye pazar-fiyat garantisini sanayiciye ise yeterli ve kaliteli hammadde tedarikini sağlayacak ‘Sözleşmeli Hayvancılık’ teşvik edilmelidir” denerek projeye atıfta bulunulmuştur.

HAYVANCILIKTA DÖNÜŞÜM

2018 Yılı Hükümet Programı’nda “Hayvancılık” ayrı bir başlık altında ele alınıyor ve ağırlıklı olarak kırmızı et ithalatının sektörde yol açtığı tahribatın giderilmesine yönelik tedbirlere yer veriliyor. Koyun eti üretiminin artırılacağı kaydedilen Hükümet Programı’ndan konuyla ilgili tedbriler şöyle ifade ediliyor:

“Enflasyon üzerinde önemli baskı oluşturan kırmızı et fiyatlarında yaşanan yükselişin önüne geçilmesinde kırmızı et arzının artırılması önemli bir unsurdur. Ancak, büyükbaş hayvan varlığında yeterli seviyeye ve süreklilik arz eden bir artışa ulaşılamamıştır.

Bunun yanı sıra, büyükbaş hayvana bir alternatif kaynak olan küçükbaş hayvan varlığında kırmızı et arz açığını telafi edecek bir artış yaşanmaması önemli sorun olarak görülmektedir. 2016 yılı itibarıyla yaklaşık 14 milyon baş olan sığır mevcudunun yüzde 40,9’u kültür melezi sığırdan yüzde 46,8’i ise saf kültür ırkı sığırdan oluşmaktadır. Ayrıca, yaklaşık 31 milyon baş olan koyun mevcudunun yüzde 93’ünü verimi görece düşük olan yerli koyun ırkları oluşturmakta olup büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkta özellikle et verimi yüksek ırkların yaygınlaştırılması önem arz etmektedir.

2011-2016 döneminde damızlık, besilik ve kasaplık olmak üzere yaklaşık 1,9 milyon büyükbaş hayvan ithal edilmiştir. Kırmızı et fiyatlarındaki yukarı yönlü seyir nedeniyle fiyatlarda istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, 27/06/2017 tarihli ve 2017/10440 sayılı BKK ile canlı büyükbaş hayvan ithalatında gümrük vergisi oranı yüzde 135’ten yüzde 26’ya düşürülmüş ve karkas et ithalatında ise yüzde 100 ile yüzde 225 arasında bulunan gümrük vergisi oranları yüzde 40 olarak belirlenmiştir. Ayrıca, 31/12/2016 tarihli ve 2016/9664 sayılı BKK ile 2017 yılı sonuna kadar geçerli olmak üzere Et ve Süt Kurumuna (ESK) 500 bin baş besilik sığır ithalatı yetkisi verilmiştir.

Hayvancılık sektöründe kırmızı et üretiminin artırılmasına yönelik önemli dönüşüm ihtiyacı bulunmaktadır. Bu kapsamda, büyükbaş hayvan varlığının artırılması amacıyla kısa vadeli çözüm olan ithalat yerine yurt içinde üretimin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi önemli görülmektedir. Aynı zamanda, hayvancılık işletmelerinin büyütülmesi ve uzmanlaşması yönünde destek modellerinin uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, et arzının artırılmasına yönelik, et verimi yüksek olan ırkların geliştirilmesi ve etçi tip sığır yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması ile sütçü işletmelerde mümkün olabildiğince kombine verim yönlü ırklara öncelik verilmesi önemli görülmektedir.

Bunun yanı sıra, sığır etine ikame olabilecek koyun ve keçi arzının artırılması ve kamu politikalarının bu çerçevede oluşturulması öncelikler arasında görülmektedir. Et tüketimindeki çeşitliliğinin artırılması ve beslenme kalitesinin yükseltilmesi açısından toplumun kanatlı hayvan eti ve balık tüketimine yönlendirilmesi de önemlidir.”

300 KOYUN PROJESİNDE GİZLENEN GERÇEK

Kamuoyunda büyük beklenti ve umut yaratan 300 Koyun Projesi özünde bir “sözleşmeli üreticilik”. Sözleşmeli çiftçilik anlaşmaları, hayvancılıkta yem, veteriner hekimlik hizmetleri, tohumlama gibi konularda alıcı ya bağımlı olacak şekilde düzenlendiği için TİGEM’e sözleşme ile bağlanan yetiştirici malı ve işgücünü birlikte kiraya vererek “taşeronlaşmış çiftçi”ye dönüşecektir.

300 koyun projesi koyunculukta yaygın olan aile işletmelerinin yerine orta ve büyük ölçekli işletmeleri yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Sözleşmeli üreticilik ve ölçek ekonomisi kaygısıyla hazırlanan projeye dahil olacak yetiştiricilerden her şeyin parası alınacak. Damızlık koyunlar banka kredisi ile verilecek, aşı, sigorta, yem gibi hizmetler ile asgari ücret avans olarak verilerek kuzular için ödenecek bedelden mahsup edilecek.

Projeden yararlanacak yetiştiricilerin monopol gücü olan TİGEM ve Ziraat Bankası karşısında haklarını koruyacak bir sistem bulunmuyor. Alacağı koyunların ırkı, yaşı, menşei, sağlık durumu ve verimi ile ilgili herhangi bir tercih hakkı bulunmuyor. Projenin olumsuz yanlarından biri de sözleşme ile tek taraflı bağımlılığın yaratılması. Sözleşme koşullarını sorgulayacak olanlar nankörlükle itham edilecek ve bunlara projede yer verilmeyecektir.

Monopol gücü elinde bulunduran TİGEM sözleşmeleri tek taraflı hazırlamaktadır. TİGEM’in üretilen ürünün tek alıcısı olması nedeniyle monopson (tek alıcılı) piyasa koşulları sözkonusudur ve fiyatı alıcı olan TİGEM tek taraflı olarak tespit etmektedir. Üstelik, 300 koyun projesinde sözleşme imzalanacak olan aday çiftçiler piyango kazanmış bir talihli gibi sunulmaktadır.

Çiftçi başına 300 koyun dağıtılacak olması nedeniyle küçük aile işletmeleri projeden dışlanmaktadır. Ayrıca mera tahsisi gibi konularda proje kapsamında kurulacak işletmelere öncelik verileceği için projeye dahil olmayan aile işletmelerinin koyunculuk yapması da zorlaşacak. Bu bakımdan proje küçükbaş hayvancılıkta yıkım sürecini hızlandırabilir.

Projede ölçek ekonomisi kriterleri gözetiliyor ve küçükbaş hayvancılıkta köylülük (küçük aile işletmeleri) göz ardı ediliyor. 300 koyun karşılığında Ziraat Bankasından en az 300 bin lira kredi kullandırılacak. Kredi için 500 ile 800 bin lira değerinde bir arazi ipotek olarak alınacak. Böyle bir teminatı küçük aile işletmelerinin karşılaması imkansızdır.

Son olarak proje, aile işletmelerini küçükbaş hayvancılıktan uzaklaştırarak binbir zorlukla üretime devam eden köylülüğün son temsilcilerini büyükşehirlerin varoşlarına sürebilir.

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Ayrıca kontrol et

Marketler çiğ süt satabilecek

Artık marketler ve şarküteriler çiğ süt satabilecek. Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle çiğ sütün doğrudan son tüketiciye …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.