Ana Sayfa / Haberler / Dosya / Süt sektörü kongrede buluştu

Süt sektörü kongrede buluştu

25 yılın ardından Türkiye’nin ilk sütçülük kongresi 25-26 mayıs 2017 tarihlerinde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi konferans salonunda yapıldı. Tarım Bakanlığı Müsteşarı Dr. Nusret Yazıcı, Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş ve SETİR Başkanı Tarık Tezel başta olmak üzere kongreye çok sayıda bilim ve sektör mensubu katıldı.

7 oturumda 36 sözlü, 84 poster bildirinin sunulduğu kongrede; “beslenme ve kanser ilişkisi, süt ve sağlık, süt teknolojisinde yeni eğilimler, süt ve ürünlerinde coğrafi işaretleme, fonksiyonel süt ürünleri ve süt analizlerinde yenilikçi yaklaşımlar” ele alındı.

İşte 1.Ulusal Sütçülük Kongresi ile ilgili ayrıntılar.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) ve Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) desteği ile düzenlenen ve iki gün süren ‘1. Ulusal Sütçülük Kongresi’nde süt her yönüyle ele alındı.

25-26 Mayıs 2017 tarihlerinde Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen kongreya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Dr. Nusret Yazıcı, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, SETBİR Başkanı Tarık Tezel başta olmak üzere çok sayıda protokol üyesi, bilim insanı ve sektör mensubu katıldı.

Açılış konuşmaları ile başlayan kongrede ilk konuşmayı Düzenleme Komitesi adına Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer yaptı. “Ulusal Sütçülük Kongresine hoş geldiniz” diyerek konuşmasına başlayan Özer, kongre hakkında bilgi vererek, sektördeki gelişmeler üzerine düşüncelerini paylaştı. Prof. Dr. Barbaros Özer şöyle konuştu:

“Aslında kongremizin adını koyarken çok düşündük. Çünkü 1975 yılında başlayan ve 1992 yılına kadar devam eden Türkiye Sütçülük Kongreleri serisinin devamı olarak 7. Türkiye Sütçülük Kongresi demek mi daha doğru olurdu yoksa yeni bir solukla bu süreci başlatmak mı? Bilemedik. Sonunda 1992 yılında gerçekleştirilen son Türkiye Sütçülük Kongresi’ni ardımızda bırakıp 1. Ulusal Sütçülük Kongresi adı ile devam kararı aldık.

Kongremize 120 bildiri başvurusu oldu ve Bilim kurulumuzun titiz değerlendirmeleri sonucunda 36 sözlü 84 poster bildirinin kabulü uygun görüldü. Sözlü bildirilerimizi süt ve sağlık, süt teknolojisinde yeni eğilimler, süt ürünlerinde coğrafi işaretleme ve süt ürünleri analizlerinde yenilikçi yaklaşımlar olmak üzere 4 ayrı konu başlığında ve 7 ayrı oturumda gruplandırdık.

Kongreye 33 ayrı üniversitenin gıda mühendisliği ve süt teknolojisi bölümlerinin yanı sıra, Beslenme ve Diyetetik, Gastronomi, Tarım Ekonomisi alanlarından da başvurular olmuştur. Ayrıca, kamu ve sivil toplum örgütleri ile özel sektörden de araştırıcılar bildiri sunumları gerçekleştirecektir.

İlave olarak, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden de araştırıcılar sunumlar gerçekleştirecektir. Kongre katılımcılarımızın yarısından fazlasının genç araştırıcılar olması da ayrı bir mutluluk kaynağıdır.

İDDİALAR BİLİMSEL DAYANAKTAN YOKSUN

Süt ve Sağlık başlığı kongremizin ağırlıklı temasını oluşturmaktadır. Bu konuya biraz daha fazla ağırlık vermemizin temel nedeni tıp ve gıda bilim alanlarında çalışmalar yapan akademisyenlerin birbirlerini anlamaları için bir fırsat yaratma isteğimizden kaynaklanmaktadır. Bu iki akademik disipline mensup araştırıcıların ortak bir zeminde biraraya gelmeleri durumunda daha güvenilir ve somut bilgilerin üretileceği inancındayız.

Bilindiği üzere süt ve süt ürünleri, üzerinde en fazla spekülasyonun yapıldığı gıda alt segmentini oluşturmaktadır. Zaman zaman süt ve ürünlerinin sağlık etkileri üzerine fikirlerini medya aracılığıyla kamuoyu ile paylaşan bazı akademisyenlerin ifadelerini şaşkınlıkla izlemekteyiz. Bu şaşkınlığımızın nedeni ortaya sürülen savların büyük ölçüde bilimsel bir dayanaktan yoksun olmasıdır.

Bu noktada belirtmek isterim ki, duymak istenilenin ya da genel geçer doğru kabul edilenin tersini ifade eden akademisyenlere karşı ortaya konulan karşı tezler de bilimsel bir arka plandan yoksundur. Sonuçta bir grup insan sütün şu şekilde üretilmesi zararlıdır derken bir grup araştırıcı da hayır değildir demektedir. Ama ne yazık ki her iki düşünceyi de destekleyecek yeterli bir bilgi mevcut değildir ve tartışmalar karşılıklı olarak varsayımlar üzerinden sürmektedir.

Oysa ki akademisyen sorumluluğu ve saygınlığı, doğru metodoloji ile bilimsel bilginin üretilmesini ve bu bilgi birikiminin otak paydalarının toplumun anlayabileceğe bir dile indirgenmesini gerektirmektedir. Hangi gerekçe ile olursa olsun, yeterince bilgi derinliğine sahip olunmayan alanlarda kesin hüküm cümleleri kurmak tüketicilerde kafa karışıklıklarına yol açmaktadır.

TÜKETİCİNİN KAYGILARI GİDERİLMELİ

İhtiyacımız olan disiplinler arası çalışma kültürünü içselleştirerek süt teknolojisi özelinde kaygıya neden olan konulara açıklık getirilmesidir. Bu noktada, süt teknologları, tıp doktorları, beslenme uzmanları gibi farklı akademik disiplinlere mensup araştırıcıların ortak çalışmalar yürütmeleri ve mevcut araştırma altyapısı ve bilgi birikimi doğrultusunda şu an için doğruya en yakın sonuçları ortaya koymak zorundayız.

Konuşmamı sonlandırmadan önce 1. Ulusal Sütçülük Kongresinin hazırlanması aşamasında her türlü desteği sağlayan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Gökhan Söylemezoğlu’na, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Sayın Ethem Kalın’a ve SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tarık Tezel’e, özverili çalışmalarından dolayı Organizasyon Komitesi üyelerimize, değerli katkılarından ötürü Bilim Kurulumuza teşekkür ediyorum.

Kongremize maddi ve manevi katkı sağlayan Sütaş Süt Ürünleri A.Ş., Tekafos Teknolojik Sistemler Tic.Ltd.Şti., ABP Gıda, ENKA Süt, Unilever, Maysa Gıda ve medya yüzümüz Süt Dünyası Dergisine şükranlarımı sunuyorum. Katılımlarınızdan ötürü Düzenleme Kurulu adına hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü olarak zaman zaman süt teknolojisini ilgilendiren konularda akademik kurul kararları alarak Bakanlığımız ve kamuoyu ile paylaşmaktayız. Yakın geçmişte çiğ sütün doğrudan halka arzını olanaklı kılan yönetmelik taslağı hakkında da olumsuz görüşlerimizi Bakanlığımız ile paylaştık.

Ancak ne yazık ki bu yönetmelik taslağı hakkındaki çekincelerimiz dikkate alınmadı ve ilgili yönetmelik yayınlandı. İyi niyetle alındığından kesinlikle şüphe duymadığımız bu yönetmeliğin yayınlanmasının ülkemiz koşulları dikkate alındığında erken bir girişim olduğunu düşünüyoruz.

Ülkemiz çiğ süt kalitesinin olması gereken düzeyin çok altında olduğu bilinmektedir. Üretilen çiğ sütün önemli bir bölümünün kayıt dışı olduğu da hepimizin malumudur. Ek olarak, tüketicilerimizin organik, doğal, natürel gibi kavramlar hakkındaki algıları da karmaşıktır. Tüm bu etmenler çiğ sütün doğrudan halka satışını bizce riskli kılmaktadır. Umuyoruz ve diliyoruz ki bu konuda yanılan taraf biz oluruz ve çiğ süt kaynaklı halk sağlığı sorunları ile karşılaşmayız.”

SÜTÇÜLÜK BİLİMİN IŞIĞINDA MERCEK ALTINA ALINACAK

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel de yaptığı konuşmada, süt üretiminin son 10 yılda önemli ölçüde arttığını belirterek, “Bu seviyeye gelebilmek için son yıllarda sektörümüzde, üretimde, fiyatlandırmada ve ihracatta, istikrar adına pek çok adım atıldı” dedi. Tezel, konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) olarak, büyük bir güven ve heyecan ile destek verdiğimiz bu kongrenin yıllar boyunca sürerek, ülkemize bu alanda fayda sağlamasını, yol göstermesini, aydınlatmasını, bilimin, bilimsel çalışmanın önünü açmasını dilerim. Bilimin ışığı altında sütçülüğün mercek altına alınacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. SETBİR bu kongrenin ve tarafsız, bağımsız bilimsel çabaların her zaman yanında olacak ve desteğini bundan sonra da esirgemeyecektir.

Türkiye, zirai eğitim ve süt teknolojisinin yabancısı değil. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi 100 yılı aşkın bir süredir, fakültenin “süt teknolojisi bölümü” ise 100 yıla yakın bir zamandır hem bilimsel gelişmeyi izliyor, hem bilim üretiyor hem de bilim öğretip uzman yetiştiriyor. Yanı sıra 33 ziraat fakültesi, 16 meslek yüksek okulu, 70’e yakın üniversitemizdeki gıda mühendisliği bölümü de bu eğitimöğretim ve uzmanlığa katkı sunuyor. Fabrikalarımızda üretimden sorumlu teknisyenlerimiz, mühendislerimiz ve yöneticilerimiz de hep bu uzmanlardan oluşuyor.

Biz sanayiciler süt ve süt ürünlerinde Türkiye’yi dünya ile rekabete hazırlarken, bu alandaki eğitimin de uluslararası standardının ve saygınlığının artmasını bekliyoruz. Bu konudaki her çabaya iş dünyası olarak biz de destek olmaya hazırız.

SETBİR, 1976 yılından bu yana, sütü, kırmızı eti, hayvancılığı anlatmaya, üyelerinin eli ile bu sektörleri geliştirmeye çabalıyor. Türkiye’de bir yılda üretilen 19 milyon ton çiğ sütün 9,2 milyon tonu sanayiden, bunun 7,5 milyon tonu da SETBİR üyelerinden geçiyor. Derneğimizin üyesi olan 56 şirket, 100 bine yakın vatandaşımıza çalışma imkanı sağlıyor, 500 bin üreticinin emeğini değerlendiriyor, yılda 20 milyar TL ciro yapıp karşılığında milyarlarca lira vergi ödüyor.

SETBİR üyeleri sadece ödedikleri doğrudan vergilerle değil stopaj yoluyla ödedikleri vergilerle de tarım kesiminin kayıt altına girmesi, vergilendirilmesi ve hatta sosyal güvenlik sistemine katılması konusunda çok önemli bir işlevi yerine getiriyor.

Bize göre, gelişmiş-sanayileşmiş ülkeler arasında hak ettiğimiz yeri alabilmenin, kalkınmanın getireceği refah ile daha mutlu-mesut yaşayabilmenin yolu sanayileşmekten, katma değerli ürün üretip ihraç edebilmekten, bunu kapsayıcı, toplumun tüm kesimlerinin pay aldığı şekilde yapabilmekten geçiyor. İşte tarıma dayalı sanayi de bu demek.

EN TEMEL GIDAYI HAYVANCILIK ÜRETİYOR

Üreticiden sanayiciye, sanayiciden perakendeciye, perakendeciden tüketiciye, memleketin tabiatından doğarak tüm kesimlerin paylaştığı geliri yaratan bir sektördür tarım. Bunun bir parçası olan hayvancılık ise insan için değerini ölçmenin pek de kolay olmadığı en temel gıdayı, sütü üretiyor.

İnsan kaynağımızı hayvansal protein ile besleyebilmemiz, başta çocuklarımız ve yetişmekte olan gençlerimiz olmak üzere halkımızı, hayvansal proteinin en kaliteli ve en hesaplı kaynağı olan süt ve süt ürünleri ile doyurmamız gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde kişi başına yıllık süt ve eşdeğeri süt ürünü tüketimi 300 litre. Bu miktar Türkiye’de ancak yarısı. Açıkça görülüyor ki gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmek için daha çok süt ve süt ürünü üretmemiz ve tüketmemiz gerekiyor. Ümitsiz değiliz.

2000’li yılların başlarında 9 milyon ton seviyesindeki süt üretimimiz bu gün 19 milyon ton seviyesine geldi. Bu seviyeye gelebilmek için son yıllarda sektörümüzde, üretimde, fiyatlandırmada ve ihracatta, istikrar adına pek çok adım atıldı. Bakanlığımız, dolayısı ile bu kongrenin diğer destekçisi Et ve Süt Kurumu tarafından yürütülen regülasyon faaliyetleri, müdahale alımları sektörümüze çok önemli bir katkı sağladı. Her şeyden önce üretici ile sanayici arasındaki kavgayı bitirdi.

Sütün ve süt sektörünün önündeki en temel meselelerinden birincisi, arz-talep dengesini sağlıklı bir şekilde kuran ve destekleyen bu müdahale alımı sisteminin ve fiyat istikrarının devamıdır. İkincisi, bu istikrar ortamında üretimin, üretim verimliliğinin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesidir. Yarısı kayıt dışı olan sektörde, kayıt dışının ve bu nedenle ortaya çıkan haksız rekabetin ortadan kaldırılması gerekir.

BİLGİ KİRLİLİĞİNE MEYDAN VERİLMEMELİ

Üçüncü olarak, halkımızın sağlıklı beslenmesi, gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için tüketimin de artırılması şarttır. Son olarak ise hem üretimin sağlıklı devam etmesi hem tüketimin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için toplumun süt ve süt ürünlerine yönelik bilgi ve bilinç seviyesini artırmak zorundayız. Bu konudaki bilgi kirliliğine meydan vermemeliyiz.

Bir yandan süt sanayi, bir yandan hayvan yetiştiricisi, bir yandan süt üreticisi, bir yandan bilim üreten-uzman yetiştiren üniversitelerimiz, bir yandan da Bakanlığımız canla başla çalışır çabalarken, sütümüzün, yoğurdumuzun karalanması gücümüze gidiyor. Bu alandaki bilgi kirliliğinin, bilimin yardımıyla ortadan kaldırılmasını, Ulusal Sütçülük Kongresi’nin bu yolda ilk adım olmasını umut ediyorum.

Başta bu kongreye katılanlar olmak üzere, süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösteren bütün bilim insanlarımızın, tüm toplumu süt ve süt ürünleri konusunda bilimsel gerçeğin ışığı ile aydınlatmasını diliyorum. Dünyanın en değerli gıdası sayılan ve dünya sofralarına bizim dilimizle yerleşen yoğurdun tüm dünyada tüketiminin arttığı bu dönemde, Türkiye’de maalesef yoğurdu ve yoğurdu bu seviyeye getirmiş sanayimizi üzüyorlar.

Şu çok iyi bilinsin ki dünyanın en iyi yoğurdu Türkiye’de üretiliyor; dünyanın en iyi yoğurdu bizim, Türk sanayisinin ürettiği yoğurttur. Değerli tüketiciler, evinizde ürettiğiniz yoğurttan korkun, bizim ürettiğimiz yoğurttan kokmayın.

Ayrıca, Hükümetimizin KDV konusunda çalışmalar sürdürdüğünü biliyoruz. Bir kilo yoğurdun 3,5 liradan, bir kilo pidenin yerine göre 4, 5, 6 liradan satıldığı bu zamanda, umarım Türk halkının ekmek yerken yüzde 1, süt ürünü tüketirken yüzde 8 KDV ödemesi çelişkisi ortadan kaldırılır.”

ÇİĞ SÜT MARKETLERDEN ALINABİLECEK

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise, dünyanın en önemli başlıklarının toplumları şekillendiren su, enerji, sağlık ve gıda olduğunu vurguladı. Türkiye’de süt ve süt ürünleri kullanımı konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan İbiş, söz konusu kongrenin sektöre yarar sağlayacağına inandığını kaydetti.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Dr. Nusret Yazıcı da yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yıllık süt üretiminin yaklaşık 19 milyon ton olduğunu, bunun artırılması için gerekli çalışmaların yapıldığını anlattı. Hayvansal ve bitkisel ürünlerin tüketimi konusunda her kafadan ses çıktığına dikkat çeken Yazıcı, “Bundan çok rahatsızız. İnsanımızın sofrasındakinin reyting aracı yapılmasını hoş bulmuyoruz.” dedi.

Müsteşar Yazıcı, çiğ sütün marketlerde satılabilmesi için önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerine işaret ederek, “Evlerde çiğ süt isteniyor. Marketlerden çiğ süt alınabilmesinin önünü açtık” ifadesini kullandı.

İki gün süren kongrede açılış konuşmalarının ardından 4 ayrı konu başlığında 7 ayrı oturum, 41 adet sözlü 79 adet de poster bildiri sunumu yapıldı. Kongrede sunulan bildiriler arasında ‘Gençler Süt Ürünlerini Yeteri Oranda Tüketiyor mu?’, ‘Süte Uygulanan Teknolojik İşlemlerin Süt Alerjisine Etkisi’, ‘Süt Tüketimi, Beslenme ve Sağlıktaki Rolü’ ve ‘Yoğurt Bileşenlerinin Sağlık Üzerine Etkisi’ gibi toplumu yakından ilgilendiren konular ele alındı.

SAĞLIK VE TEKNOLOJİDEKİ EĞİLİMLER ÖNE ÇIKTI

Kongrenin çağrılı bildirisi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Avrupa Bilimler Akademisi Asli Üyesi, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Konsey Üyesi, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Kanser Çalışma Grubu Başkanı Prof.Dr.Taner Demirer tarafından sunuldu. Demirer’in sunduğu “Gıda, Beslenme ve Kanserden Korunma” başlıklı bildiri katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı.

Kongrenin ilk günü öğleden önce “Süt ve Sağlık” başlıklı iki oturum yapıldı. Prof. Dr. Nuray Yazıhan’ın başkanlığını yaptığı ilk oturumda, “Gençler süt ürünlerini yeteri oranda tüketiyor mu?”, “Süte uygulanan teknolojik işlemlerin süt alerjenitesine etkisi”, “Süt ve süt ürünleri proteinlerinden elde edilen antikanser peptidlerin kanser tedavisinde potansiyel rolleri”, “Süt yağ globul membranın sağlık üzerine etkileri” ve Sütte beta-kazein A1 ve A2 varyantı ve sağlık ilişkisi” başlıklı bildiriler sunuldu.

Prof. Dr. Ethem Akçıl’ın başkanlığını yaptığı “Süt ve Sağlık” başlıklı ikinci oturumda ise “Doğal kefir danesinden üretilen kefirin in vivo olarak bazı sağlık üzerindeki etkilerinin belirlenmesi”, “Kalsiyum metabolizması ve farklı kalsiyum formlarının biyoyararlanımı”, “Spor yapan kişilerde kazein ve whey proteini kullanımı ve etkileri”, “Süt tüketimi, beslenme ve sağlıktaki rolü” ve “Keçi sütü ve ürünlerinin beslenme ve sağlık üzerine etkilerine genel bir bakış” konulu bildiriler sunuldu.

Öğleden sonra “Süt Teknolojisinde Yeni Eğilimler” başlıklı iki oturum yapıldı. Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Metin Atamer’in yaptığı “Kitosan ve Sandal ağacı yağı kullanılarak üretilen Kaşar peynirlerinin mikrobiyolojik özelliklerinin incelenmesi”, “Mikroenkapsüle krema tozu üretimi için uygun emülsiyon formülasyonunun belirlenmesi”, “Peyniraltı suyu ve transglutaminaz enzimi kullanımının ayranın reolojik özellikleri üzerine etkisi”, “Farklı sütlerden elde edilen kefirlerde farklı sıcaklıklarda inkübasyon uygulamasının reolojik ve mikrobiyolojik özellikleri üzerine etkisi” ve “Keçi sütü esaslı bebek maması üretimi ve bu mamaların bebek bağırsak hücreleri üzerine olan etkisi” konulu bildiriler sunuldu.

Prof. Dr. Necati Akbulut’un başkanlığını yaptığı “Süt Teknolojisinde Yeni Eğilimler” başlıklı ikinci oturumda ise, “Kazeinomakropeptid ve süt proteini emülgatörlerin emülsiyon oluşturma özelliklerinin karşılaştırılması”, “Salamura pH’sı, tuz ve kalsiyum konsantrasyonlarının atıştırmalık taze Mozzarella peynirinin tekstürü üzerine etkisi”, “Dondurma üretiminde sıvı ve toz formda peyniraltı suyu kullanımı”, “Yağlı ve yağsız süt konsantrelerinin viskozite değerlerine yüksek basınç homojenizasyonun etkisinin belirlenmesi” ve “Enzim modifiye peynir ve tereyağ üretimi ve uygulama alanları” bildirileri sunuldu.

COĞRAFİ İŞARETLEMENİN ÖNEMİ

“Süt ve Ürünlerinde Coğrafi İşaretleme” konulu oturumun başkanlığını ise YÜCİTA Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu yaptı. Bu oturumda “Yükselen değer: Coğrafi işaretler”, “Yöresel peynir çeşitlerinin yerel ekonomik kalkınmaya katkılarının arttırılmasında coğrafi işaretler”, “Coğrafi işaretli peynirler açısından Türkiye ve Avrupa Birliği karşılaştırması”, “İçme sütü tüketim alışkanlığında etkili faktörlerin analizi: İzmir ili örneği” ve “Yoğurt bileşenlerinin sağlık üzerine etkisi” başlıklı bildiriler sunuldu.

Kongrede “Fonksiyonel Süt Ürünleri” konulu oturumu ise Prof. Dr. Zeynep Güzel Seydim yönetti. Oturumda, “Stres koşullarına adaptasyonu sağlanan probiyotik bakterilerin süt ürünlerinde kullanım olanakları”, “İnek ve keçi sütü kullanılarak üretilen bazı probiyotik ürünlerin karakteristik özellikleri”, “Probiyotik süt ürünleri için ambalajlama sistemleri”, “Farklı muhafaza tekniklerinin eşek sütündeki temel antimikrobiyel proteinler üzerine etkisi”, “Anne sütünde bulunan bakterilerin orijini ve potansiyel faydaları” ve “Pirinç esaslı bebek mamaları ve pirinç unu ürünlerinde Cronobacter sakazakii, Enterobacteriaceae spp. ve Ochratoxin-A varlığı” başlıklı bildiriler sunuldu.

ANALİZ TEKNOLOJİLERİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

Prof. Dr. Songül Çakmakçı’nın yönettiği “Süt ve Ürünleri Analizlerinde Yenilikçi Yaklaşımlar” konulu oturumda ise “Süt ve süt ürünlerinde kullanılan aroma izolasyon teknikleri”, “Yenilikçi, hızlı ve güvenilir kağıt tabanlı analiz platformlarının süt ve süt ürünleri analizlerinde kullanılması”, “Enzim modifiye peynir üretiminde kullanılabilen farklı ticari proteolitik enzimlerin olgunlaşma parametrelerine bireysel etkilerinin belirlenmesi”, “Beyaz peynir tozunda maltodekstrin varlığının Fourier dönüşüm kızıl ötesi spektroskopisi (FT-IR) ile belirlenmesi”, “Oksidasyon redüksiyon potansiyelinin süt endüstrisi açısından önemi” konulu bildiriler suuldu.

Oturumların ardından Prof. Dr. Celalettin Koçak moderatörlüğünde “Küresel Süt Endüstrisinde Türkiye Nasıl Konum Almalı, Rekabetçilik mi, Rekaberlik mi?” konulu panel düzenlendi. Panelde Yaşar Holding Dış Ticaret Direktörü Hakkı Tarakçıoğlu, Ankara Üniversitesi Teknokent Genel Müdür Yardımcısı Şebnem Doğan, Et ve Süt Kurumu Piyasa İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanı Ferda Gerger Yıldırım ve Kalkınma Bakanlığı Tarım Dairesi Başkanı Dr. Taylan Kıymaz konuşmacı olarak yer aldı.

Panelin ardından Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer’in kapanış konuşmasıyla kongre sona erdi. Kongrenin iki yıl sonra Ege Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü ev sahipliğinde yapılması kararlaştırıldı.

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Marketlerde çiğ süt dönemi başlıyor

Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ’in 27 Nisan 2017’de yayınlanmasıyla tüketiciye çiğ süt satışı yasal bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.