BESLENME
SELMA ÖNELGE GÜR
SAYI 9    |   TEMMUZ - AĞUSTOS 2007
Osteoporoz ve beslenme
GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE SAĞLIK BAKANLIĞI YETKİLİLERİ SÜT TÜKETİMİ İLE İLGİLİ ÇALIŞMANIN SONUÇLARINI AÇIKLADI.
BU SONUÇLAR İLERİ YILLARDA TOPLUMUMUZDA OSTEOPOROZ HASTALIĞININ DAHA DA YAYGINLAŞACAĞINA DAİR OLUMSUZ VERİLER İÇERİYOR.
Bu sayıda yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, giderek görülme sıklığı artan ve süt tüketimiyle direkt ilişkisi olan bir hastalıktan söz etmek istiyorum. Yaygın olarak menopoz sonrası kadınları tehdit eden bir hastalık olarak bilinen osteoporoz ile ilgili geçtiğimiz günlerde basında dikkat çekici bir haber vardı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği Osteoporoz Çalışma Grubu “Osteoporoz, Türkiye'de her 3 kadın ve her 5 erkekten birinin sorunu” olduğunu açıklıyordu. Neredeyse iki cins arasında fark kalmamış gibi. Nedenlerin en başında süt tüketiminin yetersizliğidir.
Çünkü, ülkemizde en önemli kalsiyum kaynağı olan içme sütünün yıllık tüketimi kişi başına 24 litre’dir. Ülkemizde tüketilen tüm içecekler arasında sütün payı yüzde 9, çay, su ve özellikle gazlı içeceklerden sonra dördüncü sırayı alıyor.
Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı yetkilileri süt tüketimi ile ilgili 11 ilde 7 bin 163 kişiyle yapılan çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Bu anket çalışmasına göre her 3 kişiden biri her gün süt içiyor. Ancak bunların da yüzde 68 'i sadece bir bardak süt tüketiyor. Her 3 kişiden biri, sütü sevmediği için tüketmiyor. Katılımcıların % 42,7 'si ise süt ürünlerini tercih ediyor. Tüketilen günlük süt ürünü miktarı ise 14 gram peynir, 3 kaşık yoğurt. Bu sonuçlar ileri yıllarda toplumumuzda osteoporoz hastalığının daha da yaygınlaşacağına dair olumsuz veriler içeriyor.
 
Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de özellikle ileri yaşlarda karşılaşılan bu hastalıkta kasların belirli hareketleri yapabilme yetenekleri azalıyor. Kronik sırt ve bel ağrıları, boy kısalığı, deri altı yağ tabakasının incelmesi, diş kayıpları, bacaklarda eğrilik, şekil bozuklukları ve kamburluk gibi klinik bulgular ve oluşan kırıklar nedeniyle bu hastalığın sosyo-ekonomik boyutlarının giderek önem kazanmasına yol açıyor ve bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak kemik kırılganlığının artması ve sonuçta kırıkların ortaya çıkmasına neden olan metabolik, sistemik bir kemik, iskelet hastalığıdır. Osteoporozun bugün için kabul gören tanımı 1993’deki Consensus Geliştirme Konferansı tarafından kararlaştırılmıştır.
Bu sağlık sorununa en önemli yaklaşım hastalıktan korunma yani osteoporozun önlenmesidir.
Osteoporozun önlenmesinde ve korunmasında amaç; çocukluk ve gençlik döneminde kemik mineral kütlesini maksimum düzeylere çıkarmak ve korumak, yaşamın ileri dönemlerinde meydana gelebilecek kemik kaybını geciktirmek ve kayıp hızını yavaşlatmaktır.
...
selmaonelge @ yahoo.com
YAZININ DEVAMI
> 9. SAYI KAPAK DOSYASI - AYRAN PAZARI KÖPÜRÜYOR
> SEKTÖR SOHBETİ - Nejat Deveci
> RÖPORTAJ - Golf inovasyona odaklandı