Prof. Dr. OSMAN ERGANİŞ
Selçuk Üni. Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
SAYI 22    |   EYLÜL - EKİM 2009
Süt Sığırcılığında Programlı Aşılamalar

Süt üretimi, (süt vermeyenlerle karşılaştırılınca) ineklerin hastalanması için başlı başına bir predispozisyondur. Besi hayvanlarına göre daha fazla yem ve su tükettiklerinden, sindirim-dolaşım-meme hastalıklarına yakalanma potansiyelleri daha yüksek olan Sütçü inekler, bağışıklık sistemi bakımından da daha zayıftırlar.
Bulaşıcı hastalıklardan korunmada, bulaşanların önlenmesi (biyogüvenlik, dezenfeksiyon, sanitasyon) en ekonomik yöntemdir. Pratikte, mutlak biyogüvenlik zor olduğundan, korunmada aşılama zorunlu hale gelmektedir. Hayvan hastalıkları ile mücadele, zoonoz enfeksiyonların hayvandan insana geçiş köprüsünün, veteriner hekimlerce tutulduğu bir görevdir.
Aşılamalar için öncelikle süt sığırcılığı işletmesindeki ve bölgedeki enfeksiyonlar ile bu hastalıkların görülme zamanlarının (ay veya mevsim olarak) bilinmesi gerekir.
Aşılamalardan maksimum fayda sağlanabilmesi için bağışıklık sisteminin ve aşıların uyardığı bağışıklık sistemlerinin de iyi anlaşılması/bilinmesi gerekir.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
1. Doğal Savunma Mekanizmaları: Bu sistem, hayvan bağışık olmasa bile enfeksiyöz ajanlar vücuda girdiğinde hemen devreye girerek (tükürük, ter, enzimler, makrofajlar, mide asitleri, vb maddelerle) yok etmek için uğraşır. Doku ve organlarda bazı reseptörlerin olmaması, kimi mikroorganizmaların buralara tutunma ve çoğalmaları gerçekleşmediğinden hastalık oluşturamamalarına yol açmaktadır. Bu tip savunma, tür farkı olarak açıklanmaktadır.
2. Kazanılan Bağışıklık:
A. Aktif bağışıklık:
Hayvanın aşılanması veya enfeksiyonu atlatarak/geçirerek gelişen bağışıklıktır. Sistemik olarak Hücresel (lenfokinler, sititoksik hücreler) ve Sıvısal (Antikorlar) bağışıklık olarak 2 şekli vardır. Lokal veya Mukozal bağışıklık ise mukoza veya dokulara özgü (solunum, sindirim, konjuktiva, meme, vagina uterus, vs) bağışıklık olup, hem sıvısal hem de hücresel olabilir. Bağışıklık maddeleri, en erken 1 haftada gelişebilmekle birlikte 3-5 hafta sonra koruyucu seviyelere çıkar. Her hayvan aynı enfeksiyon etkenine karşı aynı duyarlılıkta değildir. Her aşılama da, sürünün hepsinde aynı derecede bağışıklık sağlamaz. Bu durum, bireysel farklılık ile anlatılabilir.

B. Pasif Bağışıklık
Doğal Pasif Bağışıklık: Anadan yavruya kolostrumla geçen bağışıklık (maternal antikorlar) olup, tedricen azaldığından geçicidir. Neonatal dönemde ortaya çıkan enfeksiyonlar (kolibasilloz, rotavirus, coronavirus, klostridial enfekisyonlar, pastörella vs) için oldukça önemli olduğundan, gebelik döneminde ananın aşılanması ile sağlanabilir. 2-6 ay arasında koruma sağlayabilmektedirler (Örneğin: klostridial enfeksiyonlar yaklaşık 2 ay; IBR, PI3ve BVD yaklaşık 6 ay). Maternal antikorlar yüksek seviyelerde iken aşılar yeterli bağışıklık sağlayamazlar.
Yapay Pasif Bağışıklık: Neonatal dönemde hiperimmün serum, plasma veya kan verilmesi-dir. Örneğin: Kolibasilloz, pastörelloz, tetanoz, yılan akrep antiserumları/ antivenomları gibi.

> Dergide yer alan makalenin kaynaklarını görmek için tıklayınız...
YAZININ DEVAMI
> KAPAK DOSYASI - Ulusal Süt konseyi gücünü nereden alıyor?
> DOSYA - Sütçülük yatırımlarının gözdesi Ege Bölgesi
> HABERLER