KAPAK DOSYASI - KIRSAL KALKINMA HAMLESİ
DR. DİLEK ÖZER
SAYI 10    |   EYLÜL - EKİM 2007
Türkiye sütçülüğünün gerçek yöneticisi: Üretici kadın
KADININ TARIMSAL ÜRETİMDEKİ PAYI AZIMSANAMAYACAK BİR DERECEDEDİR. TÜRKİYE’DE SÜT SEKTÖRÜ DE ASLINDA KIRSAL ALANDA YAŞAYAN KADINLARIN KONTROLÜ ALTINDADIR. BUNA RAĞMEN ÖNYARGI SAHİBİYSENİZ, BU YAZIYI OKUMANIZ İÇİN ÜÇ NEDENİNİZ VAR.
Ülkemizde kadın odaklı yazılar feminist damgası vurularak daha okumaya başlanmadan önyargıların kurbanı olmaktadır. Kadın odaklı birçok eğitim, proje ve sivil toplum hareketine bir çeşit ayrımcılık damgası vurulmaktadır. Bir humanist olarak kadın olmanın önemli bir ayrıcalık olduğunu kabul ediyorum. Acak kırsal alanda kadın olmanın bir olağanüstülük olduğu gerçeğini de reddetmek mümkün değil.
Kalkınma çalışmalarında kadınlar hemen her ülkede dezavantajlı kabul edilmektedir. Birçok kaynak bunun nedenini kadınlara karşı yapılan negatif ayrımcılık olduğunu vurgulamaktadır. Bu ayrımcılık; kadının yaptığı işin erkek tarafından gerçekleştirilen işlere nazaran daha az değerli ve saygın kabul edilmesi, daha az kayda değer bulunması, kamusal alanda yönetim ve denetim rollerini daha az üstlenebilmesi, aile gelirinin kontrolünde daha az söz sahibi olabilmesi ile kendini göstermektedir. Tarım ülkesi olan- ne yazık ki yakında bunu bile olamayacak- ülkemizde, kadının tarımsal üretimdeki payı küçümsenemeyecek derecede fazladır. Kırsal alanda kadının işgücüne katılma oranı ülke genelinde işgücüne katılma oranına göre daha yüksektir. İstatistiklere yansıyan tüm bu rakamların da “ele geçen ve kayıtlı sınırlı verilerle" çıkarıldığı düşünerek, kırsal alanda kadının iş yükü Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütünün (FAO) kaynaklarında belirttiği “bir gün doğuşundan bir sonraki gün doğuşuna kadar" durmadan çalışmak olarak özetlenebilir.
 

Kırsal alanda kadınlar her türlü işi yürüten bir ağır işçi durumundadır. Ev temizliği, ekmek yapımı, yemek yapımı, bulaşık ve çamaşır yıkama, çocuk bakımı, su taşıma, ot toplama, ateş yakma gibi rutin işler yanında özellikle topraksız hanelerde hem bitkisel hem de hayvansal üretimin hemen her aşamasında yer almakta çoğu zaman, bir de buna tarım işçiliği eklenmektedir.
Tüm bunlara rağmen hala bazı önyargılara sahipseniz dahi bu yazıyı okumanız için size 3 ayrı neden sunabilirim;
1. Özel sektör çalışanı veya yöneticiyseniz, artık kalitesiz süt işlemekten bıktıysanız,
2. Politika yapıcı veya devlet çalışanı iseniz ve sektör sorunlarında; süt kalitesiz, hijyen yetersiz, üretim yetersiz ve dengesiz, ahırlar bakımsız, besleme ve bakım hataları var gibi sorun analizlerini her sene raporlara yazmaktan usandı iseniz,
3. Herhangi bir vatandaş iseniz ve ülke kalkınmasında sütçülük odaklı neler yapılabilir sorusuna cevap arıyor veya bir sivil toplum kuruluşuyla proje üretmek için çabalıyorsanız,
İşte tüm bunların Türkiye’de tek bir karar mercii var. O da üretici kadındır.
Kadının tüm bu yorucu ama bir o kadar da aktif rolü, onun tarımdaki lider özelliğinin ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Türkiye’de süt sektörü de aslında kırsal alanda yaşayan kadınların kontrolü altındadır. Tüm görünmez kılınma çabalarına rağmen kadın sütçülüğün yöneticisidir.

 

dilozer@harran.edu.tr
YAZININ DEVAMI
> ÖZEL RÖPORTAJ - Ali Koyuncu "Sivil toplum kuruluşları siyaset yapıyor"