Yaza damgasını vuran seçim gündemi nedeniyle meydanların siyaset arenasına dönüştüğü şu günlerde genelde her yayının bir siyasi taraf olduğunu görebiliyoruz. Türkiye’de her seçim döneminde olduğu gibi yine aynı bildik manzaralarla karşılaşıyoruz. Fikirlerin, programların ve projelerin tartışılmadığı ortamda tarım ve hayvancılık politikalarının konuşulması beklenemez.
Seçim kampanyaları ister istemez, ucuz mazot mu, ucuz siyaset mi sorusunu akla getiriyor. Kırsala sıkışmış kalmış bir tarım ve hayvancılık yerine dünya ölçeğinde ve standartlarında tarım politikaları için seferber olunmasını isterdik. Doğu’da terörün de çözümü, ancak tarım ve hayvancılığı kalkınmanın aracı olarak görmekle mümkün.
Her sayıda kapsamlı olarak güncel ve bilimsel yönleriyle ele aldığımız kapak konusunu, yeni sayımızda milli içeceğimiz olan ayrana ayırdık. Bugün belli başlı markalar adı altında üretilen ve market raflarında satışı yapılan ayranın “uzun ömürlü ayran” olarak tanımlayan Prof. Dr. Barbaros Özer, tüketici talepleri doğrultusunda gazlı ve aromalı ayranın da yakın bir zaman içinde üreticilerin gündemine geleceğini belirtiyor.
Gazlı ayran konusunda yürütülen bilimsel çalışmalara da bu sayıda yer veriyoruz. Konuyla ilgili Prof. Dr. Celalettin Koçak’ın başlattığı çalışmalar, ayranın gazlı içecekler alternatifi olmasını amaçlıyor. Peki, ayran global rekabete mi hazırlanıyor? Gazlı üretimiyle ayranın rekabet gücünün artırılması ve global pazarlara açılım sağlaması durumunda hem dünya çapında büyüyen ayran pazarını hareketlendirecek, hem de Türk firmalarının global arenaya çıkmasını sağlayacak. Aynı zamanda kolaya karşı milli içeceğimizin rekabeti gündeme gelecek.
Yeni sayıda görüşmek üzere. |
|