|
|
|
| MAKALE | Sayı 24 | Ocak - Şubat 2010 |
| Adnan Yıldız - TÜSEDAD Yönetim Kurulu Başkanı |
Süt fiyatının artış hikayesi |
Sektörü tanıyanların bile, et ve süt fiyatlarının niçin arttığı konusunda hayret nidaları üretmelerini doğrusu anlamak mümkün değil. Bu durumda sektörü hiç tanımayan nihai tüketicileri, doğrudan ceplerini hedef alan et ve süt ürünlerinin raftaki fiyatlarından şikâyet etmelerini, yakınmalarını gecikmiş bir feryat olarak kabul ediyor ve biz üreticilere kulak vermelerini rica ederek satırlarıma başlıyorum.
Yaşantımızın her safhasında problem diye nitelediğimiz konuları anlayabilmenin, haklı ile haksızı biri birinden ayırmanın yolu, sebep-sonuç ilişkisinin doğru anlaşılması ile mümkündür;
1) 2007 yılı Ekim ayında sütün taban fiyatı (karlı satış fiyatı) 0,66 TL/Lt. olarak belirlenmişti
2) 28 ay sonra, yani Ocak 2010’da sütün taban fiyatı 0,85 TL/Lt. olmuştur
3) Bu 28 aylık dönemde süt taban fiyatı, sütü işleyen sanayici tarafından, ülkemizde süt arzı fazlası olduğu iddiası ile 0.40 TL/Lt.’ye kadar indirilmiştir
4) Oysa biz üreticiler, süt arzı fazlasının suni olarak yaratıldığını ifade ediyoruz. Hikayesini kısaca özetleyelim; |
|
|
|
O dönemlerde AB ülkelerinde gerçekten süt fazlası olduğu için süt fiyatları düştü ve üretici zarar eder hale geldi. Ancak, yine liberal ekonomilerin hakim olduğu o ülkelerde, serbest rekabet koşulları geçerli olmasına rağmen, devlet üreticisini korumak için aradaki farkı sübvanse ederek piyasadan arz fazlasını toplayarak süt tozuna çevirdi. Böylece, tonu 5 bin Dolar olan süt tozu bin 800 Dolar’a kadar geriledi. Bu fırsat kaçırılamazdı ve farklı isimler altında bol miktarda ithal edildi. O günkü kurlarla 0,36 TL/Lt.’ye mal edilir hale gelen sütü, siz olsanız 0,66 TL/Lt.’den üreticiden alır mısınız? Ancak, dikkat edelim, süt değil, süt tozu!
5) Aynı dönemde, kuraklık bahane edilerek, yem sanayicisi de yem hammadde fiyatlarını yükseltti.
6) Tarım Bakanlığı bu duruma seyirci kalınca iki arada sıkışıp, çaresiz kalan süt üreticisi istemeye istemeye elindeki yegâne sermayesi olan süt veren ineklerini yavaş yavaş kesmek durumunda kaldı. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği kayıtlarına girmiş olan yaklaşık 300 bin baş süt veren hayvan, 2008-2009 yılları içerisinde kesime gitmiştir. Resmi olmayan rakamlara göre bu sayı bir milyon baş ile ifade edilmektedir. |
|
Şimdi soruyoruz!
- Siz anneyi yok ederseniz, etiniz-sütünüz-yavrunuz nasıl olacak?
- Bir dönemlik tatlı karlar için geleceği böyle yok ederseniz, bu, ülke menfaatlerini hiçe saymak olmaz mı?
- Artık süt üreticisinin sırtından inmek zamanı gelmedi mi?
Şimdi de izninizle, dünya genelinde ve ülkemizde kabul gören bazı “başparmak hesabı” bilgilerini aktaralım;
1) Süt üreticisi 1 Lt sütünü satınca 1,5 kg yem (hayvanını beslemek üzere) alabiliyorsa ancak işletmesini zarar etmeden ayakta tutabiliyordur. Bu parite, 1’e 2 olunca üretici para kazanır hale gelir. Yani 1 Lt süt satarak 2 kg yem alabiliyorsa, işletmesi kar ediyordur ve üretici de mutludur. Bugün bu parite henüz 1’e 2 seviyesine gelememiştir.
2) Yaşamınızın bir döneminde, 1 Lt süt alıp mayalamış ve yoğurt yapmışsınızdır. Böylece 1 Lt sütten yaklaşık 1 kg yoğurt elde edildiğini de bilirsiniz. |
|
| yazının devamı >> |
|
|
|
|
|
| > KAPAK DOSYASI - Süt sektörü teknoloji yoksunu |
| > GÜNDEM - Sütçüler perakende kıskacında |
| > ÖZEL DOSYA - Finans sektörü sütçülük için ne yapıyor? |
|
|
|
|
|
|
|