EDİTÖRDEN   |   Sayı 23   |   Kasım - Aralık 2009

Komplo teorileri

Süt Dünyası olarak bu ay sayfalarımıza, önce düşen sonra yükselen süt fiyatlarını ve piyasanın arz sorununu taşıdık.
Türkiye'de 2008 yılının ikinci yarısından başlayarak 2009 yılının Haziran ayına kadar, bazı bölgelerde 40 kuruşa kadar gerileyen, son yılların en düşük çiğ süt fiyatları ve süt fiyatlarının tersine seyreden yem fiyatları, üreticileri ekonomik bir çıkmaza doğru sürükledi. Bunun sonucunda da üreticilerin büyük bölümü dişi hayvanlarını kesime gönderdi ve bir kısmı da bu yüke dayanamayarak üretimden uzaklaştı. Dolayısıyla üretim düştü.
Üretim düşüşü, süt tozu desteği ve doğu ülkelerine yapılan ihracatla birleşince, süt piyasasında bir arz sorunu ortaya çıktı. Yükselen süt fiyatları, düşen üretim ve artan rekabet, şimdi de bölgesel ve küçük çaplı süt ve süt ürünleri işletmeleri ile mandıraları zorluyor.
Bütün bu süreci adım adım takip edenler, hem üretici hem de sanayici kanadında, sürekli sorun olarak gösterilen küçük çaplı işletmelerin yavaş yavaş üretimden nasıl uzaklaştığını görüyor. Dolayısıyla böylesi bir sürecin, sütçülük piyasasında faaliyet gösteren küçük çaplı işletmelerin piyasadan tasfiyesi için bilinçli olarak yürütülmüş olabileceğini zaman zaman düşünmeden edemiyorlar. Konun ayrıntıları “Süt fiyatları neden yükseliyor?” dosyasında…
****
Bir süredir yazmayı istediğimiz ama gündemdeki diğer gelişmelerin yoğunluğu nedeniyle bir türlü üzerinde çalışamadığımız bir konuyu, geçtiğimiz aylarda dergimize gelen bir mail bize yeniden hatırlattı. “Sütaş'a boykot” başlığıyla dergimize gönderilen mailde, Mayıs ayından bu yana Migros, şok, Tansaş, Macro Center marketlerinde Sütaş ürünlerinin satılmadığı, bunun nedeninin ise raf bedelleri olduğu söyleniyordu. Konuyla ilgili olarak Temmuz ayında resmi bir açıklama yapan Sütaş ise Migros ile aralarında ticari bir anlaşmazlık olduğunu dile getiriyordu.
Aslında marketlerle ilgili sorun yıllardır hep alçak perdeden de olsa konuşuluyor. Ama ilginçtir ki bu konuyu marketlere süt ve süt ürünleri veren sanayiciler değil, daha çok sektörün üretici kanadı dile getiriyor. Çünkü marketlerin sanayiciler üzerinde oluşturduğu ekstra maliyetlerin bedelini, genellikle üreticiler ve tüketiciler ödüyor. Dolayısıyla onların bu sorunu sahiplenmeleri son derece doğal.
Peki sanayici neden kendi sorununu görmezden geliyor? Sanayici, marketlerin kendilerine getirdiği bu maliyet yükünü nereye kadar ve ne için taşıyacak? Küçük ve orta ölçekli süt ve süt ürünleri sanayicilerinin ya da işletmelerinin bu yüke uzun süre dayanabilme şansı pek yok. Zaten bir kısmı için büyük marketlerin raflarına ulaşmak sadece bir hayalden ibaret.
şüpheci bir yaklaşımla konuya yaklaşanlar, marketlerdeki uygulamalara ses çıkarmayanların tekelleşme amacı güttüklerini düşünebilir.
Gelecek sayıda…
Saygılarımla…

> KAPAK DOSYASI - Sütümüz ne kadar ak?
> GÜNDEM - Süt fiyatları neden yükseliyor
> ÖZEL DOSYA - Destekler çiftçinin yüzünü güldürecek mi?