Ana Sayfa / Makaleler / Bilimsel / Kolostrum sütü

Kolostrum sütü

Kolostrum, doğumdan hemen sonra memeden salgılanan, renk ve bileşim bakımından normal sütten oldukça farklı bir sıvıdır. İkinci ve sekizinci sağımlar arasındaki süt, yapısının giderek normal süt haline dönüşmesi ve absorbsiyonunun yeterince sağlanamaması nedeniyle “transit süt” olarak tanımlanmaktadır. Kolostrum, diğer sütlere göre daha fazla kuru madde, yağ ve yağsız kuru madde, protein ve en önemlisi daha fazla immunoglobulin (Ig) konsntrasyonuna sahiptir. Normal bir inek sütünde kuru madde oranı %12 civarında iken, bu oran kolostrumda %22-28 dolayındadır. Buna karşın laktoz oranı, normal süttekinden daha düşüktür. Kolostrum, aynı zamanda vitamin A, D, E, B12 ve zengin bir mineral kaynağıdır.

Öğr. Gör. Emel DEMİRTAŞ
Aksaray Üniversitesi Aksaray Meslek Yüksek Okulu, Süt ve Ürünleri Teknolojisi Bölümü

Giriş

Kolostrum sütünün fonksiyonel özelliklerinin tespit edilip, kullanım ve tüketiminin öneminin vurgulanması bu makalenin konusunu oluşturmaktadır.

Kolostrum nedir?

Meme dokusu doğumdan hemen sonra bileşimi ve görünüşü normal sütten farklı olan koyu kıvamlı, sarımtırak renkte, acı lezzetli ve besleyici değeri yüksek olan bir salgı verir. Bu sıvıya kolostrum adı verilmektedir (Tekinşen ve Nizamlıoğlu, 2001). Kolostrumun özgül ağırlığı 1,033-1,094 g/ml, asitliği ise ortalama 10-15 SH’dır (Sezgin ve ark., 2007). Kazein ve laktoz miktarı normal süte oranla daha düşüktür. Buna karşılık eriyebilen azotlu maddelerle mineral madde bakımından zengindir. Kolostrumun yapısı daha çok kanın yapısını andırmaktadır ve bu özelliğinden dolayı fizyolojik yönden önemi vardır. Yüksek besleyicilik değeri yanında, bağışıklık maddelerin yavruya intikalinde rol oynar (Tekinşen ve Nizamlıoğlu, 2001).

Kolostrumun normal süte dönüş süresi ırk, tür ve fertlere göre değişiklik gösterir. Doğum sayısı da bu süreyi etkiler. İlk yavruda bu süre daha uzundur (Tekinşen ve Nizamlıoğlu, 2001). Laktasyonun 10.-14.gününe hatta 3.-5. haftasına kadar sağılan sütte kolostrum bileşimine benzer özellikler saptanabilmektedir (Sezgin ve ark., 2007). Kolostrumun miktarı zamanla birbirini izleyen beslenme ile birlikte annenin doğumdan sonraki 3 gün boyunca normal bileşimde süt başlayana kadar azalmaktadır. İnsanlar çok az miktarda kolostrum üretirken inekler doğumdan sonraki ilk 36 saat boyunca yaklaşık 40 litre üretmektedirler (Pakkanen ve Aalto, 1997; Uruakpa ve ark, 2002).

Kolostrumun kazein yönünden fakir olması, peynir mayası ile pıhtılaşma güçlüğüne, gevşek pıhtıya, süzülmede zorluk ve randıman düşüklüğü gibi teknolojik hatalara neden olur. Enzimlerce zengin olması nedeniyle normal süte karıştırıldığında sütün yapısını bozar ve süte hoş olmayan koku ve tat oluşturur (Tekinşen ve Nizamlıoğlu, 2001).

Kolostrum veya ağız sütü bileşimce normal sütten çok faklıdır ve bu nedenle de teknolojik açıdan değerlendirilip işlenmez, yani kolostrum içme sütü olarak veya süt ürünlerine dönüştürülerek insan gıdası olarak değerlendirilmemektedir. Çok sınırlı ölçüde de olsa kolostrum’un olduğu gibi tüketildiğine rastlanabilir(Konar, 1998).

Kolostrum binlerce yıldır Ayurvedik şifaların odak noktası olmuştur. Geçmişte Ayurvedik hekimler ve ruhani liderler kolostrumun fiziksel ve ruhsal faydalarını belgelemişlerdir (Minton, 2009).

20. yüzyılın başlarında bilim adamları doğumdan hemen sonra üretilen sütteki antikor seviyelerinin, doğumdan 72 saat sonra üretilen süttekinden çok daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. Sülfür içeren ilaçların ve antibiyotiklerin geliştirilmesinden önce de kolostrum, doğal bir antibiyotik olarak kullanılmıştır. İlk çocuk felci aşısını geliştiren fizikçi Albert Sabin kolostrumu modern tıpta ilk kullanan bilim adamlarındandı ve çocuk felci aşısında kullandığı antikorları da kolostrumdan ayrıştırmıştır (Anonymous, 2011a).

Kolostrum bağışıklık arttırıcı özelliği, transfer faktörleri (TFS) olarak adlandırılan moleküllerinden kaynaklanmaktadır (Veracity, 2005)

Bebeklerin bağırsak alanı bu özel gıdayı almak için hazırdır. Bilim adamları bebeklerin yaşamlarının ilk 24-48 saati boyunca kolostrum tarafından sağlanan immuno aktif deleri almak için bağırsaklarının duvarlarında birçok büyük delik saptamışlardır. Kolostrum aynı zamanda yeni doğan bebeğin ilk dışkısını çıkarmaya yardımcı olmak için yumuşaklık hissi verecek şekilde hareket etmektedir. Araştırıcılar kolostrumun bebeklerde yaklaşık 50 farklı süreci başlattığını düşünmektedirler. Bu süreçlerin başlaması için kolostrum bazı çok özel maddeleri içermektedir(Henderson ve Mitchell, 2000).

Son yıllarda yürütülen çalışmalarda inek kolostrumunun, kolostrumda bulunan immunglobulinlerin insan sindirim alanındaki sindirim enzimleri tarafından tahrip edilmesinden koruyan proteaz inhibitörlerini içerdiği saptanmıştır. Böylece bu immun-globulinler bir değişikliğe uğramadan bağırsaklara geçmekte, mukozal alana yapışmakta ve yararlı etkiler göstermektedir. Ayrıca bu özelliğinden dolayı inek kolostrumu Clostridium difficile ile ilişkili kolit ve diyarenin tedavisine ve önlenmesine yardımcı olma yeteneğini kaybetmemektedir (Warny ve ark., 1999).

Kolostrumun özellikleri

Kolostrum, diğer sütlere göre daha fazla kuru madde, yağ ve yağsız kuru madde, protein ve en önemlisi daha fazla immunoglobulin (Ig) konsantrasyonuna sahiptir (Anonymous, 2003; Selk, 2003; Waterman, 1998). Çizelge 1’de görüldüğü üzere, Ig konsantrasyonu üçüncü günden sonra minimuma inmektedir. Normal bir inek sütünde kuru madde oranı %12 civarında iken, bu oran kolostrumda %22-28 dolayındadır (Özhan ve ark., 2001; Selk, 2003). Buna karşın laktoz oranı, normal süttekinden daha düşüktür (Anonymous, 2003). Kolostrum, aynı zamanda vitamin A, D, E, B12 ve zengin bir mineral kaynağıdır (Kung, 2003). Vücut sıcaklığının korunmasını sağlayan yağ ve şeker formundaki enerji kaynaklarını da içeren kolostrumda, Ig absorbsiyonunu kolaylaştıran protein zerrecikleri de bulunmaktadır (Selk, 2003; Quigley ve ark., 1995; Bouda ve ark., 1987). Çizelge 2’de kolostrum ve normal sütteki immunoglobulin fraksiyonlarının karşılaştırılması verilmiştir.

Kolostrum üzerine yapılan araştırmalarda öne çıkan en önemli fonksiyonel etki; doğal immun (bağışıklık) sistemini güçlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Kolostrum bileşim açısından, protein, immunoglobulinler (Ig), protein olmayan azotlu maddeler, yağ, vitamin ve mineraller açısından diğer sütlere göre üstündür. Araştırmalarda çok sayıda bakteri ve virüse karşı antibakteriyel özellik gösteren kolostrumda, laktoferrin ve immunoglobulin G (IgG) önemli oranlarda yer almaktadır. Söz konusu protein fraksiyonları peynir suyu proteinlerinde bulunan önemli glikosilik proteinlerden olmaları nedeni ile önem taşımaktadır. Kolostrumda bulunan Immunoglobulin A’nın da normal sütteki değerinden 100 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Ayrıca kolostrumda polimorfonükler lökositler ile makrofajlar da yer almaktadır. İnek kolostrumu, büyüme faktörleri ve esansiyel besin öğeleri gibi biyolojik aktif komponentler içermekte, ayrıca kolostrumda yüksek oranda bulunan sIgA immunoglobulinleri aracılığı ile virüslere (polivirus, infuenza A, herpes simplex gibi), E. coli, Salmonella spp. ve Streptococcus spp. gibi bakterilere karşı koruyucu etki göstermektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan bir başka çalışmada; ağız yolu ile alınan inek kolostrumunun, dizanteri ve epidermis hastalığına neden olan Shigella flexneri üzerinde antibakteriyel etkili olduğu ve bu kolostrumun düzenli tüketilmesi neticesinde, bakterinin neden olduğu hastalıklara yakalanma riskinin azaldığı belirlenmiştir. Bunlara ilave olarak inek sütü immunoglobulinlerinin Helicobacter pylori üzerinde de bakterisidal etki yaptığı tespit edilmiştir (Çelikel ve ark, 2005).

İmmunglobulinler inek kolostrumunda birincil aktif bileşenlerdir ve insanları da içine alan tüm memelilerde bulunurlar. İmmunglobulinler viral ve bakteriyel enfeksiyonların, alerjilerin hem tedavi hem de önlenmesinde üstün bir koruma sağlamaktadır. Kolostrumda IgA, IgD, IgE, IgG ve IgM olmak üzere 5 tip immunglobulin vardır. İnek kolostrumu en çok IgG’yi, az miktarda da IgA, IgD, IgE ve IgM içermektedir. Son günlerde bakteriler antibiyotiklere karşı gittikçe dirençli hale gelmekte, yeni virüslerden aşılar ile korunma zorlaşmaktadır. Ayrıca bakteriyel enfeksiyonlar, peptik ülser ve kalp rahatsızlığı gibi daha bir çok hastalıkla ilişkili olduğu bildirilmektedir (Visseren ve ark., 1999; Danesch ve ark., 1999; Strachan ve ark., 1999). Antikor olarak görev yapan başlıca immünoglobinler, IgG, IgA ve IgM’dir. Bütün bu immünoglobinler, vücudumuzu istila eden patojenik mikroplara karşı birbirleriyle koordineli olarak çalışırlar (Anonymous, 2011a).

Büyüme faktörlerinin birincil etkileri, kemiği, kasları, sinirleri ve kıkırdağı inşa ederek, koruyarak ve onararak iyileştirme etkisini arttıran
, yağ metabolizmasını stimüle eden, kan şeker seviyesini dengede koruyan, ruhsal durumu kontrol eden beyin kimyasallarının düzenlenmesine yardım eden bileşikleri içermektedir. Büyüme faktörleri ayrıca yaşlanma belirtilerinin yavaşlamasına yardımcı olmakta, kırışırlıkları azaltmakta ve derinin daha genç görülmesini sağlamaktadır. Çizelge 3’de kolostrum ve normal sütte bulunan bazı büyüme faktörlerinin düzeyleri görülmektedir (Pakkanen ve Aalto, 1997; Uruakpa ve ark, 2002). Temel görevleri hücrelerin, organların, sinirlerin, kasların ve dokuların büyümesi gelişimi ve olgunlaşmasını sağlamaktır. Büyüme faktörleri aynı zamanda vücudun hastalıklardan sonraki iyileşme periyodunda da önemli rol oynar (Anonymous, 2011a).

Kolostrum üzerine yapılan araştırmalar da öne çıkan en önemli fonksiyonel etki; doğal immun (bağışıklık) sistemini güçlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Kolostrum bileşim açısından, protein, immunoglobulinler (Ig), protein
olmayan azotlu maddeler, yağ, vitamin ve mineraller açısından diğer sütlere göre üstündür.

Araştırmalarda çok sayıda bakteri ve virüse karşı antibakteriyel özellik gösteren kolostrumda, laktoferrin ve immunoglobulin G (IgG) önemli oranlarda yer almaktadır. Söz konusu protein fraksiyonları peynir suyu
proteinlerinde bulunan önemli glikosilik proteinlerden olmaları nedeni ile önem taşımaktadır. Kolostrumda bulunan Immunoglobulin A’nın da normal sütteki değerinden 100 kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Ayrıca kolostrumda polimorfonükler lökositler ile makrofajlar da yer almaktadır.

İnek kolostrumu, büyüme faktörleri ve esansiyel besin öğeleri gibi biyolojik aktif komponentler içermekte, ayrıca kolostrumda yüksek oranda bulunan sIgA immunoglobulinleri aracılığı ile virüslere (polivirus, infuenza A, herpes simplex gibi), E. coli, Salmonella spp. ve Streptococcus spp. gibi bakterilere karşı koruyucu etki göstermektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan bir başka çalışmada; ağız yolu ile alınan inek kolostrumunun, dizanteri ve epidermis hastalığına neden olan Shigella flexneri üzerinde antibakteriyel etkili olduğu ve bu kolostrumun düzenli tüketilmesi neticesinde, bakterinin neden olduğu hastalıklara yakalanma riskinin azaldığı belirlenmiştir. Bunlara ilave olarak inek sütü immunoglobulinlerinin Helicobacter pylori üzerinde de bakterisidal etki yaptığı tespit edilmiştir (Çelikel ve ark, 2005).

İmmunglobulinler inek kolostrumunda birincil aktif bileşenlerdir ve insanları da içine alan tüm memelilerde bulunurlar. İmmunglobulinler viral ve bakteriyel enfeksiyonların, alerjilerin hem tedavi hem de önlenmesinde üstün bir koruma sağlamaktadır. Kolostrumda IgA, IgD, IgE, IgG ve IgM olmak üzere 5 tip immunglobulin vardır. İnek kolostrumu en çok IgG’yi, az miktarda da IgA, IgD, IgE ve IgM içermektedir. Son günlerde bakteriler antibiyotiklere karşı gittikçe dirençli hale gelmekte, yeni virüslerden aşılar ile korunma zorlaşmaktadır. Ayrıca bakteriyel enfeksiyonlar, peptik ülser ve kalp rahatsızlığı gibi daha bir çok hastalıkla ilişkili olduğu bildirilmektedir (Visseren ve ark., 1999; Danesch ve ark., 1999; Strachan ve ark., 1999). Antikor olarak görev yapan başlıca immünoglobinler, IgG, IgA ve IgM’dir. Bütün bu immünoglobinler, vücudumuzu istila eden patojenik mikroplara karşı birbirleriyle koordineli olarak çalışırlar (Anonymous, 2011a).

Büyüme faktörlerinin birincil etkileri, kemiği, kasları, sinirleri ve kıkırdağı inşa ederek, koruyarak ve onararak iyileştirme etkisini arttıran, yağ metabolizmasını stimüle eden, kan şeker seviyesini dengede koruyan, ruhsal durumu kontrol eden beyin kimyasallarının düzenlenmesine yardım eden bileşikleri içermektedir. Büyüme faktörleri ayrıca yaşlanma belirtilerinin yavaşlamasına yardımcı olmakta, kırışırlıkları azaltmakta ve derinin daha genç görülmesini sağlamaktadır. Çizelge 3’de kolostrum ve normal sütte bulunan bazı büyüme faktörlerinin düzeyleri görülmektedir (Pakkanen ve Aalto, 1997; Uruakpa ve ark, 2002). Temel görevleri hücrelerin, organların, sinirlerin, kasların ve dokuların büyümesi gelişimi ve olgunlaşmasını sağlamaktır. Büyüme faktörleri aynı zamanda vücudun hastalıklardan sonraki iyileşme periyodunda da önemli rol oynar (Anonymous, 2011a).

Gıda ingradiyenti olarak /insan kolostrumu yerine inek kolostrumunun tercih edilmesi 4 önemli etmene dayanmaktadır. Öncelikle, kolostrum insanlara özgü değildir. Yani insanlarında içinde olduğu hemen hemen tüm memeliler tarafından üretilmekte ve yeni doğan yavrular güvenli bir şekilde tüketilmektedir. Özellikle, inek kolostrumununda bulunan immun ve büyüme faktörlerinin moleküler yapısı insan kolostrumuna çok benzemektedir. İkinci olarak, inek kolostrumundaki bazı faktörler, insan kolostrumuna göre daha yüksek düzeydedir.

İnsan kolostrumu antibiyotiklere karşı dayanıklı birçok mikroorganizmaya karşı etkili olan IgG’yi sadece %2 oranında içerirken, inek kolostrumu %38 oranında içermektedir. Bu da mikroorganizmalarla savaşta antibiyotiklerin yetersiz kalması kolostrum kullanımının önemini ortaya çıkarmaktadır. Doğaldır ki, inek kolostrumu çocuklar ve yetişkinler için ideal bir gıda ingradiyenti olarak düşünülse de, bebekler için ilk tercih şüphesiz anne sütü ve kolostrumu olmalıdır.

Üçüncü olarak inek kolostrumunun kalitesi kontrol edilebilmektedir. İnekler kontamine olmamış, yüksek kalitede kolostrum üretimine izin veren kontrollü koşullarda yetiştirilebilirler, izlenebilirler ve beslenebilirler. Optimal ürün sağlamak için toplama ve üretim işlemleri düzenlenebilmektedir. Dördüncü olarak, inek kolostrumu, insan midesindeki sindirim suyunun, kolostrumdaki immun ve büyüme faktörlerini yok etmesinden koruyan glikoprotein ve tripsin inhibitörleri olarak adlandırılan özel bileşikleri içermektedir. Söz konusu bu inhibitörler olmadan inek kolostrumunun insan vücudunda iyileştirici özelliği olanaksızdır (Davitson ve ark., 1989, Kiecolt-Glaser ve Glaser 1991, Tacket ve ark., 1992, Henderson ve Mitchell, 2000).

İnsan kolostrumunun besin maddesi veya katkısı olarak kullanımının başka sorunları da vardır. Özellikle annelerden kolostrumun toplanmasında ahlaki ve etik karışıklıkların ortaya çıkmasından başka, kalite kontrol ile ilgili sorunlarda beraberinde gelmektedir. Ayrıca insan kolostrumunun kalitesini düzenlemenin bir yolu olmadığı için (örneğin annenin hamileliği boyunca sigara, alkol veya ilaç kullanması, HIV veya aktif tüberkülozun varlığı) her örneğin veya her vericinin test edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bütün bunları değerlendirildiğinde inek kolostrumunun daha uygun bir seçim olacağı görülmektedir (Bayarer ve ark., 2006).

Kolostrumun kullanım şekilleri

Kolostrumun ticari olarak farklı formları özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya ve Avrupa Birliği ülkelerinde piyasalarda satılmaktadır. Ancak bu formların her şekli aynı optimal faydayı sağlamayabilmektedir. Ticari formda satılan kolostrumlar aşağıda özetlenmiştir (Henderson ve Mitchell, 2000);

Kapsül: Kapsüller tatsız ve kokusuzdur ve su ile yutulabilmektedir. Bunun dışında kapsül kırılıp açılarak elma sosu, puding, yoğurt gibi gıdaların içine serpilebilir veya tozu suya veya meyve suyuna karıştırılarak içilebilir (Bayarer ve ark, 2006).

Toz: Kolostrumun toz şekli önerilen başka bir yoldur. Toz form 220-350 ml su ile veya elma suyu, yoğurt veya diğer gıdalarla karıştırılarak alınabilir. Sporcular çoğunlukla protein içecekleri ile karıştırmayı tercih etmektedirler. Toz aynı zamanda derideki yaraların tedavisinde merhem yapmak için kullanılabilir (Bayarer ve ark, 2006).

Tablet: Tabletler kapsüllerden daha ucuza üretilmekte, bu nedenle çok sayıda üretici bu formu tercih etmektedir (Bayarer ve ark, 2006).

Sıvı: Sıvı kolostrum özellikle kapsülü yutması zor olan kişiler tarafından tercih edilmektedir. Yüksek derecede sindirilebilir, sindirim rahatsızlığı olan kişilerde veya bebeklerde yararlı olmak tadır. Koruyucu madde içermeyen, mikrofiltrasyon kullanılarak sterilize edilen ve vakumla paketlenen kolostrum tercih edilmelidir. Kolostruma eğer koruyucu madde ilave edilirse ürünü sulandırır ve kolostrumun etkisini azaltabilir. Pastörize olmayan kolostrumun açıldıktan sonra soğutulması gerekmektedir. Sıvı kolostrum doğrudan doğruya, meyve suyu veya damıtık su ile sulandırarak alınabilir (Bayarer ve ark, 2006).

Gıdalar ile birlikte: Kefir, yoğurt ve protein içerikli gıda maddelerine kolostrum eklenebilir. Bu ürünler özellikle çocuklar, sporcular ve sürekli hareket halindeki kişiler arasında çok popülerdir (Bayarer ve ark, 2006).

Sonuç

Kolostrum kullanımınınsa olası sonuçlar şunlardır:

  • Sağlıklı ve güçlü bir bağışıklık sistemi,
  • Daha yumuşak deri ve azalmış kırışıklık,
  • Kas yoğunluğunda artış,
  • Egzersiz sırasında gelişmiş güç ve dayanıklılık,
  • Daha fazla enerji,
  • Mental uyanıklık ve pozitif ruh halleri,
  • Yaralı dokunun hızlı iyileşmesi,
  • Virüsler ve oto-immün hastalıkların karşı dayanıklılığı arttırma,
  • Kardiyovasküler (kalp ve damar) fonksiyonu için destektir (Anonymous, 2006).

Kolostrumun bileşimi normal süte oranla oldukça farklı olduğu için süt sanayinde kullanılmaz. Asitliğinin 10-15 SH olması ve çabuk pıhtılaşması nedeniyle teknolojiye uygun değil.

Sonuç olarak; süt sanayi için önemi olmayan bu ürünün beslenmedeki önemi dikkat çekicidir. Fonksiyonel süt ürünlerinin elde edilmesinde ve yeni ürün formülasyonlarında bu ürün ana bileşen olarak kullanılmalıdır. Alternatif olarak yurt dışındaki benzerleri gibi insan, bebek ve hayvan yavrularının beslenmesi amacıyla çeşitli formlarda üretilmesi üzerinde durulmalıdır. Bu ürünün hasta ve sporcu diyetlerinin bir parçası olması sağlanmalıdır. Ülkemizde kolostrum sütünün değerlendirilmesi ve insan beslenmesine kazandırılması önem arz etmektedir.

KAYNAKLAR

  1. ANONYMOUS, 2003, A Guide to Colostrum and Colostrum Management for Dairy Cows (www.usda. gov).
  2. ANONYMOUS, 2006, Is Colostrum Nature’s Antibody against Cancer? (colostrum.kulvis.com)
  3. ANONYMOUS, 2011 a, Kolostrum bilimi, (www.kolostrum.com.tr)
  4. ANONYMOUS, 2011b, Kolostrum (colostrum) ağız sütü nedir kolostrumun faydaları nelerdir? (www.herseyvar.info).
  5. BAYARER M., KARAGÖZLÜ C., AKBULUT N., 2006, İnsan beslenmesinde kolostrumun önemi ve kullanım olanakları , HR.Ü.Z.F.Dergisi.
  6. BOUDA, J.; JAGOS, P.; KLIMES, J.; MINKSOVA, E. ; JANAKOVA, V., 1987. Trypsin inhibitor activity in the colostrum of cows. Vet. Med. (Praha) 32(3):135-144
  7. ÇELİKEL N., KAVAS G., KINIK Ö.,2005, “Multifonksiyonel bir besin: ağız sütü (Kolostrum)”, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü (www.dunyagida.com.tr)
  8. DAVIDSON G.P., DANIELS, E., NUNAN, H., MOORE, A.G., WHYTE, P.B.D., FRANKLIN, K., MCCLOUD, P.I. VE MOORE, D.J. 1989. Passi¬ve immunization of children with bovine colostrum containing antibodies to human rotavirus. Lancet, 23, 709-712.
  9. DANESCH,J., KORETH, J., YOUNGMANN, L., COLLİNS R., ARNOLD, J.R., BALARAJAN, Y., MCGEE, J. VE ROSKELL,D. 1999. Is Helicobacter pylori a factorin coronary atherosclerosis? J. Clin. Microbiol., 37(5), 1651.
  10. FOLEY, J.A.; OTTERBY, D.E., 1978. Availability, storage, treatment, composition andfeeding value of surplus colostrum: A review. J. Dairy Sci. 6:1033.
  11. HENDERSON, D.R. ve MICHELL, D. 2000 Colostrum. CNR Publications ISBN –9676514-0-9 Sedona , AZ, USA . pp54.
  12. KUNG, L., 2003. The importance of colostrum for calves (ag.udel.edu).
  13. KİECOLT-GLASER, J.K. VE GLASER, R. 1991. Stress and immune system: Human studies. In:
  14. KONAR A., 1998, Süt Teknolojisi, Çukurova Üniv. Z.F. Ofset Atölyesi, Adana
  15. MINTON B. L.,2009, “Colostrum Functions Like Human Growth Hormone to Reverse the Aging Process (www.naturalnews.com).
  16. ÖZHAN, M.; TÜZEMEN, N.; YANAR, M., 2001. Büyükbaş Hayvan Yetiştirme. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları Ders Notu Yayın No:134, Erzurum.
  17. PAKKANEN, R. VE AALTO, J. 1997. Growth factor and antimicrobial factors of bovine colostrum. Int. Dairy Journal., 7, 285-297.
  18. STRACHAN, D.P., CARRİNGTON, D., MENDALL, A.M., BALLAM, L., MORRİS J.,BUTLAND, B.K., SWEETNAM, P.M., ELWOOD, P.C. VE WEST, R.R. 1999. Relation of Chlamydia pneumoniae serology to mortality and incidence of ischaemic heart disease over 13 years in the caerphilly prospective heart disease study. British Medical Journal, 318(7190), 1035-1039.
  19. SELK, G.E., 2003. Disease protection of baby calves. Division of Agricultural Sciencesand Natural Resources F-3358.
  20. SANDHOLM, M. ve HONKANEN-BUZALSKI, T. 1980. Colostral trypsin-inhibitor capacity in different animal species’. Acta Veterinaria Scandinavica, 20(4), 469-476.
  21. SEZGİN E. ve ark., 2007, Süt Teknolojisi, Ankara Üniv. Z.F. Ders Kitabı:513, Ankara
  22. URUAKPA, F.O., ISMOND, M.A.H. VE AKOBUNDU, E.N.T. 2002. Colostrum and its benefits: a review. Nutrition Research, 22, 755-767.
  23. TACKET, C.O., BİNİON, S.B., BOSTWİCK, E., LOSONSKY, G., ROY, M.J. VE EDELMAN, R. 1992. Efficacy of bovine milk immuno¬globulin concentrate in preventing illness
  24. TEKİNŞEN O.C., NİZAMLIOĞLU M., 2001, Süt Kimyası, S.Ü. Basımevi, Konya.
  25. VERACITY D. , 2005, Colostrum is a proven, effective immune system booster (www.naturalnews.com).
  26. VİSSEREN FL; ERKELENS DW,.1999. Atherosclerosis as an infectious disease. Ned Tijdschr Geneeskd,, 143(6), 291-295.
  27. WARNY, M., FATIMI, A., BOSTWICK, E.F., LAINE, C., LEBEL, F., LAMONT, J.T., POTHOULAKIS, C. VE KELLY, C.P. 1999. Bovine immuno¬globulin concentrate-Clostridim difficile retains C. difficile toxin neutralising acti¬vity after passage through the human stomach and small intestine. Gut, 44 (2), 212-217.
  28. WATTIAUX, A.M., HOWARD, T.W., 1997. Dairy Essentials. Babcock Institute for International Dairy Research and Development. WI 53706, USA.
  29. WATERMAN, D., 1998. Colostrum (www.moormans.com)
  30. QUIGLEY, J.D.; MARTIN , K.R.; DOWLEN, H.H., 1995. Concentrations of tyripsin inhibitor and immunoglobulins in colostrum of Jersey cows. J. Dairy Sci. 78:(7):1573-1572

 

Hakkında: Süt Dünyası

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Ayvalı sütlaç dondurmasının fiziko-kimyasal ve duyusal özellikleri

  ÖZET Bu çalışmada, liyofilizasyon yöntemiyle kurutulmuş ayvanın sütlaç dondurması üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla …

Bir Cevap Yazın