Ana Sayfa / Makaleler / Bilimsel / Keçi sütü ve ürünlerinin fonksiyonel özellikleri

Keçi sütü ve ürünlerinin fonksiyonel özellikleri

Özellikle proteinin kolay sindirilmesi bebek beslenmesinde, hastaların ve özel beslenme amaçlı gıdaların hazırlanmasında önem taşımaktadır. Keçi sütü bileşim açısından da bebek beslenmesi için daha uygun olmasının bir diğer nedeni anne sütüne inek sütüne nazaran daha çok benzemesinden kaynaklanmaktadır.

1. Giriş

Keçi yaklaşık olarak günümüzden 11.000 yıl kadar önce evcilleştirilen, omurgalılar (Vertebrata), memeliler (Mammalia), geviş getirenlerden (Ruminantia), çift tırnaklı, otobur (Herbivorae ) bir hayvandır. Keçi pek çok yerde, başlıca eti, sütü ve kılı için beslenmektedir. Keçi sütü, insan sağlığı açısından çok yararlı ve önemli bir besin kaynağı olduğundan önemi her geçen yıl giderek artmıştır. M.Ö. 450 yıllarında ünlü Hekim Hipokrat, keçi sütünün insan sağlığındaki önemini ve yararlarını vurgulamıştır.

Avrupa ülkelerinde keçi sütü bebek ve çocukların beslenmesinde özellikle tercih edilen bir süt çeşididir. Bu durum keçi sütünün yağ ve proteinleri, inek sütünden daha ince, küçük ve yumuşak yapıda olmasından dolayısıyla da sindiriminin daha kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle proteinin kolay sindirilmesi bebek beslenmesinde, hastaların ve özel beslenme amaçlı gıdaların hazırlanmasında önem taşımaktadır. Keçi sütü bileşim açısından da bebek beslenmesi için daha uygun olmasının bir diğer nedeni anne sütüne inek sütüne nazaran daha çok benzemesinden kaynaklanmaktadır.

Başta Fransa olmak üzere İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan gibi iklim koşulları bakımından Türkiye’ye benzeyen Akdeniz ülkelerinde süt keçisi yetiştiriciliği ve özel keçi peynirlerinin üretimi son derece gelişmiş olup ekonomik ve teknolojik açıdan önemli bir yere sahiptir. Fonksiyonel gıda pazarının çok büyük olduğu Japonya’da, keçi sütü ve ürünlerinin inek sütüne göre daha fazla olan fonksiyonel özelliklerinin tüketiciler tarafından fark edilmesi bu sektörü hareketlendirmeye başlamıştır. Ülkemizde ise küçük çiftçi aileleri tarafından elde edilen keçi sütleri peynir, yoğurt, tereyağı yapımında kullanılmakta ve bu ürünler halk pazarlarında satılmaktadır. Bununla birlikte keçi sütleri daha çok inek sütleri ile karıştırılarak süt ürünleri işletmelerine pazarlanmaktadır (Kesenkaş ve ark., 2010; Tayar, 2010; Kırdar, 2011).


2. Dünya ve Türkiye’de Keçi Varlığı ve Keçi Sütü Üretim Potansiyeli

Dünyada ve AB’de keçi sütü ve ürünlerinin önemli düzeyde tüketiminin ve dolayısıyla üretiminin olmasına karşın, Türkiye’de keçi sütü ve ürünlerinin üretiminin yetersiz düzeyde olduğu söylenebilir. Nitekim 1980-2008 döneminde dünyada toplam keçi sütü üretimi %98 oranında artarken, Türkiye’de %57 oranında azalmıştır. Türkiye’de keçi sütü ve ürünleri üretimi esas olarak son yıllarda kıl keçilerine dayalı olarak yürütülmektedir. Üretilen keçi sütleri genellikle koyun ve/veya inek sütü ile karışık olarak peynire işlenmekte veya doğrudan dondurma üretiminde kullanılmaktadırlar. Üretilen peynirler öncelikli olarak yerel pazarlarda değerlendirildiği gibi büyükşehirlerin pazarlarına da gönderilebilmektedirler. Türkiye’de üretilen sütün yaklaşık %27’sinin yoğurt olarak tüketildiği, ayrıca ev yapımı yoğurt miktarının ise sanayi tarafından üretilen kadar olduğu, peynirin ise yaygın olarak tüketildiği bilinmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de son yıllarda keçi sütü ve ürünlerinin üretimi konusunda gelişmeler yaşanmaktadır. Özellikle Trakya, Marmara, Ege ve İç Anadolu Bölgesi’nde saf Saanen ve Saanen melezlerine dayalı keçi yetiştiriciliği işletmeleri kurulmuş ve yenilerinin kurulması yönünde girişimlerin olduğu bilinmektedir (Savran ve ark., 2011).

Keçi yetiştiriciliği, dünyanın birçok ülkesinde özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde girdi maliyetlerinin daha az olması bakımından hayvansal üretim için önemli bir kaynaktır. Ülkemiz ise doğal bitki örtüsü, toprak yapısı, ekolojisi ve sosyo-ekonomik yapısı ile keçi yetiştiriciliğine çok uygundur. Günümüzde özellikle Batı Anadolu Bölgesi’nde İzmir, Manisa, Balıkesir, Çanakkale ve Bursa gibi illerde çok yaygın olmasa bile süt tipi melez keçi yetiştiriciliği yapılmakta ve yetiştirici potansiyelleri her geçen gün artmaktadır (Kesenkaş ve ark., 2010; Anonim, 2014). 

Dünyada keçi yetiştiriciliği son zamanlarda önem kazanmaktadır. Bunda etkili olan unsurlar keçi sütünün beslenme ve özellikle sağlık üzerine olumlu etkilere sahip olması, elde edilen ürünlerin karakteristik hoş bir tat ve aromaya sahip oluşudur. Keçi sütünde yağ globüllerinin çapının küçük olması kolay sindirilmesine neden olur. Kuvvetli asitler ile çok hızlı çözündüğünden sindirim problemi olan hastalarda ve bebeklerin beslenmesinde önemlidir. Diğer sütlere göre daha fazla miktarda esansiyel yağ asitleri, A ve B vitaminleri, riboflavin, niasin, kalsiyum, fosfor, klor, magnezyum, potasyum ve selenyum içermektedir. Fazla miktarda fosfat içerdiğinden et ve balık yemeyen bireylerde görülen fosfat eksikliğinin giderilmesinde iyi bir kaynaktır. Keçi sütünün yüksek protein, protein olmayan azot ve fosfat içeriği önemli tamponlama kapasitesi oluşturmaktadır. Düşük αs1-kazein içeriği ve β-laktoglobulinin daha kolay sindirilmesi nedeniyle alerjen özelliği inek sütüne göre azdır. Ayrıca keçi sütünün genellikle diğer sütlerden daha az mikroorganizma ve pestisit içermesi ve bileşiminin anne sütüne yakın oluşu da önemini arttırmaktadır.

Keçi sütü inek sütüne göre yüksek oranda β-kazein, az oranda αs1-kazein ve yüksek oranda protein olmayan azot içerdiğinden mayalanma süresi çok kısadır. Dünyada işlenmiş keçi ürünlerine olan talep giderek artmaktadır. Fransa’da keçi sütünün %90’dan fazlası peynir üretiminde kullanılmakta, yine İspanya’da önceki yıllarda keçi, koyun ve inek sütü karıştırılarak değerlendirilirken, bugün keçi sütü tek başına değerlendirilmektedir (Emirmustafaoğlu ve Coskun, 2012).

4. Keçi Sütü ve Ürünlerinin Fonksiyonel Özellikleri

Keçi sütünün inek sütünden daha kolay sindirilebilmesi, peptik ülser tiplerine karşı tedavi edici özelliği artık tüm dünyaca bilinmekte olan bir gerçektir. Küçük, büyük her insanda görülebilen ve tıp dilinde Pyloric Stenosis adı verilen ve besinlerin mideden barsağa geçememesi veya sınırlanması gibi durumlarda keçi sütü önerilmektedir. Proteinler ve fosforca zengin olan keçi sütü midede asit ve alkalileri tamponlayıcı bir özellik göstermektedir. Bu özelliğinden dolayı, alkali veya asit zehirlenmelerini önlemede ve peptik ülserleri iyileştirmede yararlı olduğu tespit edilmiştir. Keçi sütünün yararlı olduğu bir diğer durumda inek sütüne alerjisi olan kişilerin keçi sütü ile daha dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi olanağına sahip olmalarıdır. Tıp raporlarında bebeklerde 2-24 haftalar arasında en tehlikeli olan kusma, ishal, karın ağrısı, burun akıntısı, nefes alırken ses çıkartma, deride ısırgan otu dokunmuş gibi görüntülerin olması ve egzama gibi birçok durumların ve bu durumların bazıları sonucunda olabilen oluşabilen ani ölümlerin bebekte solunum yolu enfeksiyonu veya zatürre ile karşılaşılabileceği özellikle vurgulanmaktadır. Bu gibi durumlarda asıl nedenin, bebeklerin inek sütüne olan alerjileri gösterilmektedir.

İnek sütü alerjisi, 3 yaşa kadar olan çocuklarda görülme oranı %2,5 – 3 aya kadar olan bebeklerde ise %12-30 civarındadır. İnek sütü alerjisi, hem sorunun yaşandığı dönemde hem de çözüm aşamasında bebeğin beslenmesini ve gelişimini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle sorunun tanınması kadar, doğru çözüm yaklaşımlarının bulunması da yaşamsal öneme sahiptir. Üstünde en çok durulan konu inek sütünün yerine kolay bulunabilen ve kullanılabilen bir seçenek bulmaktır. Çeşitli alternatifler arasında keçi sütü son yıllarda giderek artan popülarite kazanmaktadır. Talebin artması ile birlikte keçi sütünün üretim ve pazarlaması da artmıştır. Öyle ki tüm dünyada keçi sütü ve keçi sütüyle üretilen besinler her yıl %10 oranında artan bir tüketim oranına ulaşmıştır. 

Keçi sütü veya keçi sütü ürünlerinin (keçi peyniri, keçi yoğurdu, vb.) süt ürünlerinin düzenli olarak tüketilmesinin egzama; astım; sindirim rahatsızlıkları, varislerle ilgili bazı rahatsızlıklar, hemoroit, viral apseler ve bazı alerjik durumların tedavisinde yararlı olabildiği yapılan uygulamalardan alınan sonuçlarla da gösterilmiştir. Bu nedenle keçi sütü ve keçi sütü ürünlerinin Amerika Birleşik Devletleri ve bazı Avrupa ülkelerinde sağlıklı gıda ürünleri satışı yapan “Healthy Shop” adı verilen yerlerde ve diğer süt ürünlerine oranla 3-4 kat daha fazla fiyata satıldığını görmekteyiz. Batı ülkelerinde ailelerin, çocuklarının çeşitli alerji ve egzama durumlarında tedavi amacıyla süt keçileri satın alıp evlerinin bahçelerinde besledikleri de bilinmektedir. Park (1990)’a göre α-laktoglobulin inek sütünde temel serum proteinidir ve inek sütü alerjisinden çoğunlukla sorumludur, anne sütünde bulunmaz. Keçi sütünde ise α-laktoglobulin miktarı oldukça az olduğundan inek sütüne alerjisi olan bebekler genelde keçi sütü tüketmektedirler. Buna rağmen bazı durumlarda immünolojik çapraz reaktiviteye sahip olan keçi sütü proteinleri sebebiyle bebeklerde alerjik semptomlar gözlenebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda inek sütü proteinlerine hassas olan kişilerin %40’ının keçi sütü tükettiklerinde keçi sütü proteinlerini tolere edebildikleri saptanmıştır.

Son yıllarda keçi yetiştiriciliği dünya çapında önem kazanmaktadır. Keçi yetiştiriciliğinin önem kazanmasının sebeplerinden en önemlisi keçi sütünün yüksek besin içeriği nedeniyle ekonomik getirisinin yüksek oluşudur. Özellikle koyun ve keçilerden elde edilen başlıca et ve süt ürünleri lezzet, aroma açısından farklı özelliklere sahip olmakla beraber protein, amino asitler ve yağ asitleri açısından da özel bileşimlere sahiptirler. Esansiyel aminoasit miktarının fazla olması sebebiyle de önemli bir protein kaynağıdırlar. Keçi sütünün sindirilebilirliği oldukça yüksektir ve proteinlerinin biyolojik değeri inek sütü proteinlerinden üstündür (Olalla ve ark., 2009; Ramos Morales ve ark., 2005). Keçi sütü proteinleri α-kazein, β-kazein, κ-kazein, α-lactalbumin, β-laktoglobulinin genel sınıflandırmasında inek sütü proteinleri ile benzerdir fakat genetik polimorfizmlerde farklılıklar bulunmaktadır. Genetik tiplerdeki değişiklikler protein zincirindeki aminoasit ikamelerinden kaynaklanmaktadır bu durum da sindirilebilirliği, peynir yapım özelliklerini ve ürünlerin lezzetini etkilemektedir. Ayrıca kaproik, kaprilik, kaprik ve diğer orta zincirli yağ asitleri emilim bozuklukları, sindirim sistemi bozukluklarında, damar hastalıklarında, prematüre çocuk beslenmesinde, kistik fibroziste ve safra taşı tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun nedeni de enerji sağlamak için önemli metabolik yeteneğe sahip olmaları ile beraber kolesterol depozitlerini azaltmak, inhibe etmek ve yapısını bozmak gibi yeteneklerinin olmasıdır (Jandal, 1996; Yangılar, 2013).

Ayrıca keçi sütü inek sütüne intoleransı olan kişiler için alternatif bir süttür. Bazı gelişmekte olan ülkelerde keçi sütü önemli bir hayvansal protein, kalsiyum ve fosfor kaynağı olarak tercih edilmektedir. Bu besleyici ve tedavi edici etki, keçi sütü ve ürünlerinin özelliklerinin değerini arttırmaktadır. Keçi sütünün kimyasal özellikleri ürün geliştirmede göz önüne alınmaktadır. Bu ürünler içecekler (az yağlı, zenginleştirilmiş ya da lezzetlendirilmiş) , UHT süt, peynir, yoğurt, tereyağı gibi fermente ürünler ile dondurma ya da dondurulmuş yoğurt, tereyağı, yoğunlaştırılmış/kurutulmuş ürünler ve tatlılardır. Ayrıca saç, cilt bakım ve kozmetik ürünlerin de bir kısmı keçi sütünden üretilmekte ve yüksek fiyatlara satılmaktadır. 

Kaliteli bir ürün üretebilmek için kaliteli ham madde kullanılması gerekliliği bir gerçektir. Bu nedenle hammadde kalitesi teknolojik uygulamalar için oldukça önemli olmanın yanında besinsel, hijyenik ve duyusal özellikler içinde önemlidir (Kalantzopoulos, 1993; Tziboula-Clarke, 2003; Yangılar, 2013). Keçi sütü ayrıca serbest taurin içerir. Taurin sülfür içeren aminoasitlerin son metabolik ürünlerinden biridir. Taurin sinirsel aktiviteyi düzenlemek, safra tuzlarının konjugasyonu, osteoblast metabolizmanın düzenlenmesi, kardiyovasküler açıdan zararlı etkilerin engellenmesi ve çeşitli hasarlara karşı hücrelerin korunması, çocuklarda karaciğer yağlanmaının tedavisinde önemli etkiye sahiptir (Jandal, 1996; Minervini ve ark., 2009; Yangılar, 2013).

Son yıllarda keçi sütü ve ürünleri Amerika’da popüler hale gelmiştir ve bu ürünler özel ürünler kapsamında düşünülmektedir. Marketlerde peynirler kategorisinde keçi peynirlerinin satışı giderek artmaktadır.  Keçi sütünün inek sütüne göre pek çok avantajı olması ile birlikte keçi sütü üretimi çiftçiler arasında dar bir alana dağılmıştır. Keçi sütüne inek sütünün karıştırılması sıklıkla yapılan hilelerdendir ve gittikçe ciddi problem haline gelmektedir. Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium animalis subsp. lactis ve Streptococcus thermophilus keçi sütünün fermentasyonunda başarılı bir şekilde kullanılmaktadır ve bu probiyotik suşların fermente keçi sütü ürünlerinde 4 °C’de 10 gün depolandıklarında canlılıklarını önemli ölçüde korumaktadırlar. Bazı laktik asit bakterileri fermentasyon sonucunda folat sentezleyebilmektedir. Yapılan bir araştırmada 16 sağlıklı bireyde Lactobacillus fermentum ME3 suşu ile fermente edilen keçi sütünün anti-aterojenik etkileri saptanmıştır (Guo, 2003; Minervini ve ark., 2009; Akpınar ve ark., 2013; Yangılar, 2013). 

İnek sütü ile karşılaştırıldığında keçi sütü kısa ve orta zincirli yağ asitlerini ve lipoprotein lipazı yüksek miktarda içermektedir. Keçi sütünün teknolojik ve besinsel kalitesinde en önemli bileşeni yağdır Yağ ürünün duyusal kalitesi yanında peynir verimini ve sertliği de etkilemektedir. Keçi sütünün bu özellikleri keçi sütü ürünlerinin karakteristik lezzetinin gelişiminde belirleyici etkiye sahiptir. Keçi sütü kazein misellerinin ve yağ globül boyutlarının küçüklüğü ve orta zincirli yağ asitlerinin fazlalığı sebebiyle yüksek sindirilebilirliğe sahip olması ve düşük alerjenik özellikler göstermesinden dolayı önemli yer tutmaktadır (Agnihotri, ve Prasad, 1993; Minervini ve ark., 2009; Yangılar, 2013).

Keçi sütünün kolesterol miktarı 10±20 mg/100 ml aralığında değişmektedir. Keçi, inek ve anne sütünün kolesterol miktarları sırasıyla 11, 14, 14 mg/100 g olarak tespit edilmiştir. İnek sütünden üretilmiş Cheddar peynirinin ortalama kolesterol miktarı 105 mg/100 g ve 100 mg/100 g aralığındadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ithal edilen keçi peynirlerinde kolesterol miktarı 80±147 mg/100 g aralığında tespit edilmiştir (Park, 2000; Yangılar, 2013).

Keçi peynirlerinin duyusal özellikleri tüketicinin ürünü kabul etmesi ve ürünlerin pazarlanması açısından önemlidir. Peynirlerin olgunlaşması sırasında duyusal ve tekstürel özellikleri gelişir. Keçi peyniri Amerika’da etnik gruplar, gurmeler, fonksiyonel gıdalara daha fazla yönelenler ve keçi yetiştiricilerince popülerlik kazanmıştır. Bu durumlara rağmen dünyada keçi sütü üretimi inek sütü ile karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Buna rağmen keçi peynirleri Fransa ve diğer Akdeniz ülkelerinin bazı bölgelerinde yaygın olarak tüketilmektedir (Ribeiro ve Ribeiro, 2010; Park, 2011; Yangılar, 2013).

5. Gıda Endüstrisinde Keçi Sütü Kullanımı

Dünya çapında keçi sütü üretimi son yıllarda oldukça artmıştır ve Dünya toplam süt üretiminin %2,2’sini keçi sütü oluşturmaktadır. Çeşitli keçi peynirleri dünya çapında bölgesel çeşitlilik, süt kompozisyonu, üretim teknolojisine göre değişkenlik göstererek üretilmektedir. Bu faktörler olgunlaşma sırasında pıhtıya katılan kimyasal maddeler, kültürler ya da lezzet bileşenlerinden kaynaklanan fiziksel ve kimyasal değişimlerdir. Şehirlerde yaşayan tüketiciler keçi sütünden üretilen ürünlerin iyi bir ekolojik imaja sahip olduğu, sindirilebilirliklerinin yüksek oluşu, pek çok gastrointestinal hastalığa fayda sağlaması ve inek sütünden daha az alerjik olmasından dolayı tercih etmektedirler ve bu nedenlerden dolayı da  keçi sütü ve ürünleri gelecekte önemli ekonomik potansiyele sahip olacaktır (Morand-Fehr ve ark., 2004; Yangılar, 2013).

Avrupa’da keçi yetiştirme süt üretiminde oldukça önemli yere sahiptir. Avrupa’da yılda 2 milyon tondan fazla miktarda keçi sütü üretilmektedir (Morgan ve ark., 2000). Akdeniz ülkelerinden Yunanistan, Fransa, İspanya, İtalya ve Portekiz’de keçi sütünden üretilen geleneksel peynirler mevcuttur. Ülkemizde ise kırsal bölgelerde keçi sütünden peynir, yoğurt, tereyağı üretilmekte ve bu ürünler halk pazarlarında satılmaktadır. Büyük marketlerde ise inek ve keçi sütleri karşımı kullanılarak üretilen ürünler pazarlanmaktadır. Keçi sütü peynir altı suyu yüksek miktarda α-laktalbumin içermektedir fakat bu peynir altı suları genellikle değerlendirmeden uzaklaştırılmakta ya da hayvanlara besin takviyesi olarak verilmektedir. Bu konuda veriler oldukça sınırlı düzeydedir. Bununla birlikte günümüzde keçi sütü peynir altı suyundan üretilen pek çok ürün vardır ve bu ürünler arasında peynir altı suyu ile zenginleştirilmiş içecekler, çiğnenebilir tabletler ve peynir altı suyu konsantratları bulunmaktadır.

6. Sonuç

Günümüzde çevresel kirlilik ve stresin artması sonucunda insanlar sağlıklarına ve beslenme şekillerine daha fazla önem vermeye başlamış olduğundan dolayı fonksiyonel gıdalara yönelimleri artış göstermiştir. Bu konuda önemli gelişmelerden biri de keçi sütü ve keçi sütü içeren ürünlerdir. Pek çok besleyici ve fonksiyonel özelliği açısından inek sütüne kıyasla daha zengin olan keçi sütü, anne sütüne olan bileşim benzerliği ile de dikkat çekmektedir. UHT işlemi uygulanmış ve sağlıklı ambalajlarda paketlenen keçi sütleri de market raflarında yerini almış, bunun yanında keçi sütü kullanılarak üretilen pek çok peynir ve süt ürünü de satışa sunulmuştur. Keçi sütü endüstrisi yüksek kalitede süt üretimi, ürün geliştirme, kontrollü üretim koşullarının sağlanması, paketleme, depolama ve dağıtım tekniklerinin geliştirilmesi ile gelecekte daha da ön plana çıkacağı bir gerçektir. Aynı zamanda, keçi sütü kullanılarak üretilecek farklı tip fermente süt ürünlerin de pazarlanması bu tip ürünlerde çeşitlilik sağlayacaktır.

Kaynaklar

 
Agnihotri, M.K., Prasad, V.S.S. 1993. Biochemistry and processing of goat milk and milk products.  Small Ruminant Research, 12:151-170.

Akpınar, A., Yerlikaya, O., Torunoğlu, F.A., Kınık, Ö., Uysal, H. 2013. Effect of sweetener on the  probiotic viability of fermented goat milks made with Lactobacillus acidophilus La5, Bifidobacterium animalis ssp. lactis Bb 12, and Streptococcus thermophilus during storage. AgroFood Hi-Tech Industry, 24: 19-22.

Anonim. 2012. http://www.saglikhatti.org/keci-sutu-ve-insan-sagligindaki-onemi.html. (Doç. Dr. Ali Ayyıldız, Keçi sütü ve insan sağlığındaki önemi).

Anonim. 2014. http://www.saanen.org/8/Keci-Sutu

Emirmustafaoğlu, A.,  Coskun, H. 2012. Keçi sütü, inek sütü ve bu sütlerin karışımından yapılan otlu peynirlerde olgunlaşma boyunca meydana gelen değişimler. GIDA, 37(4): 211-218.

Guo, M.R.: Goat milk. In: Caballero, B. (Ed.), Encyclopedia of Food Sciences and Nutrition. Academic Press, London, 2003, pp. 2944-2949.

Jandal, J. M. 1996. Comparative aspects of goat and sheep milk. Small Ruminant Research, 22: 177-185.

Kalantzopoulos, G. C. 1993. Cheese fromewes’ and goats’ milk. In P. F. Fox (Ed.), Cheese: Chemistry, physics and microbiology, Vol. 2. Major cheese groups (2nd ed.), London: Chapman & Hall, pp. 507- 553.

Kesenkas, H., Dinkçi, N., Kınık, Ö., Gönç, S., Ender, G. 2010. Saanen Keçisi Sütünün Genel Özellikleri. Akademik Gıda, 8(2): 45-48.

Kırdar, S. 2011. Keçi sütü ve önemi. Drinktech Dergisi, Nisan 2011, 82-85.

Minervini, F., Bilancia, M.T., Siragusa, S., Gobbetti, M., Caponio, F. 2009. Fermented goats’ milk  produced with selected multiple starters as a potentially functional food. Food Microbiology, 26: 559-564.

Morand-Fehr, P., Boutonnet, J. P., Devendra, C., Dubeuf, J.P., Haenlein, G.F.W., Holst, P., Mowlem, L., Capote, J. 2004. Strategy for goat farming in the 21st century. Small Rumin. Res., 51: 175-183.

Morgan, F., Micault, S., Jacquet, F., Bonnin, V., Jaubert, A. 2000. Study on the compositional factors  involved in the variable sensitivity of caprine milk to high temperature processing. Int. Dairy J., 10: 113-117.

Olalla, M., Ruiz-López, M.D., Navarro, M., Artacho, R., Cabrera, C., Gimėnez, R., Rodriquez, C., Mingorance, R. 2009. Nitrogen fractions of Andalusian goat milk compared to similar types of commercial milk. Food Chemistry, 113: 835-838.

Park, Y. W. 2011. Proteolysis and lipolysis of goat milk cheese. Journal of Dairy Science, 84: E84-E92.

Park, Y.W. 2000. Comparison of mineral and cholesterol composition of different commercial goat  milk products manufactured in USA. Small Rumin. Res., 37: 115-124.

Ramos Morales, E., De la Torre Adarve, G., Carmona López, F. D., Gil Extremera, F., Sanz Sampelayo, M.R., Boza, J. 2005. Nutritional value of goat and cow milk protein. Options Méditerranéennes, 67: 167-170.

Ribeiro, A.C., Ribeiro, S.D.A. 2010. Specialty products made from goat milk. Small Ruminan Research, 89: 225-233.

Savran, F., Aktürk, D., Dellal, İ., Tatlıdil, F., Dellal, G., Pehlivan, E. 2011. Türkiye’de seçilmiş bazı  illerde keçi sütü ve ürünleri tüketimine etkili faktörler.  Kafkas Univ. Vet. Fak. Derg., 17(2): 251-256.

Tayar, M. 2010. Süt ve beslenmedeki önemi. 1. Süt ve Süt Hayvancılığı Kongresi. 21 Mayıs 2010, Karacabey, Bursa.

Tziboula-Clarke, A. 2003. Goat milk. In: Roginski, H., Fuquay, J.W., Fox, P.F. (Eds.), Encyclopedia of Dairy Sciences. Academic Press, Cornwall,  pp. 1270-1279.

Yangılar, F. 2013. As a Potentially Functional Food: Goats’ Milk and Products. J. Food Nutr. Res. 1: 68-81.

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Ayvalı sütlaç dondurması ve özellikleri

  ÖZET Bu çalışmada, liyofilizasyon yöntemiyle kurutulmuş ayvanın sütlaç dondurması üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu amaçla …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir