Ana Sayfa / Makaleler / Bilimsel / Çiğ süte olan talebin incelenmesi

Çiğ süte olan talebin incelenmesi

Son günlerde artış gösteren, ancak uzun zamandır süt konusundaki tartışmaların önemli gündem maddelerinden birini oluşturan çiğ süte karşı tüketici talebinin nedenleri ve sonuçları üzerinde durulmaktadır. Pek çok bilimsel araştırmada, çiğ süte, tüketicilerce bilinen ismiyle sokak sütüne olan ilginin artarak devam ettiğine vurgu yapılmaktadır.

Sokak sütü ile ilgili doğru ve yanlış bilgilendirmeler ve yönlendirmeler yanında, özellikle görsel medyada bilim insanlarınca yapılan açıklamalar beslenme konusunda sıkıntı duyan tüketicilerin kafalarının karışmasına neden olabilmektedir. Nihayetinde ilgili bakanlık konuya el atmış, en azından çiğ sütün sağlıklı bir biçimde tüketiciye erişimini sağlayacak tedbirlerin alınacağını duyurmuştur.

Dr. Elif Merve Kahraman

GİRİŞ

Araştırmalar sonucu elde edilen bulgulara göre süt ve süt ürünlerinin tüketimi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Aslında bu son derece doğal bir durumdur, çünkü diğer memeli canlılar gibi insanlarda ilk beslenmelerini anne sütüyle yaparlar. Yıllar önce; “bebek mümkün olduğunca anne sütüyle beslenmelidir” diyen İbn-i Sina’dan (Balcı, 2011) günümüze çok fazla değişen bir durum olmamış, yeni doğan yavrunun hayatının ilk altı aylık döneminde anne sütünün yerini hiçbir gıdanın alamadığına vurgu yapılmıştır (Sezgin, 2012). Bugün için temel besin grubu içinde önemli yer tutan süt ve ürünleri; hayatın her aşamasında tüketilmesi gereken besin maddeleridir.

Beslenme, bir toplumun en önemli kültürel kodlarını içinde barındıran, toplumdan topluma değişkenlik gösteren etkili hususlardan biridir (Talas, 2005). Tüketici ile besin maddeleri arasındaki ilişkiyi analiz ederken bu önemli hususu dikkate almak gerekmektedir. Süt tüketimi konusunda sahada yapılan bir araştırmada; tüketicilere yöneltilen kimi sorulara verilen cevapların nedeni sorgulandığında; süt ve süt ürünleri tüketiminde ve genel olarak beslenme alışkanlığında kültürel ve geleneksel değerlerin önemli derecede etkin olduğu tespit edilmiştir. (Kahraman, 2016).

Hemen her alanda dünyada baş döndüren bir hızla meydana gelen gelişimler ve değişimler ne yazık ki pek çok açıdan sorunlu alanların doğmasına sebep olmaktadır. Hızla kirlettiğimiz ya da kirletmeye devam ettiğimiz dünya çok ciddi çevresel problemlerle karşı karşıyadır. Sağlık açısından beslenme, beslenmede de besin maddelerinin içeriği önemli duruma gelmiştir. Bugün gelişmiş pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çiğ sütün sokaklarda gelişi güzel satışını yapmak yasal açıdan mümkün değildir. Hal böyle iken tüketicinin çeşitli kaygılar ve alışkanlıklarla bu süte olan talebini dikkate alan kimi üreticiler ya da aracılar hiç bir şekilde denetim görmeyen bu sütleri tüketicilere ulaştırabilmektedirler.

Kamuoyu ile paylaşılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı web sayfasında da yer verilen açıklamada, ilgili bakan özetle; çiğ süt tüketiminde oluşan yoğun talebe çözüm bulabilmek için bu sütü sağlıklı bir biçimde tüketiciyle buluşturmayı amaçladıklarını ve bu nedenle bir düzenleme öngördüklerini, gerekli ekipmanlarla çiğ sütün 4°C’nin altında soğutularak uygun cihazlar yardımıyla 24 saat içerisinde tüketiciye ulaştırılacağını belirterek, süt arzında bir problem olmadığını ancak tüketimi artırmak için çaba gösterdiklerini belirtmiştir. Bu kısa çalışmada ilgili Bakan tarafından da yoğunlaştığı belirtilen çiğ süte olan talebin nedenleri ile birlikte genel olarak sokak sütü tüketme eğiliminin nedenleri incelenmiştir.

ÇİĞ SÜTÜN TANIMI VE ÇİĞ SÜTE TALEBİN İNCELENMESİ

1. Sütün Tanımı

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği gibi yasal düzenlemelerde ve bilim insanlarınca bugüne kadar yapılmış tanımları günümüz gelişmeleri ile birlikte değerlendirdiğimizde sütü; “Memeli canlıların öncelikle yavrularını besleyebilmek için, süt bezlerinde oluşan ve canlı türleri itibariyle farklı özellik, tat, renk, koku ve kıvamda olsa da; genel olarak temel besin maddelerini yeteri kadar içinde barındıran, hiçbir işleme tutulmadan yavru tarafından tüketilebilen; pek çok işleme tabi tutularak tüketilmesi bir bakıma zorunlu temel besin maddelerinin hammaddesi olan, meme bezi salgısı” olarak tanımlayabiliriz (Metin, 2012; Kahraman, 2016).

2. Sütün Özellikleri

Besin maddeleri canlıların türlerine göre farklılıklar gösterse de memeli olarak tanımlanan tüm canlılar; ilk olarak anne sütü ile beslenmeye başlarlar. Bir insanın büyüme ve gelişmesinde, sağlıklı, üretken ve uzun ömürlü olmasında protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve minerallerin uygun miktarlarda alınması gerekir (Hacettepe Üniversitesi, 2015).

Süt, elde edildiği canlıya göre; inek sütü, koyun sütü, keçi sütü, manda sütü gibi adlandırılır. Başta içme sütü olmak üzere birçok ürünün hammaddesi olarak inek sütü kullanıldığından dolayı, süt teknolojisinde genellikle sadece “süt” denildiğinde inek sütü anlaşılır. Beslenme uzmanlarınca temel gıda maddesi olarak kabul edilen süt, aynı zamanda bileşimindeki maddelerin fiziko-kimyasal özellikleri nedeniyle, diğer gıda maddelerinin üretiminde ve bazı sanayi dallarında büyük öneme sahiptir (Metin, 2012).

Süt çocuklar kadar yetişkinler için de tüketilmesi gereken önemli bir besin maddesidir. Özellikle genç yaşta yeterince kalsiyum alamamış kadınlar, menopoz dönemini takiben osteoporoz adı verilen kemik erimesi rahatsızlığına yakalanırlar. Süt şekeri (laktoz) doğada yalnızca süt ve süt ürünlerinde bulunur. Laktoz, şeker olmasına rağmen önemli bir karbonhidrat kaynağı olmadığından belli ölçüde zayıflama diyetinde kullanılmaktadır. Ayrıca laktoz beyin ve sinir dokularının oluşumunda önemli rol oynamaktadır (Metin, 2012; Uysal, 2012). Terin vd., (2015); son yıllarda yapılan klinik ve biyokimyasal araştırmaları referans göstererek (Gurr, 1992; Massey, 2001; Bus and Worsley, 2003) süt tüketiminin özellikle de az yağlı sütlerin hipertansiyon, diş hastalıkları, kolon kanseri ve kalp hastalıklarının azalmasında önemli olduğunu bildirmektedir.

Mevcut bilgilere göre memeden sağılan sütte 200 civarında madde bulunmaktadır. Modern analiz yöntemleri geliştikçe, sütün içinde yer alan bu maddeler hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu maddelerden bir kısmı ana besin öğeleri dediğimiz maddeler olup, geriye kalanlar daha az miktarda veya eser miktarda bulunan sütün minör bileşenleridir (Metin, 2012). Sütün büyük bir bölümü su olmakla beraber, kalan kısmı yaklaşık %4 laktoz, %4 yağ, %3,3 protein, %0,19 protein olmayan azotlu madde ve %0,07 kül içermektedir (Niamsiri and Batt, 2009).

Bu denli büyük öneme sahip olan süt aynı zamanda birçok mikroorganizmanın üremesi için de mükemmel bir ortam oluşturmaktadır. İncelenen pastörize, UHT ve sokak sütü örneklerinden özellikle pastörize süt örneklerinin tamamında Gram pozitif basil ürediği, sokak sütlerinde ise ciddi anlamda halk sağlığını tehdit eden mikrobiyolojik floranın tespit edildiği, ayrıca su ve kül oranının da uygun olmadığı belirlenmiş, bu nedenle sokak sütü kullanımının yasaklanması/durdurulması önerilmiştir (Altun vd., 2002).

3. Çiğ Süte Olan Talebin İncelenmesi

Süt teknolojisindeki gelişmelere rağmen, yapılan pek çok araştırmada sokak sütçüsünden çiğ süt temin etme oranı dikkat çekmektedir. İzmir ili ölçeğinde tüketicilerin %8,8’nin sokak sütü tükettikleri (Kahraman, 2016), Van Merkez ilçede ailelerin %64’ünün açık süt tükettikleri ve bu ihtiyaçlarını %52,3 oranla sokak sütçüsünden temin ettikleri (Andiç, 2002) tespit edilmiştir. Araştırmaların geneli incelendiğinde sokak sütçüsünden süt temin etme oranı %10-15 civarında seyretmektedir (Durmaz vd.,2002; Güneş vd.,2002; Tarakçı vd., 2003; Şimşek vd.,2005; Şeker vd., 2012; Karakaya ve Akbay, 2013).

Ancak her geçen gün sokak sütü tüketimine olan ilginin azalması, teknoloji kullanılarak işlenen süte olan talebin artması beklenirken, son zamanlarda kamuoyuna yansıyan farklı görüşler ve arayışlar tüketicilerin kafalarının karışmasına neden olmaktadır.

3.1. Genel olarak Türkiye’de süt üretim ve tüketimi

Gerek Türkiye gerekse dünyada süt üretim ve tüketimine ilişkin istatistiki veriler yetersiz olsa da TÜİK verilerine göre, 2015 yılında küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere 26 milyon civarında hayvan sağılmış ve bunlardan 19 milyon tona yakın süt üretilmiştir. Aynı yıl sanayiye aktarılan süt miktarı yaklaşık 9 milyon tondur. İçme sütü üretimi ise 1,4 milyon ton civarındadır. Toplanamayan, bir bakıma kayıt dışında kalan 10 milyon ton civarındaki sütün, toplanan ve işlendiği bildirilen içme sütüne oranı kadarının içme sütü olarak tüketildiğini varsaydığımızda dahi toplam olarak 2,8 milyon ton civarında içme sütü tüketildiği hesaplanabilir. TÜİK tarafından açıklanan 2015 yılsonu ülke nüfusu 78.741.053 kişidir. Buna göre Türkiye’de ortalama yıllık içme sütü tüketimi 36 kg (35 litre) civarındadır (Kahraman, 2016).

Her ne kadar bazı araştırmalarda kişi başı yıllık süt tüketim miktarı 50-60 litre arasında tespit edilmiş olsa da (Kahraman, 2016; Erdal ve Tokgöz, 2011), araştırmaların büyük çoğunluğunda kişi başı süt tüketim miktarı 30-40 litre olarak bildirilmiştir (Çelik vd., 2005; Demircan vd., 2011; Onurlubaş and Yılmaz, 2013;). Bu sonuçlar yukarıda yapılan hesaplamayı doğrulamaktadır. Bu sonuçlarla dünya verilerinin mukayesesinde Çin ve Japonya hariç Türkiye’de kişi başı süt tüketimi dünya ülkeleri tüketiminin çok gerisindedir (Kahraman, 2016).

3.2. Genel olarak süt tüketim alışkanlığını etkileyen faktörler

Tüketim alışkanlıkları genel olarak toplumsal kültür, aile yapısı, kişisel ve psikolojik faktörlere göre değişim göstermektedir. Süt ve süt ürünlerinin tüketim alışkanlıkları üzerine yapılmış araştırmalarda öne çıkan faktörlerin belirginleşmesinde çevresel faktörler yanında beslenme kültürünün etkileyici olduğu görülmektedir.

İzmir ili ölçeğinde yapılan araştırma sonuçlarına göre, içme sütü tüketim alışkanlığında ürünün kalitesi ve besin değeri ilk sırayı alırken, ikinci sırayı sütün tadı/lezzeti almıştır. Kişisel araştırma ve aile tarafından verilen eğitim üçüncü ve dördüncü sırada etkili gözükürken, ürünün fiyatı, reklam ve tanıtımlar ile arkadaş tavsiyesinin içme sütü tüketim alışkanlıklarında katılımcılar tarafından diğer faktörler kadar önemsenmediği tespit edilmiştir. Aynı araştırmada tüketicilere süt tüketme nedenleri sorulmuş, sağlığım açısından, süt içmeyi seviyorum, kokusu/tadı hoşuma gidiyor cevapları ilk sırayı almıştır. İçme sütü tüketmeyenler ise bunun nedenini alışkanlığım yok, süt içmeyi sevmiyorum ve kokusu/tadı hoşuma gitmiyor şeklinde cevaplamışlardır (Kahraman, 2016). Konuyla ilgili yapılan çok sayıda araştırmada da benzer sonuçlara ulaşılmıştır (Uzundumlu ve Birinci, 2013; Şeker vd., 2012; Şimşek vd., 2005; Tarakçı vd., 2003; Durmaz vd., 2002).

Gündüz vd. (2013) süt ve süt ürünleri tüketimini etkileyen etmenler kapsamında ailede sağlık sorunlarının olmasını, ailede küçük çocuk varlığını ve doktor tavsiyesinin önemli neden olduğunu belirterek, televizyon ve gazete haberleri, aile bireylerinin ısrarı ile arkadaş tavsiyelerinin ise bireyin süt ve süt ürünleri tüketimini az etkilediğini tespit etmişlerdir.

Ayar ve Nizamlıoğlu (2002) tarafından yapılan araştırmada ise süt tüketim alışkanlığında çevresel faktörlerden arkadaş çevresinin (%39), ailenin (%36) ve reklamların (%16) etkili olduğu bildirilmiştir. Aynı çalışmada arkadaş çevresi ve ailenin etkisi dikkat çekici bulunmuş, bu sonuçlara göre süt tüketiminde örf, adet ve geleneklerin belirleyici olduğu vurgulanmıştır. Süt tüketimine ilişkin başka bir çalışmada; katılımcıların %30’unun reklamların süt tüketiminde olumlu etkisinin bulunduğuna inandıkları, ancak %50’sinin böylesine önemli bir etkisinin olmadığını düşündükleri tespit edilmiştir (Akbay ve Tiryaki, 2007).

3.3. Çiğ süte/sokak sütüne olan talebin nedenleri

Süt tüketimini konu alan pek çok araştırmada; çiğ sütü/sokak sütünü tercih etme nedenleri de sorgulanmıştır. Neticede elde edilen sonuçların genel olarak birbirleriyle uyumlu oldukları görülmüştür. Kentlerde yaşayanlar dahil çiğ süt/açık süt/sokak sütü tüketmeyi tercih edenler; teknolojik işlem görmüş sütlerin katkı maddeleri içerdiğine, bu maddelerinde insan sağlığı bakımından zararlı olduğuna inanmaktadırlar. Bu tüketiciler sokak sütçüsünden temin ettikleri çiğ sütün doğallığından dolayı başta yoğurt olmak üzere pek çok süt ürünün yapımına daha elverişli olduğu gerekçesiyle tercih ettiklerini ileri sürmektedirler. Sokak sütü tüketenlerce ayrıca, pastörize ve sterilize süt ile sokak sütü arasındaki fiyat farkının yanında sütün kapılarına kadar getirilmesi ve satıcıya olan güven, sokak sütünün koruyucu madde içermediği ve daha taze olması gibi nedenler ileri sürülmüştür (Kahraman, 2016; Akbay ve Tiryaki, 2007; Gül, 2002).

İzmir ili ölçeğinde yapılan araştırma kapsamında tüketicilerce yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasında sokak sütü tükettiklerini beyan edenler yukarıda özetlenen nedenler yanında özellikle son zamanlarda işlenmiş gıda ürünleri konusunda sağlık profesyonelleri tarafından çeşitli yollarla yapılan olumsuz açıklamaların belirleyici etkisinin olduğu tespit edilmiştir (Kahraman, 2016).

SONUÇ

Son yıllarda doğal ürünlere olan ilgi ve talepte belirgin bir artış gözlenmektedir. Dolayısıyla tüketicilerin doğal ürüne erişim isteği süt ve süt ürünlerinde de devam etmektedir. Tüm araştırmalarda son derece sakıncalı olduğu bilinen sokak sütü tüketim alışkanlığının ve bu alışkanlığa bağlı olarak sokak sütçüsünden süt temin etme yönteminin sağlıklı ve güvenli bir şekilde çözüme kavuşturulması için ilgili Bakanlık tarafından sürdürülen çalışmalar olumludur. Bu konuda markalaşmış önemli süt firmaları yanında yerel yönetimlere de büyük görevler düşmektedir.

Üzülerek belirtmek gerekir ki beslenme, dolayısıyla süt ve süt ürünleri konusunda da ilgili ilgisiz kesimler veya kişiler tarafından görsel ve yazılı medya aracılığı ile anlamlı ya da anlamsız açıklamalar yapılmaktadır. Ayrıca, süt ve gıda teknolojisi bilim insanlarınca hatalı ve eksik bilgilere dayalı olduğu defalarca belirtilmesine rağmen, kimi sağlık ve beslenme uzmanlarının işlenmiş süt ve ürünleri konusundaki menfi tutumları devam etmekte ve daha da ileri gidilerek bu sütleri adeta ölü süt, fayda yerine zarar veren ürün nitelendirmeleri yapabilmektedirler.

Bilimsel dayanaktan yoksun bu tür yaklaşımlar, bugün itibariyle genel olarak gıda ürünlerinde ve elbette süt ve süt ürünlerinde yapılan tartışmalar bir bilgi kirliliğine yol açmış bulunmaktadır. Konu hassastır, dolayısıyla bu tip tartışmaları yaparken mutlaka güvenilir bilimsel verilerin esas alınması gerekmektedir. Bu yaklaşım doğal olarak beraberinde disiplinler arası çalışmayı ve işbirliğini zorunlu kılmaktadır (Özer, 2015).

Son derece önem arz eden bu konuya bilimsel yöntemlerle çözümler üretmek gerekmektedir. Başta ilgili Bakanlık olmak üzere tüm tarafların işbirliği yapmaları halinde olumlu sonuçların alınacağı, böylece tüketicilerin korunması yanında, özellikle küçük ölçekli üreticilerin teşviki ile yeni istihdam alanları sağlanabilecektir. Örnek olarak, Büyükşehir Belediyelerinden birinin talebi üzerine tarafımdan hazırlanmış bir projede; belediyelerin toplum sağlığı ve beslenmesi ile ilgili görevleri özetlenmiş, gerek maliyetler, gerekse insan sağlığı, dolayısıyla toplumsal yarar ilkesi gereğince çiğ sütün “üretim alanlarından/ üreticiden” tüketiciye ulaştırılmasının belediyeler eliyle yürütülebileceği önerilmiştir.

Bu öneride, sütlerin elde edildiği hayvanların beslenme ve yaşama şartları, mera alanları, bu hayvanların sağlığı ve sağım alanlarının hijyenik şartları, sağım alet ve ekipmanları, sağım yapan kişilerin hijyen durumu, sağım sonrasında sütün soğutulması, depolanması ve buna dair ekipmanlar, sütün taşınması ve dağıtılması ve elbette taşınma süresi ve sıcaklığı gibi pek çok ayrıntılı konuda en son mevzuat düzenlemelerine uygun tüm tedbirlerin alınması belediyelerce uygun maliyetle çok daha kolay sağlanabileceği ifade edilmiştir. Çünkü süt ve sütte var olan bulaşanların en çok süte karıştığı nokta sütün ilk sağıldığı yer/mekan; buradaki yaşam, beslenme ve hijyen şartları olarak dikkat çekmektedir.

Çiğ sütün kalitesi doğrudan bu sütten elde edilecek tüm mamullerin kalitesine etki edeceğinden dolayı; sütün elde edildiği hayvanların her şeyden önce sağlıklı olmasını gerekli kılmaktadır. Her ne kadar süt teknolojisi alanında bir iki istisnai uygulama ve yatırım dışında belediyelerin bir faaliyeti bulunmuyor olsa bile gerek hayvan sağlığına ilişkin veterinerlik hizmetleri, gerekse sağlık ve hijyen kuralları, çevre kirliliğinin önlenmesi ve bunlara bağlı olarak toplum sağlığını öncelikle hedefine alma anlayışının temel alındığı çalışmaların yürütülmesi bakımından belediyelerin alt yapıları uygun durumdadır. Elbette belediyeler tüm bu faaliyetleri kamu ve özel sektörün diğer ilgili kurum ve kuruluşları ile koordineli bir biçimde de yürütebileceklerdir.

KAYNAKLAR

Akbay, C. ve Tiryaki, G.Y., 2007, Tüketicilerin ambalajlı ve açık süt tüketim alışkanlıklarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi: Kahramanmaraş örneği, KSÜ Fen ve Mühendislik Dergisi, 10(1): 89-96s.

Altun, B., Besler, T. Ve Ünal, S., 2002, Ankara’da satılan sütlerin değerlendirilmesi, Sürekli Tıp Eğitim Dergisi (sted), 11(2): 51-55s.

Ayar, A. ve Nizamlıoğlu, M., 2002, Süt ve süt ürünlerinin tüketimi üzerine bazı sosyal faktörler ve tüketici özelliklerin etkisi, Gıda ve Yem Bilimi-Teknolojisi Dergisi, 1: 25-31s.

Balcı, 2011, Anne sütünün çocuk büyüme ve gelişmesine etkisi, Türk Aile Hekimleri Dergisi, 15 (3): 135-138s.

Bus, A.E.M. and Worsley, A., 2003, Consumers’ health perceptions of three types of milk: A survey in Australia, Appeite, 40(2): 93-100pp.

Çelik, Y., Karlı, B., Bilgiç, A. ve Çelik, Ş., 2005, Şanlıurfa ili kentsel alanda tüketicilerin süt tüketim düzeyleri ve süt tüketim alışkanlıkları, Tarım Ekonomisi Dergisi, 11(1): 5-12s.

Demircan, V., Örmeci, M.Ç. ve Kızılyar, G., 2011, Isparta ilinde ailelerin ambalajlı ve açık süt tüketim alışkanlıklarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi,

Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 6(2): 39-47s.

Durmaz, H., Sağun, E. ve Tarakçı, Z., 2002, Yüksekokul öğrencilerinin içme sütü tüketim alışkanlıkları, YYÜ Veteriner Fakültesi Dergisi, 13(1-2): 69-73s.

Erdal, G. ve Tokgöz, K., 2011, Tüketicilerin ambalajlı ve açık süt tüketim tercihlerini etkileyen faktörler: Erzincan ili örneği, KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 13(20): 111-115s.

Gül, M., Sağdıç, O. ve Orhan, H., 2002, Isparta ilinde ailelerin süt ve süt ürünleri tüketimi üzerine değerlendirmeler, SÜ Ziraat Fakültesi dergisi,16(29):53-58s.

Gündüz, O., Kılıç, O., Emir, M. ve Aydın, G., 2013, Süt ve süt ürünleri tüketiminde tüketici tercihlerini etkileyen faktörler: Samsun ili örneği, Gıda Teknolojileri Elektronik Dergisi, 8(1): 36-43s

Gurr, M.L., 1992, Milk products: Contribution to nutrition and health, International Journal of Dairy Technology, 45(3): 61-67pp.

Güneş, E., Albayrak, M. ve Gülçubuk, B., 2002, Türkiye’de Gıda Sanayi, TEKGIDA-İŞ Yayın, Semih Ofset, Ankara, 384s.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ), 2015, Türkiye’ye Özgü Besin ve Beslenme Rehberi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ankara, 96s. http:// www.bdb.hacettepe.edu.tr/TOBR_kitap.pdf (Erişim tarihi: 06 Ocak 2016)

Kahraman, 2016, İçme Sütü Tüketim Alışkanlıkları ve Marka Seçiciliğinde Etkili Faktörlerin Analizi: İzmir İli Örneği, Yayımlanmamış doktora tezi, İzmir, 2016.

Karakaya, E. ve Akbay, C., 2013, İstanbul ilinde tüketicilerin süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlıkları, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 27(1): 65-77s.

Metin, M., 2012, Süt Teknolojisi Sütün Bileşimi ve İşlenmesi, Ege Üniversitesi Rektörlük Yayınları, İzmir, 802s.

Niamsiri, N. and Batt, C.T., 2009, “Dairy products, Encyclopedia of Microbiology”, (Third Edition), Schaechter, M. (Ed.), Academic Press Oxford, 34-44pp.

Özer, B. 2015, “Süt Endüstrisi Bilgi Kirliliği ile Mücadeleye Hazır mı?” http:// www.sutdunyasi.com/kose-yazilari/sut-endustrisi-bilgi-kirliligi-ile-mucadeleyehazir-mi/ (Erişim tarihi: 20 Temmuz 2016)

Onurlubaş, E. ve Yılmaz, N., 2013, The factors affecting milk consumption preferences of the consumers in Edirne Keşan township, Journal of Food, Agriculture & Environment, 11(3&4 ):516 – 518pp.

Sezgin, 2012, Sütün beslenmede yeri ve önemi, III. Süt ve Süt Hayvancılığı Öğrenci Kongresi, 21 Mayıs 2012, Aksaray,8-18s.

Şeker, İ., Şeker, P., Şahin, M., Özen, V.S., Akdeniz, A., Erkmen, O., Kışlalıoğlu, İ., Sargın, G. ve Doğu, G.B., 2012, Elazığ ili merkez ilçede tüketicilerin süt tüketim alışkanlıkları ve bu alışkanlıkları etkileyen faktörlerin belirlenmesi, F.Ü. Sağlık Bilimleri Veteriner Dergisi, 26(3): 131-143s.

Şimşek, O., Çetin, C. ve Bilgin, B., 2005, İstanbul ilinde içme sütü tüketim alışkanlıkları ve bu alışkanlıkları etkileyen faktörlerin belirlenmesi üzerine bir araştırma, Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi, 2(1): 23-35s.

Talas, M., 2005, Tarihi süreçte Türk beslenme kültürü ve Mehmet Eröz’e göre Türk yemekleri, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 1(18): 273-283s.

Tarakçı, Z., Selçuk, Ş., Şahin, K. ve Coşkun, H., 2003, Üniversitesi öğrencilerinin içme sütü tüketim alışkanlıkları üzerine bir araştırma, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Bilimleri Dergisi, 13(1):15- 21s.

Terin, M., Bilgiç, A., Güler, İ.O. ve Yavuz, F., 2015, Türkiye’de Süt Ürünleri Süt Ürünleri Tüketim Harcamalarına Etki Eden Faktörlerin Analizi: Çoklu Heckman Örneklem Seçicilik Sistem Yaklaşımı, Tarım Bilimleri Dergisi, 21: 500-515s.

Uysal, H., 2012, Ambalajlı sütler hakkında basında yer alan iddialar, Süt Dünyası Dergisi, 7(37): 42-43s.

Uzundumlu, A.S. ve Birinci, A., 2013, Tüketicilerin açık süt tüketimini etkileyen faktörlerin analizi: Erzurum ili örneği, Alınteri Zirai Bilimler Dergisi, 25(2): 1-12.

*Bu çalışmada, önemli ölçüde; yazara ait olan “İçme Sütü Tüketim Alışkanlıkları ve Marka Seçiciliğinde Etkili Faktörlerin Analizi: İzmir İli Örneği” başlıklı doktora tezinden yararlanılmıştır.

Hakkında: Süt Dünyası

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Farklı mayalarla üretilen yoğurtların bazı özelliklerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı nohut ve çiy damlalarının maya kaynağı olarak kullanılarak üretilen yoğurtların mikrobiyal ve …

Bir Cevap Yazın