Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Hayvancılık / Yem ve gübrede KDV’nin sıfırlanması üzerine

Yem ve gübrede KDV’nin sıfırlanması üzerine

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim sürecinde yem ve gübrede KDV’yi kaldırma vaadi öne çıkmıştı. Peki planlanan KDV indirimi yapılırsa, çiftçiye ve tüketiciye etkisi nasıl olacak? Vaadde, bitkisel ve hayvansal üretim yapan çiftçiye yem ve gübrenin yüzde 8 ile 18 arasında daha ucuz pazarlanacağı belirtiliyor. Örneğin 1000 liralık yem 920 liraya düşerken, 1000 liralık gübrenin fiyatı 800 liraya ineceği, bunun bağlantılı olarak sebze, meyve, süt ve et gibi tarım ürünleri fiyatlarına yansıyacağı ve tüketicinin daha ucuza tarım ürünlerine ulaşabileceği savlanıyor.

SEKTÖR TEMSİLCİLER NE DİYOR?

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş “Hayvan yetiştiricisi yemi daha ucuza alacak. Ancak KDV yükü yem sanayicisinin üzerine binecek. Bu nedenle yem hammaddelerinde de bir düzenleme talep ediyoruz. Örneğin KDV buğday, un ve ekmekte yüzde 1, kepekte yüzde 8. Seksen kalem yem hammaddesi var. Hammadde listesini Maliye Bakanlığı’na verdik. Yem hammaddesi üzerindeki KDV de inerse fiyatlar daha da aşağı düşer” şeklinde yorum yapıyor.
Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği Başkanı Sait Koca ise, KDV indiriminin fiyatlara bir etkisinin olmayacağını, çünkü yem hammaddesinin KDV’li alındığını ve canlı hayvanın KDV’li satıldığını söylüyor. Koca, “Yemde ne kadar girdi varsahepsinden KDV kaldırılrsa fiyatlar düşer. Bu yapılmazsa yem üreticileri iflasın eşiğine gelir” diyerek Karakuş’u destekliyor.

ÇİFTÇİ VE TÜKETİCİ İÇİN GERÇEK ÇÖZÜMLER NELER?

Yem ve gübrede KDV’yi kaldırma, ilk aşamada çiftçiye ve tüketiciye bir nefes aldırabilir, fiyatlar düşebilir. Ancak sorun çözmede, tarımsal girdilerde KDV indirimi ilk adımlar olarak ele alınmalıdır. Türkiye çiftçisi ve tüketicisinin temel sorunları yapısaldır. Yapısal sorunların başında neler var ve bunlara yönelik düzenlemelerin başlıcaları neler olmalıdır?
Desteklemeler küçük ve orta ölçekli işletmelere verilmeli: Türkiye’de, küçük ve orta ölçekli işletmeler, tarımsal işletmelerin hala büyük bir çoğunluğunu oluşturuyorlar. Tarımsal nüfusu istihdam ettikleri için de toplumsal yanı olan işletmelerdir. Bu nedenle tarımsal desteklemeler, bunlara yönelmeli. Tarımsal destekler GSMH’nın en az yüzde 2’si olmalı. Tarımsal Destekleme Kurumu kurulmalı ve Tarımsal Destekleme Çerçeve Kanunu ivedilikle çıkarılmalı.
Desteklemeler kooperatifleşmeyle birlikte sağlanmalı: Küçük ve orta ölçekli işletmeler tarımsal kooperatiflerde örgütlenmek zorundadır. Kooperatifleşmeyi desteklemek için; üst örgütlenmesini tamamlamış tarımsal kalkınma kooperatiflerinden kurumlar vergisi, KDV ve ÖTV alınmayarak kooperatifleşme desteklenmeli. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin çiftçinin ihtiyaçlarını karşılar duruma gelmesi amaçlanmalı ve bu amaçla Kooperatifler Bankası kurulmalı.
Üretici ve tüketici yararına çalışan (aracıların dışlandığı) pazarlama kanalları kurulmalı: Kooperatiflerin mallarını en kısa şekilde tüketicilere ulaştırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalı ve üreticiyi korumak amacıyla Sertifikalı Depoculuk ve Depo Makbuzu Sistemi geliştirilmeli. Mevcut durumda pazar fiyatı, çok az sayıda gıda şirketi ile AVM’nin denetiminde, daha doğrusu insafındadır.
 
Özelleştirilen Tarımsal Kit’ler yeniden kamulaştırılmalı: Çiftçi lehine piyasa düzenlenmesi için Tarımsal Kit’lerin yeniden kurulması gerekmektedir.

Tarım toprakları korunmalı:

Ülkesel Arazi Kullanım Planı yapılmalı, meralar, ovalar, zeytinlikler, ormanlar kanun gereğince koruma altına alınmalı ve tarımsal SİT ilan edilmeli. Toprak Koruma Kurulları, amaç dışı tarım arazisi talanının aracı olarak kullanılmamalı, kurullar üzerindeki bürokratik ve siyasal baskılar kaldırılmalı. 1998 yılında kabul edilen 4342 sayılı Mer’aYasası’nın uygulanmasına özen gösterilmeli.
Gıda egemenliği korunmalı ve tarım ürünleri ithalatı engellenmeli: Türkiye’nin gıda egemenliği için, ulusal gıda pazarının adil olmayan dış ticarete karşı gümrük vergileri düzeyi yükseltilmeli, uluslararası finans kuruluşlarının müdahalesi önlenmeli, iç pazara sermaye giriş ve çıkışları denetlenmelidir.
Tarım yasaları yeniden düzenlenmeli: Tarımla ilgili yasaların tekrar ele alınması zorunludur. Bu konuda tam bir karmaşa vardır. Örneğin köylülerin örgütlendirilmesiyle bağlantılı yasa ve yönetmeliklerde görev alanları çatıştırılmakta, mevzuatsık sık değiştirilmektedir. Bu da çiftçilerin güçlenerek tarım politikalarını yönlendirmesini olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda kooperatifler ve ihtisas birlikleri yasası yeniden düzenlenmelidir. Tarımsal konseyler, sanayicilerin ve bürokrasinin güdümünden çıkarılarak, özerk ve yaptırımı olan kurumlara dönüştürülmelidir.

Hakkında: Mustafa Kaymakçı

Prof. Dr., Ege Üniversitesi Ziraat Fak. E. Öğretim Üyesi, İzmir İli Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu Sözcüsü.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Isıl işlem süte ne kadar zarar verir?

Prof. Dr. Barbaros Özer yazdı… Çiğ süt tüketiminin daha “doğal” ve “sağlıklı” olduğuna ilişkin görüş …

Bir Cevap Yazın