Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Editörden / Üretici örgütlü bir güç olmayınca…

Üretici örgütlü bir güç olmayınca…

Süt sektörü bir akıl tutulmasının esiri olmuş, mantığı, vicdanı, matematiği zorlayan hadiseler yaşanıyor.

Herkes ne olacak bu işin sonu, nereye varır bu yol diye soruyor. Atalarımızın çok güzel bir deyişi var, “Kablumbağanın kalkışından yürüyüşü belli olur” diye. Bugün yaşanan krizi başka bir yerden ithal etmedik, gökten de zembille inmediğine göre bunu biz kendi ellerimizle inşa ettik.

Bütün bunların sebebi üretici kesim örgütlü bir güç olmadığından piyasada denge unsuru olamamasından kaynaklanıyor. Piyasayı dengeleyecek sağlıklı işleyen bir regülasyon sistemi de olmayınca bugün yaşadığımız kaos sürekli tekrar ediyor. Alıcı (sanayici) ile satıcı (çiftçi) arasındaki pazarlıklarda hakem rolünde olanların da rolünün hakkını verememesi işin tuzu biberi oluyor.

Mevcut üretici örgütler devletin çiftçiye verdiği desteklerle ilgili çalışma yapan resmi-yarı resmi kurumlar. Hiçbiri yeri geldiğinde Hükümeti ve Tarım Bakanlığını eleştirecek bir demeç verecek kadar bile özgür değil. Ancak iş sütü toplayıp hizmet bedeli adı altında komisyon almaya geldiğinde hepsi birden aslan kesiliyor. Sanayici süt bıraktığında veya fiyat düşürdüğünde bile onların tatlı tezgahları bozulmuyor.

Herkes çiftçinin cebine girecek ürün bedelinden pay alma peşinde

Ziraat Bankası komisyon, Tarım Bakanlığı teşkilatları dosya bedeli, üretici örgütleri hizmet bedeli alıyor. Süt çiftçisine ise işin hamallığı ve çobanlığı kalıyor.

Temmuz 2014’ten beri süt fiyatları sabit tutuldu, Aralık 2015’den bu yana ise yüzde 10-20 arasında fiyat düşürüldü. Çiftçi sattığı 1 kilo sütle (satabilirse) 1 kilo bile yem alamaz duruma geldi. TZOB Başkanı sanayicileri “Bindiğiniz dalı kesmeyin” diye uyarıyor, ama nafile.

Önceki krizde 1 milyon inek kesilmişti, bu krize çözüm bulunmazsa daha büyük bir kıyım kapıda. Bu yol çıkmaz sokak, sonu felaketle sonuçlanacak bir yol. Herkesin basireti bağlanmış, iş işten geçtikten sonra Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi, “Yıkarken mi öldü, sıkarken mi öldü” tartışması bir işe yaramayacak.

Nasrettin Hoca bir gün yolun kenarında kedisini yıkıyormuş. Yoldan geçen arkadaşı hocaya, “Hocam kediyi yıkama ölür” demiş. Hoca aldırış etmemiş ve yıkamış. Arkadaşı dönüşte hocayı tekrar yolun kenarında görmüş. Bakmış ki kedi ölmüş, hocaya “Hocam ben size kediyi yıkamayın ölür demedim mi” diye seslenmiş.

Hoca adama “Kediyi yıkarken ölmedi ki, sıkarken öldü” demiş.

Yeni sayıda görüşmek dileğiyle…

Hakkında: Editörden

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Isıl işlem süte ne kadar zarar verir?

Prof. Dr. Barbaros Özer yazdı… Çiğ süt tüketiminin daha “doğal” ve “sağlıklı” olduğuna ilişkin görüş …

Bir Cevap Yazın