Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Hayvancılık / Uluslararası Toprak Yılı ve meralarımız

Uluslararası Toprak Yılı ve meralarımız

Birleşmiş Milletler (BM) 68. Genel Kurulu’nunda aldığı bir kararla 2015 yılını Uluslararası Toprak Yılı (UTY) olarak kabul etti. 2015 UTY’nin gündeminde özetle: “Toprağın insan hayatı için anlam ve önemi konusundaki farkındalıklarının artırılması, sürdürülebilir toprak yönetim etkinlikleri ve farklı arazileri kullanan grupları destekleyecek yatırımların teşvik edilmesi ve desteklemesi ile toprak datalarının toplanması gibi konularda çalışmalar” olacakmış. Ancak alınan kararda toprak konusunun ekonomi-politika bağlamında ele alınmaması bir eksiklik.
BM öncelikle endüstriyel tarımın toprak başta olmak üzere doğanın tahribatı, adil olmayan bir gıda sistemi, sağlıksız beslenmeye dayalı hastalıkları ve istihdam gibi sorunları tetiklediğini sorgulayan çalışmalar ve yönlendirmeler yapmak zorundadır. Endüstriyel tarım ya da tarımda kapitalist paradigmaya karşı seçenek ya da çözümler elbette var. Seçenek, tarımda insanlara toprak edinme hakkı sağlayan ve aile işgücünün egemen olduğu küçük ve orta ölçekli işletmeler ya da Aile Çiftçiliği modelidir. Bir başka deyişle, basit kar güdüsü ile hareket etmek yerine doğayı ve insanı ön plana alan Sürdürülebilir Bir Tarım Sisteminin egemen kılınmasıdır.
Bu yaklaşım içinde toprağın korunması, meraların korunması açısından da yaşamsal bir öneme sahip. Çünkü süt, et ve diğer hayvansal ürünlerin üretimi için en önemli kaynak meralar. Meraları dışlayan hayvan yetiştiriciliği sistemleri, hem ekonomik değil, hem de sağlıklı hayvansal gıda üretimine engel. Türkiye Hayvancılığı için meralarının korunması bağlamında toprak konusunda neler yapmalı?
• 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun 13. maddesi yürürlükten kalkmalı. Nedeni şu: 2005 yılında 5403 sayılı “ Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu”, kısaca Toprak Yasası çıkartıldı. Toprak Yasası çıktı diye sevinirken, yasanın içerisindeki 13. maddede kamu yararı adına kimi koşullar sağlandığında, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına izin veriliyordu. Bu madde yol geçen hanı oldu ve tarım arazileri kamu menfaati (?) nedeniyle amaç dışı kullanıma açılmaya başlandı. Tarım müdürlükleri, “13. Madde elimizi bağlıyor, kamu yararı adına izin vermek zorunda kalıyoruz” diyorlar.
• Ülkesel Arazi Kullanım Planı yapılmalı ve meralar, ovalar, zeytinlikler, ormanlar kanun gereğince koruma altına alınmalı ve tarımsal SİT ilan edilmeli.
• Toprak Koruma Kurulları, amaç dışı tarım arazisi talanının aracı olarak kullanılmamalı, kurullar üzerindeki bürokratik ve siyasal baskılar kaldırılmalı.
• 1998 yılında kabul edilen 4342 sayılı Mera Yasası’nın uygulanmasına özen gösterilmeli. Ancak son çıkartılan “Torba Yasa” ile mera, yayla, otlak, yaylak, kışlak, harman yerleri gibi tarım alanlarının kiralanması ve satılması gündemde.
Diğer yandan 5462 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Yasası, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Yasası, 2924 sayılı Orman Köylülerini Kalkındırma Yasası, 4915 sayılı Kara Avcılığı Yasası, 3213 sayılı Maden Yasası, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirler ile Yapılacak Yardımlara Dair Kanunlar gibi yasalarla da meralar niteliklerini yitirmeye başlamıştı.
Bunlara Serbest Bölgeler, Endüstri Bölgeleri ve son çıkartılan Kentsel Dönüşüm Yasası gibi yasaları da eklendi ve meraların,özel mülkiyete ya da 49-99 yıllığına kiralanması uygun bir duruma getirilmişti. Ancak anılan yasalara karşın, varolan Mera Yasası’na göre amaç dışı kullanımlar mahkeme kararlarıyla iptal ettirilebiliyordu. Yeni çıkartılan yasayla bu yol tamamen kapatılmış bulunmaktadır.
Hayvancılığın bel kemiğini teşkil eden mera, otlak ve diğerlerinin, anılan yasaların emrettiği hükümlere göre satılması ve kiralanması demek; hayvan varlığının açlığa terk edilmesi demektir. Hayvan varlığının açlığa mahkum edilmesi de aslında insanlarımızın açlığa mahkum edilmesi demektir.
Kırmızı et açığı olan ülkemizde üretiminin sürdürebilirliği için bırakınız meraların satılması ve kiralanmasını, aksine korunması ve geliştirilmesi gerektirmektedir. Üstelik meraların tarım dışından gelecek yerli ve yabancı girişimcilere, daha doğrusu şirketlere bırakılması, aile çiftçiliği yapan köylülerden köylülerin tarım dışına sürülmesi anlamındadır.
Meralar yerli ve yabancı şirketlerin kullanımına açılmamalıdır. Başta yetiştirici birlikleri olmak üzere kırsal kesimin bütün örgütleri meraların amaç dışı kullanılması ve kiralanmasına karşı tavır göstermelidir. Son bir söz tüketicilere, meralar satılıyor, haberiniz var mı?

Hakkında: Mustafa Kaymakçı

Prof. Dr., Ege Üniversitesi Ziraat Fak. E. Öğretim Üyesi, İzmir İli Çiftçi Örgütleri Güçbirliği Platformu Sözcüsü.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Isıl işlem süte ne kadar zarar verir?

Prof. Dr. Barbaros Özer yazdı… Çiğ süt tüketiminin daha “doğal” ve “sağlıklı” olduğuna ilişkin görüş …

Bir Cevap Yazın