Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Ülkemizde çiğ süt fiyatını oluşturan dinamikler

Ülkemizde çiğ süt fiyatını oluşturan dinamikler

Ülkemizde çiğ süt fiyatı, oluşan maliyet öngörüsü üzerinden Ulusal Süt Konseyi tarafından (tavsiye edilen) referans fiyat olarak ilan edilmektedir. 1 Ocak – 31 Mart 2015 tarihlerini kapsayan içinde bulunduğumuz dönemde tavsiye edilen fiyat, çiftlik teslimi 1,15 TL/lt’dir.

Bu rakama ilaveten belgeli satılan soğutulmuş süte litre başına 5 kuruş, soğutulmamış süte ise litre başına 3 kuruş devlet desteği ödendiğini de dikkate almalıyız.

Açıklanan tavsiye/referans fiyat tüm Türkiye için açıklanmakta olup açıklanan fiyatın geçerlilik süresi iklim, üretim, pazar vb. koşullarına göre 3-9 ay geçerli olmaktadır.

Sütün kuru madde içeriği, yağ oranı, protein oranı, somatik hücre sayısı vb. kalite kriterleri işletme ve bölge bazında değişiklik göstermekte ve görece daha kaliteli olan sütlere sanayi kuruluşları ilave prim ödemesi yapmaktadır.

Sağımı müteakip hemen soğutulan sütler yanında, toplanarak, taşınarak bir araya getirilen ve daha sonra soğutulan “sıcak süt” olarak anılan sütler de söz konusu olmaktadır.

Sıcak süt olarak tanımlanan sütün oranı hala yüzde 50 civarında olup bu durum çiğ süt kalitesini olumsuz yönde etkileyen önemli bir etkendir ve bu durumu iyileştirme çabaları devam etmektedir.

Çözümlenmesi gereken (en azından iyileştirilmesi gereken) bir diğer husus da çiğ süt arzında yaşanan mevsimselliktir; çiğ süt arzının en yüksek olduğu bahar aylarında talep düşükken, arzın düştüğü sonbahar aylarında talep yüksektir ve bu dengesizlik çiğ süt fiyatı üzerinde yukarı ya da aşağı yönlü baskı yaratmaktadır.

Ülkemizde üretilen toplam çiğ sütün yaklaşık yüzde 50’lik kısmının kayıt ve kontrol dışı ticarete konu olduğu tahmin edilmektedir. Bu durum hem kurallara uygun üretim yapan sanayici aleyhine haksız rekabete yol açmakta, hem de tüketici sağlığı açısından riskler taşımaktadır.

Gelişmiş ülkelerde çiğ süt tedariki üretici örgütlerince yapılmakta veya işleme tesisleri ve üretici örgütlerinin ortaklığında yapılmaktadır. Ülkemizde ise üretici örgütlerinin sahip olduğu işletme sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır.

Ülkemizde çiğ süt üreticilerinin girdi maliyetlerinin yüksekliği süt üretimini ve dolayısıyla tüketimini olumsuz yönde etkilemektedir. Yeterince beslenemeyen hayvandan yüksek verimde ve yüksek kalitede süt elde edilemeyeceği açıktır.

Sürdürülebilir bir üretim için üreticinin mutlaka kar etmesi gerektiği açıktır. Üreticinin kar etmediği bir sistemin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

Ancak üreticinin çiğ süt kalitesini artırmak ve üretim maliyetlerini düşürmek yönünde bir sorumluluğu olduğunun farkında olması gerekiyor. Bu amaca ulaşmak için bir çabası da olmalıdır ve bu çabalar devlet tarafından uygun yollarla desteklenmelidir.

Ülkemizde süt işleme tesisleri ihtiyaçları olan çiğ sütü kısmen büyük çiftliklerden soğuk süt olarak, kısmen de köy köy dolaşarak gerektiğinde günde 2 defa 300 km’ye varan mesafeleri kat ederek toplamak zorundadırlar.

Oysa ideal olanı üretici ve sanayicinin her birinin tüm paydaşları kapsayacak biçimde örgütlenmesi, ticareti yapılacak olan çiğ sütün fiyatının (tüm ülke ya da yöre için) bu iki örgüt tarafından ortaklaşa belirlenmesi ve belirlenen bu fiyatın istikrarı korumak adına uzunca bir süre (örneğin 1 yıl gibi) geçerli olacağı bir sistemin oluşturulmasıdır.

Zira çiğ sütteki fiyat farklılıkları, yıl içinde yaşanan iniş çıkışlar ürün raf fiyatlarına yansımakta, özellikle (ihracat dâhil) pazarı ve tüketimi olumsuz yönde etkilemekte, sanayiciye ve perakende sektörüne sorun yaratmaktadır.

Fiyatın düşük ya da yüksek olması kadar, yaşanan fiyat kargaşası, kayıtdışılığın yarattığı haksız rekabet, fiyatın öngörülememesi, tahmin edilememesi ve istikrarsız iniş çıkışları ihracatı neredeyse imkânsızlaştırmaktadır.

Sonuç olarak, ülkemizde süt sektörünün yaşamakta olduğu mevsimsellik sorununa çözüm olacak, tamamen sıfırlanmasa dahi bu sorunu azaltacak, arz ve talep dengesinin kurulmasına ve fiyat istikrarına yardımcı olacak, regüle edecek, bağımsız bir müdahale kurumuna/mekanizmaya ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.

>> Zeki Ilgaz

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı (2014-2016 Dönemi). 1979 yılında Pınar Süt'te işe başladı, Yaşar Grubu bünyesinde Pınar Et Genel Müdürlüğü, Yaşar Holding İcra Başkanı Danışmanlığı yaptı. 2014 - 2016 yıllar arasında SETBİR Başkanlığı yaptı. Halen Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı olarak görev yapıyor.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Uzun ince bir yoldayız

Doç. Dr. Ramazan Gökçe yazdı… Büyük ozan Veysel Şatıroğlu hepimizin bildiği türküsünde; “Uzun ince bir …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir