Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Konuk Köşesi / Süt üreten işletmelerin zarar etme nedenleri *

Süt üreten işletmelerin zarar etme nedenleri *

Geçmişte olduğu gibi bugün de, gelecekte de her zaman önemini koruyacak bir sektördür tarım ve hayvancılık. Bunun yanında hayvancılık oldukça bereketli bir iştir. Kendi demirbaşlarını yani anaç ve yavrularını durduğu yerde doğal yolla kendi kendine arttıran ender işlerdendir.

Böyle bereketlidir de neden ülkemizde hayvancılık yapmaya kalkışan özellikle süt üretmeye çalışan yatırımcılarımızın bir kısmı destek ve teşviklere rağmen hüsrana uğramaktadır?

Diğer teknik sebeplerden farklı olarak en başa yazmamız gereken neden maalesef yatırımcılarımızın geçmişten gelen alışkanlıkları ve önyargılarıdır. Yatırımcılarımız, hayvancılığı kısa zamanda kâr edecekleri ve paralarını arttırabilecekleri bir iş olarak gördüklerinden verim tekniklerini, teknik elemanları, bazı teknik mekanizasyonu ve özellikle teknik danışmanlık hizmetini almayı gereksiz masraf olarak görmektedirler. Oysa hayvancılık uzun vadeli planlanması gereken bir iştir. Ülkemizde hayvancılığın geleneksel usullerle yapılarak kâr edilmesi imkânı maalesef kalmamıştır. Daha çok verim almak ve daha çok kâr etmek için teknik gelişmeleri de mutlaka değerlendirmeliyiz.

Genellikle hayvancılıkta zararın nedeni, kâr etmek için gerekenlerin yeterince yerine getirilememesinden kaynaklanmaktadır.

Bu anlamda birçok teferruat sebep söylenmekle birlikte ana hatlarıyla baktığımızda dört temel neden ortaya çıkmaktadır.

  • Yeterli miktarda tarım arazisine ulaşılamaması ve tarımsal maliyetlerin yüksek olması.
  • Proje ve planlama hataları.
  • Sürü yönetiminin doğru uygulanamaması.
  • Genellikle tek bir pazara mahkum olup pazar alternatifinin bulunmayışı.

Bunları aşağıda kısaca açıklamaya çalışacağım.

Kaba yem için tarım arazisi

Hayvancılık işletmelerinin en önemli gideri yemdir. Yem maliyetleri ne kadar azaltılabilirse bu işten o oranda kâr edilebilir. Bu da ancak kaba yem yetiştirmekle mümkün olur. Bunu herkes bilmesine rağmen sahada şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz. Yatırımcı, hayvancılık yapmaya ve süt üretmeye karar verdiğinde genellikle kazanmak istediği paraya ve sermayesine göre bir işletme kapasitesi belirler (örn. 230 sağmal veya 350 sağmal hayvanlık işletme gibi ). Sonra o kapasiteye göre işletmeyi kurmak üzere bir arazi arar. İşletme arazisini bulduğunda ise yatırımcıların bir kısmı hemen işe başlamak ister.

Bir kısmı işletme arazisinin yanında yem üretecek tarım arazisi de arar fakat genellikle belirlediği kapasiteye yetecek tarım arazisi bulamaz. Bulsa da zaten satın almak hiç de ekonomik değildir (Tarım arazileri kiralanmalıdır). Kiralamak isteyince nedense birden fiyatlar yükseliverir. Fakat yeterli tarım arazisine ulaşamadıkları halde yatırımcılarımızın çoğu belirledikleri kapasiteyi revize etmeden yine de işe başlarlar. Bu ise zarara giden ilk adımdır.

İşe başlamadan, plan proje yapmadan önce mutlak surette yeterli tarım arazisine ulaşılmalı ve projelendirme buna göre yapılmalıdır. Daha doğrusu ne kadar tarım arazisi kiralayabiliyorlarsa kapasiteyi (sağmal sayısını) ona göre belirlemelidirler. Bazı yatırımcılar haklı olarak, kiralayamasalar da çevre tarlalardan hasat zamanı uygun fiyata bir yıllık kaba yemlerini temin etmeyi tasarlarlar. Ancak bugünkü tarım maliyetleri artık buna da izin vermemektedir. Yani, süt üretecek yatırımcılar yeterli miktarda tarım arazisi kiralamadan bu işe başlamamalılar. Yatırımcılarımıza kabaca fikir vermesi açısından şunları söyleyebiliriz.

  • Tarım arazileri yoksa (ve ürünlerini süt sanayicisine vereceklerse) genellikle iflas kaçınılmazdır.
  • Sağmal sayılarının 6 ya da 7 katı kadar (Dönüm cinsinden verimli arazileri varsa örn. 100 sağmallık kapasite için 600-700 dönüm) kaba yemi karşılarlar, fakat fabrika yemi bedelini kasadan öderler. Ayakta kalma ihtimalleri olabilir.
  • Saha şartlarında bulması zor olmakla birlikte sağmal sayılarının 8-9 katından fazla dönüm cinsinden ne kadar tarım arazisi işleyebiliyorlarsa o oranda karlılıkları artabilir (Büyük ölçekli arazi bulmanın zorluğunu bizde iyi biliyoruz ancak realiteyi ifade etmek gerek). Ayrıca yem ziraatının maliyetini de unutmamak gerekli.

Tavsiye:

  • Yatırımcılarımız tarım maliyetlerinin kurtarması için büyük ölçekli tarım arazisi işlemeliler.
  • Büyük ölçekli araziye ulaşmak için hazine arazilerini değerlendirmeliler.
  • Büyük ölçekli hazine arazisine ulaşmak için birkaç yatırımcı bir araya gelip sermayelerini birleştirmeliler (ciddiyetlerini belli etmeliler).
  • Profesyonel danışmanlık hizmeti almalılar.
  • Ciddi bir ön proje hazırlatıp seçtikleri bölgede tarım arazisi kiralamak için devlet kurumuna (Tarım İl Müdürlüğü ve Milli Emlak Müdürlüğü) başvurmalılar.
  • Kiralık tarım arazisi elde ettikleri takdirde buna ek olarak çevresinde ayrıca köylüden de arazi kiralamayı araştırabilirler.
  • Sonuçta elde ettikleri toplam tarım arazisine göre projelerini revize edebilirler.
  • Yani, kapasiteye göre arazi değil, araziye göre kapasite belirlemeliler (Bunun da alt sınırı 90 sağmal olmalı).
  • Tarım arazisinde mutlaka su için derin sondaj açıp sulama sistemi kurmalılar.

Özel not: Maalesef ülkemiz insanı ortak iş yapma konusunda çok başarılı değil. Bunun için tavsiyemiz, işletmelerinin başına profesyonel bir yönetici tayin etmeleri ve yöneticinin işine çok karışmamaları. Ortaklar yalnızca işlerin doğru yürüyüp yürümediğini kontrol etsinler. Unutulmamalıdır ki hayvancılık uzun vadeli bir yatırımdır. Tahmin ederim daha karlı çıkacaklardır.

Proje ve planlama hataları

Sahada karşılaştığımız enteresan olaylardan birisi de ‘proje’ deyince küçük ve orta ölçekli yatırımcılarımızdan bazılarının, yalnızca barınak planlarını anlamasıdır. Oysa proje; başlangıç ve nihai kapasiteyi, maliyet hesaplarını, gerekli mekanizasyonu, iş takvimini, sürü projeksiyonunu, verim tekniklerini, sürü yönetim sistemini, barınakların yerleşim planını, gübre yönetimini ve daha birçok teferruatı kapsamalı, bu konuların hepsi birlikte planlanmalıdır. Sadece barınak planlarına yoğunlaşan bazı yatırımcılarımız proje konusunda danışmanlık almak yerine çevredeki diğer çiftliklerden birisinin barınak planlarını elde edince işi hallettiklerini düşünmektedirler. Böylece bir önceki çiftlikte yapılan planlama hataları tekrar edip durur. Bu hatalar işletmenin çalışması esnasında; hayvan konforunda, çiftlik işlerinin yürütülmesinde, hayvan sağlığında hatta anaç hayvanların fertilizasyonunda ve döl tutmasında bile sorunlara sebep olur. Örneğin yanlış planlama, çok dikkat çekmeyen ama önemli bir konu olan ayak
hastalıklarında bile artışa yol açarak süt ve et veriminde düşüşe neden olur.

Tavsiye: Hayvancılık işletmelerinde, hangi kapasite ile başlayacağı ve ne kadar zamanda hangi kapasiteye ulaşacağı mutlaka önceden belirlenmelidir. Tüm detaylar nihai kapasiteye göre önceden planlanmalıdır. İşletme asıl kârını tam kapasiteye ulaştıktan sonra kazanır. Bu konuda da danışmanlık alınmalıdır.

Sürü yönetiminin doğru uygulanamaması

Sürü yönetimi, hayvancılık işletmesinin çalıştırılması esnasında hem zararı azaltmak hem de verimi arttırmak için şimdiye dek yapılan çalışmaların bütünüdür ve sürekli olarak da geliştirilmektedir. Sürü yönetimi; kızgınlık takibi, gebelik kontrolü, sağlıklı doğum ve doğum aralığı, genel hijyen, buzağı bakımı, mastitis kontrolü ve önlenmesi, teknik hayvan besleme, teknik sağım ve şartları, verim kontrolü, gübre yönetimi, hayvan refahı ve stresin önlenmesi, ayak hastalıkları gibi birçok önemli teferruatı barındıran bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bilindiği gibi bu konuların bir kısmının takibinin kolay yapılabilmesi için de bazı yazılım programları kullanılmaktadır (Sürü Yönetim Sistemi).

Yukarıda saydığımız konuların, hayvanlarımızdan yüksek verim almamız için çok önemli olduğunu, bunlara gereği gibi dikkat etmediğimizde ortaya önemli ekonomik zararlar çıkacağını hatırlatıyoruz. Buna en önemli örnek olarak doğum aralığını gösterebiliriz. Bilindiği gibi doğum aralığı 400 günü geçen işletmeler yavru ve süt verimi itibarı ile kârdan kaybedip zarar hanesine doğru geçen işletmelerdir.

Tavsiye: Yukarıda saydığımız konular işletmeyi zarar etmekten koruyan ve yüksek verimle sürdürülebilir olmasını sağlayan konulardır. Daha önce söylediğimiz gibi mutlaka danışmanlık alınmalıdır. Bu arada hatırlatalım, danışmanlık sadece proje hazırlama döneminde değil işletme hayata geçtikten sonra da işletme danışmanlığı şeklinde devam etmelidir. Sağmal hayvanların üreme sağlığı, doğum, mastitis, hijyen, süt kalitesi, teknik hayvan besleme gibi konular mutlaka uzman danışman ve hekimlerin takibinde olmalı, tavsiyelerine uyulmalıdır.

Pazar alternatifinin bulunmayışı

Sektörde sağlıklı bir fiyat politikasının oluşmaması işi oldukça zorlaştırmaktadır. Piyasa şartlarına baktığımızda süt üreten işletmelerin yüksek maliyetlerine rağmen sütü olması gereken fiyata satamadıkları görülmektedir. Sektördeki sanayi firmalarının ortak kararları ile teklif ettikleri düşük fiyata mahkûmdurlar. Ayrıca ülkemizin doğusuna gidildikçe litreye verilen fiyat daha da düşmektedir. Bu ise doğu illerimizde süt üretiminin çok sınırlı kalmasına yol açmaktadır.

Tavsiye: Yatırımcılarımız çevrelerindeki diğer üreticilerle birlikte, üretimlerini perakende olarak satabilecekleri bir ‘butik satış’ sistemi oluşturmaya çalışabilirler. Sütü topluca pastörize ederek, eti de kasap reyonu şeklinde perakende satabilirler. Bölgesel olsun, tek olsun önemli değil yeter ki ürünlerini perakende ve sağlıklı olarak pazarlayabilsinler. Her işte olduğu gibi hayvancılıkta da birliktelik önemli (Kaliteli de olsa çiğ süt satışına henüz izin çıkmadığını hatırlatmakta yarar var).

Sonuçta kârlı bir hayvancılık yatırımı için; yeterli tarım arazisi, danışmanlık hizmeti, doğru proje ve planlama, doğru sürü yönetimi uygulamaları ve imkân ölçüsünde perakende satış gerekmektedir.

Kârlı ve hayırlı yatırımlar dileğiyle…

___________________________________

* Mustafa Düzgün, Veteriner Hekim

>> Konuk Yazar

Dönemsel yazı yazanlara "Konuk Yazar" köşemizde yer veriyoruz. Konuk yazarlarımızdan bazıları: Çapar Kanat, Prof.Dr. Ender Yarsan, Doç.Dr. Fatih M. Birdane, Prof.Dr. Harun Baytekin, Prof.Dr. Harun R. Uysal, Hayri Tuna Yükselen, İbrahim Ethem Can, Kamber Güler, Mehmet Ayaz, Mustafa Düzgün, Prof.Dr. Tayfur Bekyürek, Prof.Dr. Tayfun Özkaya.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Isıl işlem süte ne kadar zarar verir?

Prof. Dr. Barbaros Özer yazdı… Çiğ süt tüketiminin daha “doğal” ve “sağlıklı” olduğuna ilişkin görüş …

Bir Cevap Yazın