Ana Sayfa / Köşe Yazıları / Çiğ sütün kaliteye göre fiyatlandırılması

Çiğ sütün kaliteye göre fiyatlandırılması

Tarık Tezel yazdı…

Süt sektörünün ülkemizde üretici örgütlenmesinde belirli bir aşama kaydettiği, sınırlı da olsa dış ticaretinin yapıldığı, dünya gelişmelerine paralel seyirler izlemekte olduğu aşikârdır.

Sektörde son 15 yıl içerisinde üretimde önemli artışlar kaydedilmiş, sektörün işlenmiş ürün üretiminde önemli mesafeler alınmış, ihracatta belirli pazarlarda temsil imkânı sağlanmıştır.

Ülkemizde 2015 yılında 18,6 milyon ton çiğ süt üretilmiştir. Üretilen sütün %91’ini inek sütü, %6’sını koyun sütü, %3’ünü ise keçi sütü oluşturmaktadır.

2015 yılında üretilen toplam inek sütünün %48,8’inin sanayi tarafından toplandığı, yani kayıt altında olduğu görülmektedir.

Ülkemizde süt sığırı işletmelerinin %77’sinin 10 başın altında olduğu görülmektedir. Ancak ülkemizde yeni büyük süt çiftliklerinin kurulması ile beraber yıldan yıla küçük çiftliklerin azalmaya başladığı da görülmektedir.

Burada üzücü olan hayvancılık kültüründen gelen gerçek üreticilerin işletmelerinin büyüyememesidir. Ancak bunda geleneksel yetiştiricilik alışkanlıklarından vazgeçilmemesinin de önemli bir payı vardır.

Süt sektöründe, gerek toplam çiğ süt üretiminde ve gerekse hayvan başına elde edilen çiğ süt miktarında önemli artışlar elde edilmiş olmasına karşın, hâlâ hayvan başına alınan çiğ süt miktarı ve verimlilik, beklenen seviyelerin altındadır.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde hayvanlarımızın genotipi, besleme, sağlık, hijyen ve çevre koşulları, işletme büyüklüğü, yem ve yemleme gibi verimliliği direkt etkileyen koşullarda iyileştirme çalışmalarının yapılmasına devam edilmesi ve üreticinin eğitimi önem arz etmektedir.

Bugün sağılan inek başına elde edilen yaklaşık 3 ton/yıl seviyesindeki ortalama çiğ süt miktarının %100 artırılması hedeflenmektedir. Üretilen çiğ sütün miktar ve maliyeti yanında kalitesi de son derecede önemli bir konu başlığıdır.

Ülkemiz süt sektöründe en önemli iki sorun; kaliteli, sürekli ve güvenilir hammadde temini ve kayıt dışılıktır.

Bu iki temel soruna ilaveten ülkenin mevsimsel üretim miktarları farklılığı sorununu çözememiş olması ise her sene ilkbahar ve sonbahar aylarında fiyatlarda dalgalanma yaşanmasını, istikrarsızlığı beraberinde getirmektedir.

Çiğ süt fiyatlarındaki dalgalanmalar, istikrarsızlık sektörde paydaşlar arasındaki sorunları derinleştirmekte, hem hammadde hem mamul madde üretim ve fiyatlamalarında planlamayı engellemektedir. Bu ise sektörün gerekli yatırımları, atılımları yapmasını önlemekte ve maliyetlerini yüksek oranda arttırmaktadır.

Ülkemizde halen daha süt miktar olarak, kalitesine bakmadan fiyatlandırılmaktadır. Son yıllarda gelişen ve “çiftlik sütü” olarak adlandırılan sütlere firmalarımız daha yüksek fiyatlar vermekte ve almaktadırlar. Ancak, ihalelerde, hala daha süt, içeriğine bakmaksızın tek bir fiyattan alınıp satılmaktadır.

Oysa AB ülkelerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde çiğ süt, yağ ve protein oranı dikkate alınarak fiyatlandırılmaktadır. Bu anlamda, süt fiyatının belirlenmesinde bu kriterlere dikkat edilmesi, desteklerin de bu yönde verilmesi gerekmektedir.

Kaliteli yüksek protein oranına sahip süt için verilecek olan prim desteklerinin farklılaştırılması ve arttırılması ile üreticinin bu tür ürünleri üretmesi desteklenmeli, teşvik edilmelidir.

Mevzuatta, çiğ sütün kalite standartları ile ilgili bugüne kadar yapılan süre uzatımlarının artık yapılmaması gerekmektedir.

Çiğ süt referans fiyatının oluşturulması sırasında mutlaka çiğ sütün kalite parametreleri ile birlikte açıklanması gerekmektedir.

Ancak bu standartlar AB normları örnek alınarak belirlenmelidir ki, Uluslararası piyasalarda da rekabetçi olabilelim.

 

Hakkında: Tarık Tezel

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı, SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili.

Bu haberler ilgilinizi çekebilir

Isıl işlem süte ne kadar zarar verir?

Prof. Dr. Barbaros Özer yazdı… Çiğ süt tüketiminin daha “doğal” ve “sağlıklı” olduğuna ilişkin görüş …

Bir Cevap Yazın