Ana Sayfa / Haberler / Dosya / Süt tedarik sözleşmesi ne getiriyor?

Süt tedarik sözleşmesi ne getiriyor?

Süt piyasasındaki arz ve fiyat dengesizliklerini gidermek amacıyla Süt Tedarik Sözleşmesi Yönetmeliği hazırlanıyor. Çiğ süt alım satımında yeni bir dönemi başlatacağı savunulan süt tedarik sözleşmesi uzun zamandır sektörün gündeminde.

Üretici ile sanayici arasındaki hukuku düzenleyen mekanizmalar yetersiz. Maliyetlerin altında belirlenen süt fiyatları, üretimde sürdürülebilirliği ve çiftçi refahını tehdit ediyor. Çiftçi ürettiği sütün fiyatını belirleme hakkına sahip olamazken, fiyatlar devletin hakemliğinde sanayiciler tarafından belirleniyor.

Süt üreticisi ile sanayici arasındaki hukuku düzenleyen mekanizmaların yetersizliği üretimde sürdürülebilirliği tehdit eden en önemli hususlardan biri. Her yıl üretici ile sanayici arasında yaşanan fiyat tartışmaları hep bu yüzden yaşanıyor.

Süt üreticilerinin en temel girdisi olan yemin fiyatını yem sanayicisi, çiğ sütü çiftçiden alıp ürüne işleyen sanayici de ürettiği peynir, yoğurt ve tereyağının fiyatını belirleyebiliyor. Süt çiftçisi ise ürettiği sütün fiyatını belirleme hakkına sahip değil. Çiğ süt fiyatı genelde devletin hakemliğinde sanayiciler tarafından belirleniyor.

Süt piyasasındaki dengesizliklerin giderilerek piyasanın istikrara kavuşturulması gerçeğinin hükümet de farkında. Üç yıl önce 61. Hükümeti kuran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Hükümet Programı’ndaki öncelikler arasında bu konu da yer alıyordu. Programın hedefleri arasında süt piyasasını istikrara kavuşturmak için piyasaya müdahale sisteminin kurulacağı açıkça yer alıyordu. Bu çerçevede ilk olarak Hayvansal Ürünler Piyasası Düzenleme Kurumu’nun kurulması gündeme geldi ve konuyla ilgili yasa taslağı tartışmaya açıldı.

Ardından bu taslak rafa kaldırılarak 2012 yılında yeni bir süreç başlatıldı. 2013 yılı başında Et ve Balık Kurumu’nu adı Et ve Süt Kurumu olarak değiştirilerek piyasayı düzenleme görevinin bu kuruma verilmesine karar verildi. 2013 yılı ortalarında bu sürecin tamamlanması öngörülüyordu, ancak bu süreç de sekteye uğradı.

Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne atanan İsmail Kemaloğlu, 2013 yılı Mayıs ayında Süt Dünyası’na verdiği mülakatta kurumun piyasaya girip süt almayacağını, sadece arz-talep dengesini sağlamaya dönük çalışmalar yapacaklarını söylemişti. Ancak bunu yapabilmek için kurumun Ana Statüsü’nün değişmesi gerekiyordu. 20 Mayıs 2014’e gelindiğinde Süt Konferansı’nda yaptığı konuşmada Tarım Bakanı Mehdi Eker, uzun zamandır yayınlanması beklenen Et ve Süt Kurumu Ana Statüsünün birkaç gün içinde yayınlanacağını açıkladı. Ancak o günden bugüne bu konuda herhangi bir gelişme yaşanmadı. Bu alanda yaşanan tek gelişme Et ve Süt Kurumu’nda değişimi gerçekleştirmek için kurumun başına getirilen İsmail Kemaloğlu’nun Müsteşar Yardımcılığına atanması oldu.

Et ve Süt Kurumu’nda beklenen değişiklikler gerçekleşmezken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, süt üretiminde ve pazarlanmasında sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla bu defa “tedarik sözleşmesini” gündeme getirdi.

“Süt Tedarik Sözleşmesi Yönetmeliği” taslağını hazırlayan Bakanlık 2013 yılı Aralık ayında bu taslağı sektörün gündemine taşıdı. Yönetmelik taslağının kamuoyuna duyurulduğu açıklamada; “Üreticinin korunması ve sanayiye yüksek kalitede süt tedarik edilerek tüketicinin güvenli süt ürünlerine ulaşmasının sağlanmasının” amaçlandığı belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Dünya Süt Günü” nedeniyle 20 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenen “Süt Üretim ve Tüketiminde Değer Zinciri Konferansı” açılış konuşmasında Süt Tedarik Sözleşmesi’nin piyasada dengeyi sağlayacağını ifade ederek şunları söyledi:

“Sözleşmeli süt tedarik mevzuatı hazırlanıp piyasa mekanizmaları güçlendirilecek. Üreticinin de sanayicinin de artık birbirini gördüğü, tanıdığı birbiriyle ilişkisinin daha sağlam olduğu bir mekanizmanın kurulması lazım. Üretici açısından da bu güvendir, sanayici açısından da bu güvendir. Sanayici kimden, nerede, hangi kalitede sütü, ne kadar miktarda alacağını bilir, planlamasını ona göre yapar. Üretici de aynı şekilde ürettiği sütün elinde kalma korkusunu taşımadan, böyle bir endişeye kapılmadan nereye satacağını bilmesi açısından bu önemli. Sözleşmeli süt tedarik mevzuatı bu bakımdan bu ihtiyacı giderecek.”

Bakan Eker, tedarik sözleşmesi uygulamasıyla üreticinin fiyat, sanayicinin de kalite beklentisinin karşılanacağını vurguladı. Süt piyasasında üreticiyi korumak ve istikrarı sağlamak için atılan adımlar bugüne kadar hep sonuçsuz kalırken, şimdi üreticinin umudu yayınlanacak bu yönetmelikte…

İçeriği çok iyi doldurulmalı

2013 yılı Aralık ayında sektör mensuplarının görüşüne açılan “Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik Taslağı” ile ilgili süt üreticilerinin beklentilerini tam olarak karşılıyor mu? Süt piyasasına getirilmek istenen sözleşmeli tedarik modelini Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Osman Vasfi Yasun’a sorduk. Süt Tedarik Sözleşmesinin gerekli olduğunu vurgulayan Yasun, ancak içeriğinin çok iyi doldurulmasının şart olduğunu söyledi. Ayrıca yönetmelik taslağında ciddi değişikliklere gidilmediği takdirde üreticilerin beklentilerinin karşılanmış olmayacağına dikkat çekti.

Yasun’la bu konuda yaptığımız kısa söyleşi şöyle:

Bakanlığın görüşe açtığı taslak sizin önerdiğiniz hususları tam olarak içermiyor. Yönetmelik taslağında size göre eksik olan ne?

Tedarik sözleşmesi ile ilgili sözleşme yapmaya kanunen yetkilendirilmiş birlikler belli. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kooperatiflerin tek tip ticaret sözleşmesi yapabilme yetkisi yok. Bu yetki sadece 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu ile üretici birliklerine verilmiş. Ama yönetmelikte üretici örgütü diyerek damızlık birlikleri ve kooperatifler de buna dahil edilmiş durumda. Ancak ilgili kanunlara göre tek tip sözleşme ile süt satışı yalnız bizim üzerimizden yapılacak sözleşme ile yapılabiliyor. Süt üretici birlikleri dışındaki örgütler kanunen süt tedarik sözleşmesinde taraf olamazlar ve imza koyamazlar.

Süt tedarik sözleşmesinin sadece süt birlikleri üzerinden yapılması gerektiğini mi söylüyorsunuz?

Kooperatifler de bizim üyemiz zaten, sütlerini satıyorlar ama işlemlerini bizim sistemimiz üzerinden geçiriyorlar. Süt icmalleri bize geliyor, ancak onların hizmet ve soğutma bedellerine biz karışmıyoruz. Ama sanayiciye satma noktasında biz muhatap oluyoruz, onlar soğutma vs. bedelini sanayiciden alıyorlar. Yine aynı şekilde olması lazım, öteki şekilde herkes kendi başına fiyat ve tedarik sözleşmesi oluşturur.

HANGİ ÖRGÜTLER SÖZLEŞME YAPACAK?

Sizin hazırladığınız taslakta sütün tedarik sözleşmesi ile sanayiciye satılmasında diğer üretici örgütlerini (kooperatifler ve damızlık birliklerini) devre dışı bırakmak gibi bir durum göze çarpıyor. Taslak önerisi hazırlarken böyle bir amaç güttünüz mü?

Burada esas amacımız süt fiyatını oluştururken üretici adına pazarlık gücüne sahip olmaktır. Süt üretici birlikleri tüm illerde ve çoğu ilçede örgütlenmesini tamamlamış durumda. Diğer örgütlerin ana konusu süt değil ve sadece il bazında örgütlenmiş durumdalar. Kooperatifler ise zaten her yerde yok.

Yönetmelik taslağında süt primlerinin sütünü tedarik sözleşmesi ile satan üreticiye verileceği belirtiliyor. Bu madde ile ne amaçlanıyor?

Bununla aradaki tüccarları ve taşeronu kaldırmak amaçlanıyor. Kooperatif, süt birliği, damızlık birliği gibi en azından sütün üretici örgütleri üzerinden pazarlanması ve sanayicinin çiftçinin ürettiği sütü yeniden satmak için organizasyon düzenlememesi için. Süt satışları bu sözleşme ile yapıldığında sanayicinin sütü almaması veya süt bırakması durumunda belli günden fazla bunu yapamayacak.

Üretilen süt öngörülenin altında veya üzerinde gerçekleşirse üretici veya sanayici mağdur olabilir. Sözleşmede bir miktar belirtilecek mi?

Bizim hazırladığımız taslakta süt miktarında yüzde 10 artış ve azalma olabilir diye yazmıştık. Ama Bakanlığın hazırladığı taslakta bu husus yer almıyor.

FİYAT NASIL BELİRLENECEK?

Süt tedarik sözleşmesinde fiyat neye göre tespit edilecek, Ulusal Süt Konseyi’nin bölgelere göre tespit ettiği maliyetler veya açıkladığı referans fiyat mı baz alınacak?

Tartışmaya açılan yönetmelik taslağında bu husus yer almıyor, ancak bizim önerdiğimiz taslakta bu konu yer alıyor. Biz hazırladığımız taslakta Ulusal Süt Konseyi’nin veya Süt Üretici Birliği’nin maliyet üzerinden açıklayacağı fiyatların esas alınması gerektiğini belirtmiştik. Ayrıca süt alımlarında dört şekilde (sıcak süt, soğuk süt, yağ ve proteine göre) fiyatlandırma yapılabileceğini de taslak önerimizde ifade ettik.

BÜYÜK ÇİFTLİKLER SÜTÜNÜ NASIL SATACAK?

Peki, tedarik sözleşmesi yürürlüğe girerse, sütünü doğrudan sanayiciye satan büyük çiftliklerin durumu ne olacak?

Onlar kendi başlarına sütlerini satıyorlar. Büyük çiftlik sahipleri Konseydeki toplantılarda süt şu fiyat olsun diyorlar, daha sonra sanayiciye gittiklerinde bizim maliyetimiz daha düşük, şu fiyat (daha düşük) olabilir diyebiliyorlar. Tedarik sözleşmesi devreye girdiğinde bölgelere ve kalitesine göre sütün fiyatı tek olacak, bu tür ikilikler yaşanmayacak.

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Osman Vasfi Yasun’un Süt Tedarik Sözleşmesi Yönetmelik taslağıyla ilgili görüşleri bu şekilde.

Süt Tedarik Sözleşmesi Yönetmelik Taslağı süt üreticilerinin beklentilerini ne ölçüde karşılıyor? Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik Taslağını ve bu taslağa ilişkin Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği’nin görüş ve önerilerini aşağıda yayınladık. Yönetmelik taslağını ve taslakla ilgili üretici görüşünü Süt Dünyası Sayı 51’den okuyabilirsiniz.

Yönetmelik, 16 Nisan 2015’te yayınlandı, ilgili haber için aşağıdaki linki tıklayınız:

Çiğ süt sözleşmesiz satılamayacak 

Hakkında: Süt Dünyası

Bu haberler ilgilinizi çekebilir

Sanayiye giden süt azalırken süt ürünleri üretimi arttı

Ticari süt işletmeleri tarafından Ocak ayında toplanan süt miktarı azalırken üretilen süt miktarı arttı. Türkiye …

Bir Cevap Yazın