Ana Sayfa / Haberler / Dosya / Gümrük Birliği süt ürünlerini kapsayacak mı?

Gümrük Birliği süt ürünlerini kapsayacak mı?

20 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği anlaşmasının kapsamının genişletilmesi gündemde… Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek başta olmak üzere Hükümet yetkilileri Gümrük Birliği anlaşmasının tarım ürünlerini kapsayacak şekilde güncellenmesinin Türkiye için muazzam bir fırsat yaratacağını dile getiriyorlar.

Peki işin aslı nedir, Gümrük Birliği anlaşmasının tarım ürünlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi Türkiye’nin hayvancılık ve süt sektörünü nasıl etkileyecek? İki yıl boyunca gündemi meşgul edecek bu konuyu özel dosyada ele alıyoruz.

İBRAHİM GÜMÜŞ / İSTANBUL

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye ile 21 yıldır devam eden Gümrük Birliği Anlaşmasını yenilemek için yetki istedi. AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin AB ile karşılıklı ticareti yıllık 140 milyar euroyu buluyor. Türkiye toplam ticaretinin yüzde 40’dan fazlasını AB ülkeleriyle gerçekleştiriyor. Türkiye’ye yapılan doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık 3’te biri AB’den geliyor.

31 Aralık 1995’te yürürlüğe giren Gümrük Birliği mevcut haliyle sadece sanayi ürünlerini kapsıyor. Geleneksel tarımsal ve hayvansal ürünler bu anlaşmanın kapsamında yer almıyor. Anlaşmanın güncellenmesiyle, Gümrük Birliği’ndeki ürünlerin niteliği ve yelpazesinin tarım, sanayi, hizmetler ve kamu alımları alanlarını kapsayacak şekilde genişlemesi hedefleniyor.

2017’de müzakereler başlayacak

Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesine yönelik sürecin başlatılması kararının ardından AB Komisyonu’nun müzakere yetkisini 3-4 ay içinde alması, buna yönelik görüşmelerin de 2017’nin ilk yarısında başlaması öngörülüyor. Müzakerelerde mutabakata varılması ve güncellemenin Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi tarafından onaylanması sürecinin ise yaklaşık 2 yılda tamamlanması öngörülüyor.

Ticaret hacmi 300 milyar dolara çıkacak

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası kuruluşu IFC’nin İstanbul’daki toplantısında konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Hükümetin gündeminde kapsamlı bir yapısal reform olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonunu daha etkin bir şekilde geliştirmesi gerektiğine işaret etti. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin Türkiye’ye muazzam bir şekilde değer katacağını dile getiren Şimşek, “Sanayi ürünlerine ilaveten, tarım, hizmetler ve kamu alımlarını da içerecek şekilde kapsamlı bir anlaşmayı uygulamaya koyabilirsek, bu hem Avrupa için hem Türkiye için kazan-kazan senaryosu olur. Bunu yapabilirsek AB ile ticaret hacmimizi 300 milyar dolara çıkarabiliriz. Tarım sektöründe çok önemli bir potansiyelimiz var” dedi.

Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı

Konuya ilişkin Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneğinden (TÜSİAD) AA’ya yapılan açıklamada, “Mevcut Gümrük Birliği, taraflar arasında giderek gelişen ekonomik ilişkilere cevap verememeye başladı. Bu ihtiyacı karşılayacak olan, sadece malların değil, hizmetlerin ve tarım ürünlerinin de serbest dolaşımını kapsayan çok daha derin ve güncellenmiş bir Gümrük Birliği olacaktır” ifadelerine yer verildi. Açıklamada tarım ürünlerinin Gümrük Birliği’ne dahil edilecek olmasının tarım, hayvancılık ve tarıma dayalı endüstrilerde köklü değişikliklere yol açacağına dikkat çekildi.

“AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. İhracatımızın yarıya yakınını, ithalatımızın ise 3’te birinden fazlasını AB ülkeleri ile yapmaktayız. Türkiye’ye son 10 yıldır giren doğrudan sermayenin ise yaklaşık yüzde 70’i AB kaynaklı. En büyük ticaret ortağımızla ilişkilerimizi korumak ve ilerletmek açısından dış ticaret ve gümrük politikalarımızın uyum içinde olması ve bu uyumun sadece mal ticareti değil, hizmetler ve tarıma da genişlemesi önemlidir.” denilen TÜSİAD açıklamasında, Gümrük Birliği’nin güncellenmesiyle birçok sektörde köklü değişimlerin olacağına da vurgu yapıldı.

Tarıma yabancı yatırımlar çekebilir

İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin işlenmiş tarım ürünlerinin iki taraf arasında gümrüksüz ve kotasız ticaretinin yanında Türkiye’nin AB’nin ortak gümrük tarifesi ve ticaret politikasına uyumunu sağlayacağını belirtti. Bunun Türkiye ekonomisine yeni bir ivme kazandırmasını beklediklerini ifade eden Zeytinoğlu, özellikle hizmet sektörü ve tarıma yabancı yatırımların sıçramasının sağlanacağını kaydetti.

DÖRT FARKLI SENARYO ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci konu hakkında yaptığı değerlendirmelerde, AB ile Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesine ilişkin dört farklı senaryo bulunduğunu, bunlardan tam anlamıyla güncellemenin hem Türkiye’nin hem AB’nin yararına olacağını söyledi. Tam güncellemede en riskli alanın ise tarım olduğunu kaydeden Zeybekci, Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinden Türkiye’nin ve AB’nin nasıl etkileneceği konusunda bağımsız kuruluşlara etki değerlendirme analizleri yaptırdıklarını hatırlatarak, sonuçların her iki taraf için de pozitif çıktığını bildirdi. Zeybekci, etki analizlerine dayalı olarak hazırlanan ve Bakanlar Kurulu’na sundukları dört farklı alternatifi ise şöyle sıraldı.

1. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ama tarımda tedbirli davranılması, yüzde 50 oranında bir açılım sağlanması.

2. Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımları dahil bir bütün olarak, tam anlamda güncellenmesi. Burada tüm sektörlerde karar alma mekanizmalarına dahil olma ve üçüncü ülkelerle yapılan Serbest Ticaret Anlaşmalarına taraf olmak da kapsamda olacak.

3. Gümrük Birliği’nin kapsamlı bir STA’ya dönüştürülmesi. Ama burada tarafların bütün ürünlerde ayrı ayrı gümrük tarifeleri belirleme hakları olacak.

4. Mevcut haliyle olduğu gibi Gümrük Birliği’nin sadece sanayi ile Serbest Ticaret Anlaşmasına (STA) dönüştürülmesi.

TABLO-1: TÜRKİYE’NİN 2011-2015 YILLARI ARASINDA AB ÜLKELERİ İLE SÜT ÜRÜNLERİ DIŞ TİCARETİ (Dolar)

2011 2012 2013 2014 2015
Ülke Adı İhracat ($) İthalat ($) İhracat ($) İthalat ($) İhracat ($) İthalat ($) İhracat ($) İthalat ($) İhracat ($) İthalat ($)
Almanya 44.154 7.771.591 39.349 8.852.315 2.877 13.993.240 6.215 13.506.478 9.171 6.875.365
Avusturya 73.191 118.063 46.481 562 382.929
Belçika 466.321 1.375 698.343 4.378 859.008 409.850 11.804 4.920.950
Bulgaristan 28.560 6.301 309.767 164 75.447
Çek Cumhuriyeti 354
Danimarka 1.370.212 1.706.794 3.406.902 3.086.999 1.881.506
Finlandiya 651.243 1.455.426
Fransa 145.027 5.483.950 30.811 5.578.922 244 7.139.417 62.176 15.319.353 252 6.634.258
Güney Kıbrıs 9.788
Hırvatistan 525
Hollanda 10.256 10.778.573 5.555 20.958.456 23.069 7.807.432 107.627 5.826.826 99.732 9.135.000
İngiltere 2.492 1.036.668 5.378 51.172 1.949 1.331.175 16.315 5.165.797 295.892 2.071.080
İrlanda 9.815.192 12.776.636 15.504.925 8.976.748 20.908.881
İspanya 7.464 1.572 103.808 2.434 2.297.351 336 176.400 542.726
İsveç 36.033 1.144 32.190 1.326 502.187 9.340 484 218 760
İtalya 4.018.215 19.700 6.626.760 5.738 5.038.924 100 3.637.467 4.267.797
Letonya 292.348 286.774 545.642
Litvanya 186.398 3.250
Macaristan 75.345 963 77.536 88.750
Malta 12.897 158 339
Polonya 230.342 1.309.526 3.965 690.922 992 5.116.858 1.360.742
Portekiz 246.041 4.307.130 3.447.315 3.029.814
Romanya 6.804 2.722
Slovenya 7.992
Yunanistan 16.086 241.542 38.522 50.340 42.112 713.103 3.597 4.809.496
247.504 41.621.642 171.966 59.429.137 103.500 63.422.380 249.528 66.495.386 420.666 68.606.362

EN RİSKLİ ALAN TARIM

Bu alternatiflerden tercihlerinin tarım, hizmetler ve kamu alımlarını içeren full paketten yana olduğunu belirten Ekonomi Bakanı Zeybekci, bu senaryo ile güncellemenin 2030 yılında büyümeyi yüzde 2 artıracağını söyledi. Zeybekci, “İhracatın üzerine yüzde 24,5 artı getirecek, ithalatın üzerine de yüzde 23 etki yapacak. İhracat ve ithalatın eşdeğer yükselmesi Türkiye’nin menfaatine. 2030’da Türkiye büyük dönüşüm ve kazançla çıkacak” dedi.

Tam anlamıyla yapılacak güncellemede Türkiye için en riskli alanın tarım olduğunu vurgulayan Zeybekci, “Tarımda avantajlı ya da dezavantajlı olduğumuz alanlar var. Yaş meyve sebzede, tahılda ve turunçgilde avantajlı oluruz, ette dezavantajlı oluruz” dedi. Türkiye’nin bugüne kadar tarımı yüksek gümrükle koruduğunu ifade eden Zeybekci, tarımın kapsama alınmasıyla Türk çiftçisinin artık AB’deki gibi desteklerle korunacağını, halkın tarımsal ürünlerde kalite ve fiyatta AB standartlarına kavuşacağını kaydetti.

Güncelleme çalışmaları için AB Konseyi’nden 2017’nin ilk çeyreğinde yetkinin çıkmasını beklediklerini dile getiren Zeybekci, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi noktasında 2017 sonunda önemli bir noktaya gelmek niyetindeyiz. 2017’de en geç 2018’de tamamlamamız gerekiyor. Çünkü dünyada Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Anlaşması gibi bazı süreçler çok hızlı ilerliyor” ifadelerini kullandı.

TARIM ÜRÜNLERİ TİCARETİNDE AB İLE MEVCUT İŞLEYİŞ NASIL?

Gümrük Birliği’nin süt ürünlerini de kapsayan tarım ürünleri konusundaki mevcut uygulamalar hakkında burada kısaca bilgi vermekte yarar var.

1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında AB ile Türkiye arasındaki tarım ürünleri ticareti karşılıklı tavizlerle düzenleniyor. Gümrük Birliği kapsamında Türkiye’ye karşı AB tarafından uygulanan tavizler genişletildi. Bu kapsamda, tüm tarım ürünlerinde ‘Ad Valorem’ vergi muafiyeti, bazı ürünlerde tarife kontenjanı çerçevesinde gümrük vergisi muafiyeti ile spesifik vergi muafiyeti veya indirimi sağlanıyor.

Türkiye bazı ürünlerde vergi muafiyeti sağlıyor

Buna karşılık Türkiye (1/98 sayılı Ortaklık Konseyi Karar uyarınca); canlı büyükbaş hayvan, dondurulmuş et, süt tozu, tereyağı, peynir, sebze ve çiçek fidanları, çiçek soğanları, elma, şeftali, tohumluk patates, tahıl, ham veya rafine bitkisel yağlar, şeker, domates salçası, bazı alkollü içkiler ve meyve suları ile hayvan yemi ürünlerinde tarife kontenjanları çerçevesinde AB’ye gümrük vergisi indirimi ya da muafiyeti şeklinde tavizler tanıyor.

İşlenmiş tarım ürünlerinde ise gümrük vergileri, tarım payı için spesifik ve sanayi payı için ‘Ad Valorem’ olarak uygulanıyor. Bazı işlenmiş tarım ürünlerinde şeker, süt yağı ve nişasta oranlarına bakılarak, bazılarında ise içeriğinde kullanılan temel tarım ürünleri girdilerinin koruma miktarlarına bağlı olarak hesaplanan tarım payları, ikili ticarette otonom olarak tespit ediliyor.

Bazı gıdalarda ortak gümrük tarifesi

AB ülkeleri ve EFTA bölgesinin (İsviçre, İzlanda, Lihtenştayn, Norveç) tabi olduğu tarım payına ilişkin vergiler, fiiliyatta üçüncü ülkelere nazaran daha düşük uygulanıyor. Sanayi payları ise taraflarca karşılıklı olarak sıfırlanırken, üçüncü ülkelerin ithalatında ise ortak gümrük tarifesi uygulaması söz konusu. 2007 yılında Gümrük Birliği kapsamındaki tavizlere ilave olarak, bazı işlenmiş tarım ürünlerine (Kakao içermeyen şeker mamulleri, boğaz pastilleri, çikolata ve kakao içeren ürünler, makarnalar, hububat ürünleri, bulgur, ekmek, pasta, kek ve diğerleri ile dondurma) tarife kontenjanları marifetiyle karşılıklı tarım payı muafiyeti getirildi.

İnsan sağlığı veya gıda güvenliği gibi ekonomik olmayan gerekçelerle, tarım ürünleri ithalatında AB tarafından sıkı kurallar uygulanıyor. Hayvansal olmayan gıda ürünlerinin AB’ye ithalatında gıda mevzuatının yanı sıra HACCP standartlarına uygunluk aranıyor ve ithalat işlemleri önceden belirlenen ihtisas gümrükleri üzerinden yetkili kuruluşların denetiminde gerçekleşiyor.

TABLO-2: DÜNYA PEYNİR İHRACATINDA İLK 25 ÜLKENİN 15’İ AB ÜYESİ

Sıra Ülke Tutar (Milyon $) Pazar Payı (%)
1 Almanya 3.753 14,4
2 Hollanda 3.418 12,7
3 Fransa 3.360 12
4 İtalya 2.507 9,6
6 Danimarka 1.380 5,3
8 Belçika 830 3,2
9 İrlanda 781 3
10 İngiltere 687 2,6
11 Polonya 658 2,5
15 Avusturya 538 2,1
16 ispanya 426 1,6
17 Yunanistan 408 1,6
19 Lüksemburg 332 1,3
20 Litvanya 207 0,8
21 Çek Cumhuriyeti 193 0,7
TOPLAM 19.478 73,4

Türkiye 162 milyon dolarlık ihracatı ile peynir ihracatında 23’üncü sırada yer alıyor ve %0,6 (binde 6) pazar payına sahip. Hayvansal gıdaların (et, süt, yumurta, balık ürünleri vb) ithalatında daha sıkı koşullar uygulanıyor. Bu ürünlerin ithalatından önce yetkili mercilere bildirim yapılarak, onaylanmış gümrük giriş kapılarından AB pazarına girmesine izin veriliyor. Ayrıca gerektiğinde ihracatçı ülkelerdeki üretim tesislerinde kontroller gerçekleştiriliyor.

AB’den yapılan tarım ürünleri ithalatında Türkiye de benzer koşulları arıyor. Bu kriterlerin başında, tarımsal ürünlerin belgelendirilmesi ve ön izin mekanizmaları, ülkeye girişte ihtisas gümrüklerinin kullanılması ve gümrükleme aşamasında gerçekleştirilen fiziki kontroller geliyor.

Her iki taraf da pazara girişte zorluklar yaşıyor

Bahsi geçen düzenlemeler, ikili ticarette her iki taraf için de pazara girişinde çeşitli engellere yol açıyor. Örneğin, Türkiye menşeli biber zirai ilaç kalıntısı riski nedeniyle yüzde100 sıklıkla belge ve kimlik kontrolüne, yüzde 10 sıklıkla laboratuvar analizine tabi tutuluyor. Hayvansal ürünlerin AB’ye ihracatı ise ancak ürün bazında onaylanmış tesislerden yapılabiliyor.

Türkiye’nin tarım sektöründeki koruma düzeyi çoğu OECD ülkesinden yüksek olmakla birlikte, AB’den halen aşağı seviyededir. Türkiye’nin tarımsal ürünlere yönelik ortalama gümrük vergisi (%42,4), AB’nin uyguladığının yüzde 13,2 daha üzerindedir. Bazı hayvansal ürünler, süt ürünleri ile şeker ve şekerleme ürünleri için uygulanan gümrük tarifeleri oldukça yüksek olabilmektedir. Türkiye’nin çoğu tarım ürününde uyguladığı gümrük vergileri AB’nin uyguladığı vergilerden fazla olabilmektedir.

Mevcut durumda AB ile tarım ürünleri ticaretinde Türkiye dış ticaret fazlası veriyor. Türkiye’nin toplam tarım ürünleri ticaretinde verdiği dış ticaret fazlasının yarısı AB’ye yaptığı ihracattan kaynaklanıyor. AB’ye tarım ürünleri ihracatı son 15 yıllık dönemde 1,5 milyar dolardan 5,6 milyar dolara çıkarak 3,8 kat artış yaşandı. İthalat ise 509 milyon dolardan 2,7 milyar dolara çıkarak 5,3 kat artış meydana geldi.

AB ile tarım ürünleri dış ticaretinin 15 yıllık serüveninde üstünlük oransal bakımdan AB’de, miktar olarak Türkiye’de. Tarım ürünlerinde ithalatın ihracattan çok artmasına karşılık, Türkiye tarım sektöründe dış ticaret fazlası vermeye devam ederek ihracat fazlası 983 milyon dolardan 2,9 milyar dolara ulaşmıştır.

AB’DEN SÜT ÜRÜNLERİ İTHALATI ARTAR

Gümrük Birliği’nin tarım ürünlerini de kapsayacak şekilde genişlemesi Türkiye’yi süt ürünleri bakımından nasıl etkileyeceği ile ilgili iki araştırmaya ve bir görüşe burada yer vermek istiyorum.

Burada yer vermek istediği araştırmalardan birincisi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında AB Uzmanı olarak çalışan Ufuk Alkan’ın “Türkiye-Avrupa Birliği Gümrük Birliği Alanı’na Tarımsal Ürünlerin Dâhil Edilmesinin Hukuki Rejimi ve Muhtemel Etkileri” adlı çalışması. Bu çalışmada Gümrük Birliğinin süt ürünlerini kapsaması halinde sektörün nasıl etkileneceği ile ilgili şu tespitler yer alıyor:

“Süt tarımsal ihracatımızda öne çıkan bir ürün değildir. Ülkemizce süt ithalatına %150 gümrük vergisi uygulanmaktadır. AB üçüncü ülkelerden süt ithalatına 13,80 Avro/100 kg – 22,70 Avro/100 kg gümrük vergisi uygulamaktadır. En Az Gelişmiş Ülkelere (EAGÜ) gümrük vergisi uygulamamaktadır. Dünya süt üretiminin dörtte biri AB üye devletleri tarafından yapılmaktadır.

Gümrük Birliği tarım ürünlerine genişletildiğinde AB’den süt ithalatımız artabilecektir. İthalata bağlı olarak ülkemizdeki üretim miktarı ve fiyatlarda düşüş olabilecektir. Çünkü ülkemiz ihracatçı olmasına rağmen süt ithalatı yüksek gümrük tarifesi ile korunmaktadır. Ayrıca, 31 Mart 2015 tarihinde AB’deki süt kotalarının kaldırılması AB’de üretimde artışa ve fiyatlarda düşüşe neden olabilecektir. Böyle bir durumda ithalatımız en fazla dünya süt ihracatının yaklaşık yarısını yapan Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya’dan artabilecektir.

Türkiye tereyağı ithalatına %180 gümrük vergisi uygulamaktadır. AB üçüncü ülkelerden tereyağı ithalatına 189,60 Avro/100 kg gümrük vergisi uygulamaktadır. EAGÜ’ye gümrük vergisi uygulamamaktadır. Ülkemiz dünyadan en fazla tereyağı ithalatı yapan yirmi birinci ülkedir. Dünyaya en fazla tereyağı ihracatı yapan ülkeler Yeni Zelanda, Hollanda, İrlanda, Almanya ve Belçika’dır. AB, Yeni Zelanda’ya 70 Avro/100 kg şeklinde indirimli bir gümrük vergisi uygulamaktadır.

Tereyağında ithalatçıyız

Tereyağında ülkemizin ithalatçı olması, Yeni Zelanda’nın yanı sıra AB üye devletlerinin dünyaya en fazla tereyağı ihracatı yapan ülkeler olması ve AB Ortak Gümrük Tarifesinin ülkemiz gümrük vergisinden düşük olması tereyağı ithalatının artabileceği anlamına gelmektedir. Ülkemiz ithalatı hem önemli ihracatçılardan olmaları hem de coğrafi yakınlık nedeniyle AB üye devletlerinden artabilecektir. Ancak, AB’nin Yeni Zelanda’ya indirimli bir gümrük vergisi uyguladığı dikkate alındığında bu ülkeden ithalatımızda da artış söz konusu olabilecektir.

Bu konuda önemli tesptilerin yer aldığı araştırmalardan bir diğeri de Ekonomi Bakanlığı Uzmanı Dr. Ömer Tarık Gençosmanoğlu’nun Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisinde (Cilt 23, Sayı 1, Yıl 2015) yayınlanan “Gümrük Birliği’ne Tarım Ürünlerinin Dahil Edilmesi: Türkiye İçin Ticaret Politikası Önerileri” adlı araştırması. Araştırmada Gümrük Birliğinin tarım ürünlerini kapsayacak şekilde genişletilmesinin Türkiye süt sektörünü nasıl etkileyeceği hususunda şu görüşler dikkat çekiyor:

“Gümrük Birliği’nin tarım ürünlerini içerecek şekilde genişletilmesi halinde, Türkiye’nin ihracatında en büyük artışın sebze, meyve ve kabuklu yemiş, bitkisel ve katı yağlar, süt ürünleri, şeker ve gıda ürünlerinde; ithalatında en fazla artışın ise buğday, sebze, meyve ve kabuklu yemiş, sığır eti ve süt ürünlerinde yaşanacağı beklenmektedir. Bu durum, yakın zaman içinde AB’nin DTÖ süreci, yeni üyelerin katılımı ve ikili ticaret anlaşmaları yoluyla tarımsal ürünlerin ticaretinde önemli ölçüde serbestleşme sağlamasına bağlanmıştır.”

AB İLE REKABET ETME DURUMUMUZ YOK

Gümrük Birliğinin tarımı da kapsayacak olması büyük bir müjde olarak lanse ediliyor. Gümrük Birliği anlaşmasının süt ürünlerini de kapsayacak şekilde güncellenmesi durumunda Türkiye’nin peynir ve tereyağı gibi ürünlerde AB ile rekabet edemeyeceği ortada. Gümrük Birliği anlaşmasına süt ürünleri dahil edildiği zaman bu Türkiye’nin aleyhine olur.

Süt ürünleri dış ticaretinde AB ile olan ilişkimiz negatif durumda. Son 5 yılda AB’ye süt ürünleri ihracatımız 1 milyon 193 bin dolar, ithalatımız ise 299 milyon 574 bin dolar. Böyle bir tablo karşısında Gümrük Birliği anlaşmasının süt ürünlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi halinde Almanya, Fransa, Hollanda ve İtalya ile peynir ticaretinde rekabet edemeyiz. Çünkü Almanya, Fransa, Hollanda ve İtalya dünya peynir ihracatının neredeyse yarısına hakim. AB’nin dünya peynir ihracatındaki payı ise yüzde 75 oranlarında.

AB ülkelerinin peynir ihracatı 20 milyar doların üzerinde. Türkiye’nin toplam süt ürünleri ihracatı 272 milyon dolar, bunun 162 milyon doları ise peynir ihracatı. Ayrıca Avrupa’da peynir fiyatları bize nazaran daha ucuz. Aynı standartta ve kalitedeki peynirler Türkiye’de daha yüksek maliyetlerle üretiliyor. Bizim onlarla süt ürünlerinde rekabet etme durumumuz açıkçası yok. Gümrük Birliği özellikle süt ürünlerinde büyük bir fiyasko olur.

Gelecek sayılarda bu konuya devam edeceğiz.

>> Süt Dünyası

2006 yılından beri yayınını sürdüren tarafsız ve bağımsız medya kuruluşudur. Süt Dünyası Dergisi kurulduğu günden bu yana ilkelerinden taviz vermeden yayıncılık faaliyetine devam ediyor. Süt Dünyası Dergisi Haber Merkezi tarafından hazırlanan her türlü içerik "Süt Dünyası" imzası ile yayınlanmaktadır.

Bu haber ilgilinizi çekebilir

Hayvan ithalatında devlet tekeli

Tarım Bakanı Faruk Çelik ile birlikte hayvancılıkta ithalat politikası değişiyor. Bakanlar Kurulu kararı ile canlı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir